Uzun uzun karanlık sahnelerin arkasında duran bozkır.. Tadına doyulmaz bozkır… Gecenin karanlığında sorgu, polisiye nüanslar, herkesin kıyısında duran bir kadın hikâyesi. Komiser orda hırlayarak ceset bulmaya çalışırken Arapla Doktor arasında ki tüm konuÅŸmalar hikâyenin ritmini bozmak ve tamamen odağı deÄŸiÅŸtirerek seyirci üzerindeki psikolojik etkiyi dağıtmak üzerine kurulu. Rüzgârın, yaprakların, yolda olan yaÄŸmurun sesi önünde duran doktorun sarı yapraklar arasında kaybolması. Nerde olursa olsun doÄŸanın kendi dilinde mırıldandığı cümleler. Gece sakızını artırdıkça uzayan yolun kısa mesafeli yazgısı. Komiserin durmadan ve sürekli algıyı bozan konuÅŸması. Bir günah araÅŸtırılıyor, geride kalanların boynuna asılacak bir günah. Bu günahın en derininde duran Kadın. Ceylan filmde kadın imgesini suya hızla giden ve gittiÄŸi yerde kendinden birkaç adet bulunan “Elma” imgesi ile vermiÅŸ ancak durum o kadar ortadaki. Bu tavrında dolayı birçok kadının en temelde ona kızdığı noktada kadının hikâyelerinin en baÅŸkahramanı olmasının sebebi elbette insan kalbinde duran siluet bir kadın. Çünkü kadın yeryüzünün yaradılış hikâyesinin sessiz kahramanı. “ELMA” imgesi ile kadını ifade etmek çok sıra dışı bir fikir deÄŸil ancak “Elma” imgesinin üzerine konulan anlam o kadar estetik ve ÅŸiirsel ki bu size asla yabancı gelmiyor. Ceylan diÄŸer filmlerinde gözlerden akıttığı ÅŸiirselliÄŸini bu kez o kadar çok yayıyor ki her ana dramatik ancak dudak kanarına konabilecek bir ÅŸiirin içinde buluyorsunuz kendinizi. Sahnelerin arasında "bırakılan “es” elbette Ceylan sinemasında yadırgadığımız bir durum deÄŸil ancak bu kez farklı olan araya bırakılan eslere daha fazla iÅŸlenmiÅŸ olan fotoÄŸraflar. Bozkırda durdukça insanın elini tutan o soÄŸukkanlı duruÅŸ, sarı bakış, kendinden emin olmanın çekincesi, zamanın içinde kaybolmak ve zamanın derinliÄŸini kalbinde saklamak gibi birçok duyguyu o kadar zarif vermiÅŸ ki seyirciye Ceylan, uzun araba sahneleri, cesedi arayış ve onun gerisinden gelen kapalı aksiyon film içinde belirli bir mesafe ile durmanızı saÄŸlıyor. Bir alegorik anlayış, bir bakış, bir aÅŸk… Ceylan filmlerinde kendini baÅŸ tarafta görme durumu bu filmde asla gerçekleÅŸmiyor, bu filme elinizi uzatıyorsunuz ancak asla dokunamıyorsunuz.
Kadın imgesine geri dönecek olursak bu kadın hikâyesinde insanın tellerine vuran en önemli ve dokunaklı hikâye Savcı’nın ( Taner Birsel) anlattığı ve Doktor’un (Muhammed Uzuner ) kendince yorumlar yaptığı kendi sonunu bilen ya da kurgulayan kadının hikâyesi. Bazen öyle oluyor hayat, birileri ölüyor ya da ölümünü planlıyor ve siz arkasından sadece bakabiliyorsunuz. Sinemanın en temelinde duran ÅŸeyde hikâyenin arkasından bakmak ve o hikâyenin aktığı yataktan geçmektir. Savcı bu ölümden maÄŸdur, o ensesinde dolaÅŸan kadının farkında ve aslında kadını anlatırken o kadın Doktor’un hemen önüne düÅŸen gölgede saklanmış. Gözlerinin çevresinde duran çizgide sakladığı ölümü, savcı hiç utanmadan ve hatta anlatırken kendini gizleyerek kesiklerin arasından çıkarıyor ve elbette kimseyi incitmiyor. Ceylan “Bir Zamanlar Anadolu’da” filminde herkesi o kadar kısık sesle konuÅŸturuyor ki belki de her ÅŸeyi seyircinin kendi vicdanına bırakıyor. Filmin bence bir baÅŸka ismi” Bu Dev Bir Vicdan”filmidir.
Filmin kadrosu oldukça baÅŸarılı ancak Yılmaz ErdoÄŸan’ın sorunlu profili oldukça cılız. İnançsız bir komiseri ete kemiÄŸe büründüren ErdoÄŸan kendinden baÅŸka bir yere gidememiÅŸ maalesef ki pos bıyıkları arasında sigara saran “Deli Emin” eksik ve insanı sarmayan cümlelerine raÄŸmen bir adım daha ilerideydi Komiser rolünden. Kenan’ın bakışı ( Fırat Tanış) insanın ciÄŸerine düÅŸen bir ÅŸimÅŸeÄŸin beyaz kıvılcımı gibi olsa da insan ona kafasını çevirip bakamıyordu sanki hayattan bir canın eksilecekmiÅŸ gibi hissediyordun. Sessiz oyuncuÄŸun ve sadece gözünün içindeki derin oyuncuÄŸun anlamını bir kez daha kavrattı bize Kenan. Arap Ali (Ahmet Mümtaz Taylan) filmin kokusu olmuÅŸ. Cümlelerini hayata iliÅŸtiren Arap Ali tertemiz bir oyunculukla adeta ışıldıyor. Doktorla aralarında olan uzun tirad boyunca Arap Ali hayatı ortadan ikiye çok keskin ve çok acıtarak ayırıyor.
Uzun bir ÅŸiir okuma arzusuyla yanan herkesin bu filmi görmesi gerekiyor. Bu film bir vicdan filmidir.
Sevgiler saygılar…
Yasemin Seven Erangin
Batman Sanat Tiyatrosu İstanbul Basın Koordinatörü