Günümüzde farklı dil ve kültürlerin bir toplum için zenginlik olarak kabul edildiÄŸini ve bu farklılıkların toplumları kaynaÅŸtırdığı ve geliÅŸtirdiÄŸinin görüldüÄŸünü belirten Sevinçer, ÅŸöyle devam etti; “Farklı halkların birlikte barış içinde yaÅŸaması bu toplum fertlerinin tahammül ve hoÅŸgörü duygularını geliÅŸtirmekte ve böylece demokrasiyi özümsemiÅŸ bir toplum ortaya çıkmaktadır. Bir toplumda demokratik anlayışın yerleÅŸmesi ve özümsenmesi de toplumsal barışı saÄŸlamaktadır. Ülkemizde tam da bunların eksikliÄŸinden dolayı ortaya çıkan Kürt sorununun da çözüm basamaklarının belki de ilki anadilde eÄŸitim hakkının verilmesi olacaktır. Bu hak tabii bir insan hakkı olup verilip verilmemesi tartışma kabul etmez. Zaten bu hak “Hak” tarafından verilmiÅŸtir ve tercih edilebilir deÄŸildir. Bunu yasaklamak bir hak gaspıdır ve toplumsal barışı dinamitleyen bir unsurdur. Kürt dilinin, yok sayılması, inkâr edilmesi ve sistemli bir ÅŸekilde ortadan kaldırılmak istenmesi bu sorunu çözmemiÅŸtir. Åžimdilerde olduÄŸu gibi Kürt dilini aÅŸağılamak, eksiktir, medeniyet dili deÄŸildir demekte Kürtlerin dillerini terk etmelerini saÄŸlamayacaktır. Zaten dünyada kim dilini terk eder ki? Dilini terk etmek anne-babayı, nineyi dedeyi terk etmektir. Onlarla olan bağı koparmaktır. Her millet dolayısıyla her dil Allah’ın ayetidir ve yaÅŸatılmalıdır. Yoketmeye çalışmak Allah’a karşı gelmektir ve bu da günahların en büyüÄŸüdür.” Haber merkezi