Lütfen bekleyin..



“DEVAM ETMEM HALİNDE BAŞARI GELİRDİ”

22 Haziran 2017, 18:35 - Okunma: 1402

Bu haftaki Tele-Röportajımızın konuğu Petrolspor’u play-offa çıkaran deneyimli teknik adam Durmuş Ali Çolak.

Merhaba gazetemizin değerli okurları, bu hafta TELE-RÖPORTAJ konuğumuz Fenerbahçe, Adana Demirspor, Adanaspor, Zonguldakspor başta olmak üzere bir kulübümüzde başarıyla forma giymiş, 2013/2014 sezonunda ilk devrenin bitmesine kısa bir süre kala göreve gelmiş olduğu Batman Petrolspor'da oldukça başarılı işler çıkaran, 10. sırada bulunan takımı şampiyon Düzyurspor'un ardından iki puan farka ile ikinci yapan ve kalınan PLAY-OFF maçlarında ise yarı finalde Elibol Sandıklıspor'u elememizin ardından çıkmış olduğumuz final maçında Hacettepespor'a kaybetmemizin ardından takımda kalması kesin gözüyle bakılan fakat yönetimin anlamsız bir şekilde yollarını ayırdığı teknik direktörlerimizden Durmuş Ali Çolak. Sizleri değerli hocamızın sorularımıza içtenlikle vermiş olduğu cevaplarla baş başa bırakırken, röportaj teklifimi kırmadığı için de kendisine ayrıca teşekkür eder başarılarının devamını dileriz.


* Durmuş Ali ÇOLAK kimdir?
- 1965 yılında İskenderun'da doğdum. Kendimi bildim bileli o sihirli topun peşinden önce futbolcu olarak daha sonra ise Teknik Direktör olarak işimi keyifle, severek saygı ile halen görevimi yürütmekteyim. Sağlığım el verdiği sürece mesleğimin etik değerlerini koruyarak bu mesleği yürüteceğim.

* Batmanlılar olarak Durmuş Ali ÇOLAK'ı Fenerbahçe'deki başarılı futbolculuğundan ve 2013/2014 sezonunda Petrolspor'a Kahramanmaraş'ta yaşattığı final heyecanından ötürü tanıyor ve unutamıyor. Bize Fenerbahçe'nin ve Petrolspor'un unutulmazları arasına girmeyi başaran Durmuş Ali ÇOLAK'ın futbola başlangıç sürecinden söz eder misiniz.
- Uzun yıllar Dumlupınar amatör futbol takımından başlayarak profesyonel olarak ise İskenderunspor, Ankaragücü, Fenerbahçe, Gaziantepspor, Denizlispor, Zonguldakspor, Adana Demirspor, Adanaspor, Mersin İdmanyurduspor ve Milli Takımın genç, ümit, ordu, olimpiyat ve A Milli takımlarında futbolcu olarak gurur ve sevgi ile görev aldım. Daha sonra 1998 yılında sahanın diğer tarafına geçerek Teknik Direktörlük serüvenim başladı. Bu süreçten sonra futbolculuk ve hocalık arasında siyah ve beyaz, gece ve gündüz kadar farkın olduğunu anladım. Yönetilen durumundan sonra sorumluluk alarak sportif anlamda hizmet ve idare konumuna geçtim. Bu durum sorumluluğumu kat be kat artırdı.

* Futbolculuğunuzda çalıştığınız teknik adamlardan hangilerini benimserdiniz ve sizi ülke çapında tanınan Durmuş Ali Çolak olmanızda emeği geçen teknik adamlar kimlerdi?
- Futbol oynamaya başladığım süreçte mahalledeki ağabeylerimizin, futbolcu arkadaşlarımın, hocalarımın benim ve arkadaşlarımın üstünde iyi veya kötü izleri vardır. Hepsinin emekleri yadsınamaz. Benim için özel olan Zeynel Soyuer hocamın çok ayrı bir yeri vardır. Ayrıca Yılmaz Yücetürk, Veselinoviç, İvan Küçükov ve Yücel İldiz hocalarımın da benim üstümde çok emekleri vardır

* Sizin döneminizdeki ile günümüzdeki dönemi kıyaslayacak olursanız, dönemin teknik adamları ile günümüzdeki teknik adamları arasında ne gibi farklılıklar görüyorsunuz. Çalışma biçimlerinden, kulüplerine  bakış açılarında ne gibi değişiklikler görüyorsunuz?
- Bizim futbol da kötüyü örnek alma eğilimimiz daha fazla. Avrupa'da ve Türkiye'de çok iyi yönetilen kulüpler mevcut. Bizim yaptığımız iş gerçekten ülkemizde oldukça güç. Teknik Direktörlük kavramı ülkemizde hala bir meslek sınıfına girmemiş durumda. İnsanların keyif alarak izlediği bir müsabakada dahi her an işinizi kaybetme riski taşıyabiliyorsunuz. Maalesef ülkemizde kıstas kriterler ya bilerek ya da bilmeyerek yapılmıyor. Tabi ki çok büyük farkların olması, zamanımız bilgi çağı, dünyadaki herhangi bir bilgi paylaşıldığı anda herkesin haberi olabiliyor. Eskiden futbolcular, teknik adamlar yeniliklere bu kadar açık değillerdi. Bundan dolayı bilgiye ulaşmak şimdiki kadar kolay değildi diyebiliriz. Profesyonellik anlayışı, futbol bilimi, teknolojisi, psikolojisi, medyası, ekonomisi, taraftarı, tesis, malzeme, saha, ulaşım vs. bu kadar gelişmemişti.

* Döneminizdeki futbol anlayışını ve yaşantısını günümüzle kıyasladığınızda ne gibi farklılıklar görüyorsunuz?
- Her şeyi konuşamaz ve sorgulayamazdınız. Şimdiki antrenörlerin bilgiye ulaşması daha kolay. Rol model alacakları teknik direktörler karşılarında. Tesisleşme olsun, antrenman sahaları ve gereçleri olsun, destek ekipmanları olsun daha çok imkana sahipler. Bu durum eskiye nazaran işleri daha da kolaylaştırıyor. Bizim futbol da kötüyü örnek alma eğilimimiz daha fazla. Avrupa'da ve Türkiye'de çok iyi yönetilen kulüpler mevcut. Bizim yaptığımız iş gerçekten ülkemizde oldukça güç.

* Kulüplerimizin sık sık teknik adam değişikliğine gitmelerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Genelde başarısızlıkta teknik adamların gönderildiğine şahit oluyoruz ama bir çok kez takımlarını şampiyon yapan veya PLAY-OFF'lara taşıyan teknik adamlarında gönderildiğini görüyoruz. Bunu nasıl değerlendireceksiniz?
- Dünyanın her yerinde tecrübe en değerli en önemli kriterdir. Hayatını bu işin içerisinde geçirmiş futbolculuk ve teknik adamlık deneyimi fazla kişiler işin dışında bırakılıyor. Hiçbir deneyimi olmayan, genç takımda dahi görev almamış, hiçbir belgeye sahip olmayan, haksız rekabete neden olacak şekilde ahbap çavuş ilişkisi sayesinde en üst seviyelerde takım (iş) almakta. Bu durum benim gibi düşünenleri  çok üzmektedir. Bu gibi durumların ülke futbolu adına bir an önce düzelmesini temenni ediyorum.

* Ülke futbolumuzun tek elden yönetilmesine ve Süper lig'den tutalım da amatör liglere kadar alınan bütün kararlarda neredeyse bütün yapılacaklar bir kişinin ağzından çıkan sözler ile şekil alıyor. Ülke futbolumuzun içerisinde bulunmuş olduğu bu hastalıklı halini nasıl değerlendiriyorsunuz ve sağlam bir yapıya ulaşabilmesi için ne gibi önerileriniz olacaktır?
- Bu saydıklarınızdan  etkilenmeyen tek bir birim var. O da günümüzdeki yönetici profilidir. Günümüzde işlerini layıkıyla yapan yönetici ve kulüp başkanlarımız da var ve işlerini layıkıyla yapan yöneticilerimizi çoğaltmamız gerekiyor. Futbolu futbolun içerisinden gelen insanların yönettiği  T.F.F Genel Kurulu başta olmak üzere delege yapısı değiştirilerek pozisyona uygun yöneticiler getirmek gerekiyor. Kulüpleri profesyonel yöneticilerin yönettiği şirket veya kurum haline getirmek gerekir. Ancak bu sayede futbolun çağ atlayacağını düşünüyorum

* Kulüplerimizin bir çok manada Avrupa'nın gerisinde kalmasına ve Avrupa Kupalarında istenilen başarının elde edilememesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Türkiye'de bu işi gerçekten iyi yapan kulüpler de var. Ülkemizde bu kulüplerin sayısını artırarak Avrupa'daki bu kulüpleri model alarak kendimize yeni bir vizyon yaratabiliriz. Bunu yaparken de önce kendi insanımıza inanıp güveneceğiz ve fırsat tanıyacağız. Bu kadar yabancı oyuncunun olduğu ve kendi çocuklarımızın dışarıda kaldığı bir sistemde hiçbir hedefe ulaşma şansımız yoktur.

* Sizden önce takımın başında Adnan Şentürk vardı. Kendisi sizin gibi kariyerli biri olmamasına rağmen ''Ben Petrlspor'a gelerek kariyerimi riske attım” diyerek ukalaca bir tavır takınmış ve sinirlerimizi germişti. Fakat siz Fenerbahçe'de şampiyonluklar yaşamış biri olmanıza rağmen son derece mütevazi kibirden uzak ve kulüple ilişkili olan herkesle son derece saygın bir tutum takındınız. Petrolspor'da unutulmazlar arasına girmenize katkı sunan birer etken olarak görebilir miyiz bu tutumunuzu.
- Tüm meslektaşlarıma saygım her zaman sonsuzdur. Her bireyin kişiliği ve karekter özellikleri farklıdır. Bu eleştiriyi böyle değerlendirirseniz çok mutlu olurum. Çalıştığım tüm kulüplerde profesyonelliğimiz gereği gittiğimiz takımlarda, şehirlerde katkı sağlamak adına uyumlu çalışmalıyız.

* Başarılı bir futbolculuğunuzun ardından geçiş yapmış olduğunuz teknik adamlıkta duraklarınızdan biri de Batman Petrolspor Kulübü oldu. Batman Petrolspor'a geliş sürecinizden söz eder misiniz, nasıl gelişti bu süreç?
- İlk teklif aldığımda büyük bir mutluluk duydum. Batman Petrolspor Kulübü futbolumuzun lokomotiflerinden bir tanesidir. Bölge takımlarına baktığımızda her yönüyle örnek alınması gereken bir yapıdır. Bu bilinç ve düşünceyle hiç düşünmeden çalışmayı kabul ettim. Kısa sürede çok iyi işler çıkardığımıza inanıyorum. Gönül isterdi ki final maçımızda Hacettepe'yi eleyip  2. lig'e çıkalım. Fakat o gün seyircimizinde yanımızda olmaması, primin açıklanmaması, Gençlerbirliği'nin alt yapısını oluşturan Hacettepespor'un uzun süre birlikte oynayan oyunculardan kurulu olması ve oldukça genç, dinamik bir kadrodan oluşması işlerimizi oldukça zorlaştırmıştı.

* Batman'a geldiğinizde Adnan Şentürk yönetimindeki Petrolspor takımı ligde çıkmış olduğu 13 maçta 6 galibiyet, 1 beraberlik ve 6 mağlubiyet ile elde ettiği 19 puan ile sıralamada 10. sırada yer alıyordu. Sizin gelişinizin ardından adeta şaha kalkan takımımız yönetiminizde çıkmış olduğu 21 maçta 13 galibiyet, 5 beraberlik ve 3 mağlubiyet ile topladığı 44 puan ile ligi şampiyon tamamlayan Düzyurtspor'un ardından 2 puan gerisinde ve 2. tamamlayarak PLAY-OFF oynamaya hak kazanmıştık. Takımımızı bu denli diri tutan etkenler nelerdi nasıl başardınız bunu?
- Paylaşım, inanç, çalışma ve destekle özellikle taraftarlarımızla. Bir de bunlara onca yıllık kulübün TPAO bünyesinden ayrılıp el değiştirmesi kulübü daha da bilinmezliğe doğru sürükleyeceğini herkes gibi bende düşündüm. Yeni oluşan yapı başkanımız ve yönetim kurulundaki arkadaşlarımızın gayreti sonucu bu süreci çok kısa sürede atlattık. Bu süreçte çok önemli sıkıntılar yaşadık. Devre arası kampına 12- 13 kişiyle başladık. Kulüp yapısına, hedeflerine uymayan arkadaşlarıyla uyumsuz futbolcularımızla yollarımızı ayırdık. Kulübümüzün ekonomik şartlarına göre genç ve deneyimsiz ve bu ligde tecrübesi olmayan maliyetleri oldukça düşük sporcuları aramıza alarak takım ruhu ve birliktelikle beraber yönetilen kulüp modelinden yöneten modele geçtik.
 
* Final maçında rakip Süper lig'de mücadele eden Gençlerbirliği'nin pilot takımı olan Hacettepespor'du. Bu maçımızda deyim yerindeyse rakip bize top bile göstermeden 3-0 gibi net bir skor ile bizi elemişti. Şahsen gözlemlediğim iki konu olan final maçında seyirci cezası almamız ve takımımızın maç günü stada gelmekte biraz geç kalması ve yeteri ısınma ve motivasyonu yakalayamaması sonucu etki ettiğiydi. Alınan kötü sonuçta bunun için neler söyleyeceksiniz?
- Sebeplerine gelince, taraftarımızın maça cezalı olduğu için alınmaması ve kim karar verdiyse şampiyonluk priminin açıklanmaması, geleceğe yönelik planlamanın ve güvenin sağlanmaması etken olmuş olabilir. Sizinde söylediğiniz gibi bizlerde çok inanıyorduk. Maalesef son maçla şampiyon olma ihtimalimizi kaybettik. Bana göre takımımız için önemli oyuncularımızın yaşadığı talihsiz sakatlıklar bu şansımızı direk çıkma ihtimalimizi azalttı ve o şansı yakalayana kadar her maçımızı final oynadık. Sezonun ikinci yarısı en vasat futbolumuzu finalde oynadık. Hacettepe takımı gerçekten genç dinamik oyunculardan kurulu bir ekip, orada oynadığımız maçta 1-0 öne geçtikten sonra kendi hatamızla bireysel yediğimiz gol sonrası 1-1 kalmıştık. Hacettepe takımı İrfancan Kahveci, Ahmet Oğuz, Mahmut, Burak Çolak, Mustafa, Berat Tosun, Soner Dikmen vs. gibi gerçekten çok yetenekli oyunculara sahip bir takımdı.

* Final maçının ardından neler yaşandı? Kulübümüzde beklenenin üzerinde  bir başarı elde etmeniz nedeniyle kamuoyunun büyük bir bölüme yönetimin sizinle devam edeceği yönündeydi fakat hiç umulmadık bir şekilde yollarınız ayrıldı. Bu süreç nasıl işledi, neden devam edilmedi ve yönetimin sizinle yolunu ayırma gerekçesi nelerdi? Batman'da görev aldığınız süre boyunca sizi en çok mutlu eden ve üzen konular nelerdi bizimle paylaşır mısınız?

- En büyük kazancımız kulübü idare eden insanlar bize rahat çalışabilme ortamı sağladılar. Ödemelerde düzen sağlandıkça bu da maçlarımıza ve aldığımız skorlara oldukça yansıdı. Hiç kimsenin beklemediği şekilde takımda kalan oyuncularımız ve transfer ettiğimiz arkadaşlarımızla azami performans konusunda istediğimizi fazlasıyla aldık. Maç kazandıkça oyuncuların kendine, arkadaşlarına, idareciye, taraftara ve şehre olan maneviyatı arttı. Şehir de biz kazandıkça bize inanan insanların sayısı her geçen gün arttı ve şampiyonluk şansımız liderden 13 puan farktan gelerek son maçta 11. 13. sıralardan gelip 2 puan farkla şampiyonluğu kaybettik. Ardından PLAY-OFF  finali oynadık. Bu süreçte 15 maç kazandık herkesin saygı duyduğu oynayanların keyif aldığı bir takım olduk. Başarının paylaştıkça büyüdüğüne futbolun bir ekip işi olduğuna inananlardanım. Bu başarıda başta futbolcu kardeşlerim olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Maalesef  biz ekip olarak başarı da ödüllendiriliceğimize benim sözleşmem gereği ayrılmak durumunda kaldık. Emeği geçen sporcu kardeşlerimizin bir çoğu anlamsızca ayrıldı. Başarıyı bireyselliğe indirenler, madem bu başarıya sahiplendiniz işte size son 3 yılda sunulan imkanlar, ekonomi transfer vs. Haydi başarını da herkes görsün, herkes de sizi alkışlasın. Çok ilginç böyle anlayış ve uygulama.

* Sizden sonra bir daha da Batman Petrolspor takımı döneminizdeki ivmeyi bir türlü yakalayamadı. Sizinle birlikte bizlere final heyecanını yaşatan bir çok oyuncu ile de yollar ayrıldı. Petrolspor yönetiminin adeta takımın altına dinamit koyarcasına takımı bu şekilde dağıtmasını nasıl değerlendireceksiniz?
- Ben lig devam ederken mukavelemin uzatılması (başarılı giderken) takımın daha da başarılı olması açısından futbolcular üzerinde olumlu etki yapabilir uyarısı yapmıştım. Bana hocam önümüzdeki 3 maç sonrası denildi. Biz o üç maçı 9 puan ile tamamladıktan sonra hiç bir şey söyleme gereği dahi duyulmadı. Maç sonrası bana hiçbir şey teklif edilmedi. Bir hafta sonra İlhan Erken beni aradı her halde tek yetkili olduğu için yeni sezon için hiçbir teklifte bulunmadı.

* Gerek Batman'daki, gerek Batman dışındaki ve gerekse PLAY-OFF yarı final maçındaki taraftar potansiyelini gördünüz. Batman taraftarı için neler söylemek istersiniz?
- Takımın gittiği tüm deplasmanlarda az çok mutlaka takımla birlikte hareket eden bir taraftar potansiyeli var. Futbol onlarla güzel, ülkemizin hiç olmadığı kadar sevgiye beraberliğe ihtiyacı var tüm Batman'a sevgilerle.

* Son olarak duygu ve düşüncelerinizi alabilir miyiz?
- Çok güzel anılar ve dostluklarla ayrıldım. Destek veren herkese teşekkür ediyorum. Sizin aracılığınızla selamlarımı iletiyorum. Bu başarıları dönemin sahiplerinden biri olan genel kaptanımız Şahabettin Yanar beye de aracılığınızla ayrıca teşekkürlerimi iletiyorum. Ayrıca son derece önemli bir çalışmanız olan Tele-Röportaj serinize beni de düşünüp dahil ettiğiniz için size ve şahsınızda gazetenizin tüm çalışanlarına teşekkür eder, başarılarınızın devamını dilerim.

 

 


 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
RÖPORTAJLAR Kategorisindeki Diğer Haberler
Tele-Röportajımızın bu haftaki konuğu 1970-1974 ve farklı yıllarda Batman P..
Tele-Röportajımızın bu haftaki konuğu 2010-2011 yılında Batman Petrolspor’d..
* Bu hafta Tele-Röportajımızın konuğu Süper ligde ve yurt dışında oynadığı ..
Bu haftaki Tele-Röportajın konuğu efsane kadronun altın eldiveni Mehmet Tal..
Bu haftaki Tele-Röportajın konuğu kurt teknik adam Yahya Sönmez...
Merhaba saygıdeğer okurlarımız. Geçtiğimiz hafta başlatmış olduğumuz TELE-R..
RSS
© 2017 - Batman Medya Gazetesi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=