Lütfen bekleyin..



Pamuk Prenses’e alternatif, Pamuk Adam

16 Nisan 2019, 15:04 - Okunma: 1283

Kocaeli Üniversitesi sahne sanatları bölümünden mezun olduktan sonra Dramatik Sanatlar alanında yüksek lisans yapan Batmanlı Avaşin Yorulmaz, sahne tekniklerini de kullanarak profesyonel masal anlatıcılığı ile dikkatleri çekiyor…

 


Masal serüvenin nasıl başladı?

Çocukluğum masallar içinde geçti. Ablam Meyrema, ninem, dedem, komşumuz Saray teyze, çocukluk arkadaşım Mehmet Poge ve başkalarından sayısız masal dinledim. Mehmet Poge, babasından öğrendiği masalları bize anlatırdı. Komşumuz Saray teyze bize çocuk masallarını ninem etrafında toplanan kadınlara hemen her konuda hikâyeler, masallar anlatırdı. Babam dengbêj olduğu için daha “ ciddi” meseleler üzerine hikâyeler anlatırdı.  En büyük şansım anlatıcıları bol olan bir aile ve çevreye sahip olmaktı.

Masalları kimlerden öğrendin?

Hemen her anlatıcıdan bir şeyler öğrendim, ama ninem Kesra ile ablam Meyrema en büyük öğretmenlerimdi.  Yatsı namazından sonra ninem Kesra’nın bize anlattığı masalları heyecanla beklerdik. Bazı masalları tekrar tekrar dinlemek isterdik.  Ninem Kesra’nın amaydı;  yatsı namazından sonra ninemi tahta merdivenden dama çıkmasına yardım ederdik. Ya ninemin tertemiz, sabun kokan yatağının etrafında toplanır ya da biz de yataklarımızda uzanır masal zamanını beklerdik.    Kesra ninemin tertemiz kokan yatağı, dam, tahta merdiven (papluk) yıldızlar… Her şey çok güzeldi. Belki romantize ediyorum, ama halen benim için en güzel imgelerden biri yatsı namazından başlayan masal şölendir.  İnsan içinde olduğu zamanı çok idrak edemez sonradan tanımlar, benim şimdi yaptığım gibi.
Okuma yazma öğrenmeden çok çok önce masal ve mesellerden ( bir fikri, olayı veya bir şeyi açıklamak için anlatılan kısa hikâyeler)  birçok şey öğrendim. Şubat ayı, ay tutulması, deprem, Âdem ve Havva’nın cennetten kovulması, Hazreti Ali’yi kurtaran kırlangıç, Hazreti Fatma’ya yalan söyleyen karga, kardeşinin karnını deşen ve pişman olan Pepû kuşu ve daha birçok konuda meseller dinledim.   Pamuk Adam, Kêz Xatun, Rovî û Ahmoyê Aşvan, Pîrê û Dîk, Üç Elma Üç Kardeş, Mirze Miheme’nin maceraları, Soylemez Xanim,  Tilî Hezarê, Doqo ve daha nice masal dinledim.  Anlatılan her şeyi hemen ezberlerdim. Benim için en büyük okul anlatıcıları çok ve çeşitli olan bir ortamda büyümüş olmaktı. Bugün bir ilanda gördüm “ masal anlatıcılığına giriş eğitimi” diye, bu açıdan çok şanslıyım. Masalları yaşayarak öğrendim. Her masalla ‘duygusal’ bir bağ kurdum. 

Masal anlatımında örnek aldığınız biri var mı?

Örnek aldığım kimse yok. Ama ninemin ve babamın anlatımına özeniyorum. Konuşurken her şey canlanıyor. Saniyeler içinde karşıda konuşan biri değil de anlatılanı gösteren bir makineye dönüşüyor. Ses kişiler, ortam ve hareket oluyor. Anlatımda herkes aynı şeyi dinliyor, ama herkesin gördüğü ve hissettiği farklı oluyor.  Onların anlatımında her şey kendi doğallığında akıyor. Ben de anlatımda doğallığı esas alıyorum. Kalbimden geçmeyen bir sözcüğün dilime gelmemesine özen gösteriyorum.  Sanırım,  okuduğum sahne sanatlarının etkisiyle anlatımımı sahne sahne kurguluyorum. Ama bu kurgunun doğal bir anlatım içinde olmasına dikkat ediyorum.  Anlatacağım masal aynı olmasına rağmen her seferinde yeni kelimeler, yeni tonlar ekleyebiliyorum. Sahnenin veya ortamın atmosferine göre küçük değişiklikler olabiliyor. Bu konuda tangoyu örnek alıyorum diyebilirim. Tango kitabının yazarı Remi Hess ‘iyi bir tango dansçısı aynı kişiyle ve aynı müzikle hep aynı dansı yapıyorsa kötü dansçıdır’ der. Dans her seferinde farklı olabiliyorsa ‘iyi’ danstır.  Masal anlatımı da bana göre böyle olmalı ve anlatıcı değişikliklere, doğaçlamalara açık olmalı.  

Masal anlatımı bir bakıma sahne sanatıdır. Üniversiteyi sahne sanatları bölümünde okudun. Okuduğun bölümün masallara olan ilgin üzerinde nasıl bir etkisi oldu?  

Aslında masallar beni sahne sanatları bölümünü seçmeme itti.  Sahne sanatlarında aldığım dersler masallara olan ilgimi daha “bilimsel” bir noktaya taşıdığını belirtebilirim. Çocukluğumda dinlediklerimin ne kadar kıymetli bir hazine olduğunu üniversite yıllarında bir kez daha anladım.
Üniversitenin bana kattığı çok şey oldu, mesela bilimsel bir yöntemle dramatik yapıyı çözümleme, eylemden anlama varma gibi. Yüksek lisansa tezim “Tiyatro Eleştirisi” üzerineydi. Bir anlatımı eleştirel bir süzgeçle değerlendirme tarzının ayrıca bana çok şey kattığını düşünüyorum.

Masallar son yıllarda yeniden keşfedildi gibi, sen bunu nasıl değerlendiriyorsun?

Son yıllarda masala olan ilgi arttı. Bu sevindirici bir şey. Her şeyin görselleştiği bir çağda insanlar ‘işitmeye’ ihtiyacı duydu bence. Görsellik işitselliği baskıladı. İnsan doğası kültürel olarak dengeyi bulmaya meyillidir. İnsanlar işitsel olana ihtiyaç duymasaydı masallara ve dolayısıyla anlatıma bu kadar ilgi artmazdı. Bir şeyin gelişmesi için ihtiyaç haline gelmesi gerekir. Günümüzde dinlemenin önemli bir ihtiyaç olduğu düşüncesindeyim.  Görsellik önemsizdir anlamında söylemiyorum, görsellik düşsel dünyayı ‘standarta’ yakın bir duruma getirirken duyusallık (işitme) düşsel dünya katmanlarını çoğaltıyor hem de herkesin iç zenginliğinin özgün biçimde gelişmesini sağlıyor.  Yani işitme daha çok hayal kurmanızı sağlıyor, görsellik ise size ‘hazır’ bir dünya sunuyor. Görselliği önemsemediğim anlamı çıkartılmasın. Görsellik ve işitsellik insanın hayal ve estetik dünyaları için eş değerde olduğu kanısını taşıyorum.  Sadece görselliğin günümüzde baskın hale gelmesi insanın işitme ihtiyacını artırmıştır.  

İlan edilen programa göre 20 Nisan akşamı üç masal anlatacaksın. Bu masallar hakkında biraz bilgi verir misin?

Pamuk Adam, Düş Kutusu ve Marangoz ile Ağaç Kadın masallarını anlatacağım.   Pamuk Adam, masalını ablam Meyrema’dan dinlemiştim. Yıllar sonra masalı bir araya getirmek için çok uğraştım, çünkü  masalın tümünü hatırlamıyordum. Ablam da unutmuştu. Ben anlattım o hatırladı, o anlattı ben hatırladım. Böylece masal yeniden bende oluştu.  Masalın dramatik ve anlamsal yapısına dokunmadan aksiyonda bazı değişiklikler yaptım.

Pamuk Adam

Masalda baba, üç kızına hediye almak ister. Büyük kız elbise, ortanca kız ayakkabı küçük kız ise beyaz lahana ister. Bilmediği bir bahçeden bir lahana koparan baba neye uğradığını şaşırır. Tarlanın sahibi bir devdir. Dev, lahana karşılığında kızının pamuktan olan oğlu ile evlenmesini ister. (Pamuk Adam masalı burada Rapunzel masalındaki marul motifine benziyor). Küçük kız pamuk adamla evlenmek zorunda kalır. Evde asla  ateş yakmaması konusunda tembihlenir. Eğer ateş yakarsa pamuktan olan kocası yanar. Havalar soğuyunca kız ateş yakmak zorunda kalır. Kocası küle döner. Kocasını iyileştirmek için evden ayrılır. Masal kızın yolda yaşadığı serüvenlerle devam eder.  
Pamuk Adam masalının konusu ve yaklaşımı bana ilginç geldiği için oyunlaştırdım ayrıca. Pamuk Adam masalındaki kurtarıcının kadın olması ilgimi çekti. Herkesin bildiği gibi Pamuk Prenses masalında kurtarıcılar hep erkek. Oysa Pamuk Adam masalında kurtarıcı kadındır. Masal kahramanımız bir şehri ziya diye tabir edilen büyük bir yılandan kurtarır, şehrin kralının oğlunu, ailesini ve kocasını kurtarır.

Düş Kutusu

Düş Kutusu, insan arayışı üzerine kurduğum bir masal. Gizemli bir kutu bulan ve kutudaki sırları çözmeye çalışan bir adam üzerinde insanın arayışını kurguladım.  Kutu üzerinde kimsenin bilmediği bir dilde garip bir yazı vardır. Adam kutudaki yazıyı okutmaya çalışır. Sonunda yazıyı okutur, kutunun üzerine şu yazılıdır “ his ile açılır”   ki his insan kalbidir. İçten hissettiğinde  kutu açılır ama başka bir yazı vardır: vicdan ile açılır. Adam kutudaki her kapının açılması için arayışa girer ve daha birçok kapı vardır. Her kapıda bir macera yaşar. Kutu kişinin kalbidir. Biz istersek kalp kutumuzu açarız.

Marangoz ile Ağaç Kadın

Marangoz ve Ağaç masalı ise melez bir masal. Çocukken bir masalın bir yerinde bir adam ağaçtan bir kadın yapar, terzi de o kadına âşık olur marangoz ile terzi kadın için kavga eder. Hatırladığım bu kadar. Ablama, babama, çevremdeki yaşlılara sordum. Ama esas masalı bulamadım. Ben de bu önemli imge üzerine yeni bir masal inşa ettim. İftiraya uğramış bir marangoz üç sene atölyesine kapandıktan sonra ıhlamur ağacından hayallindeki kadını yapar. Şair kadına dil ve duygu verir. Terzi kadını giydirir. Ihlamur ağacından yapılan kadına can gelir. Üç kişi kadın üzerine kavgaya eder. Marangoz “ Kadını ben yaptım” der. Şair “ Ona şarkı ve dil verdim”, terzi “ Onu ben giydirdim” der. Üç meslek de sembolik, marangoz maddi hayatımız, şair duygusal ve estetik hayatımız, terzi ise insan bedeninin “şıklığı” ve güzelliğini sembolize eder. 

Bundan sonra ne yapayı planlıyorsun?

İki senedir özel bir okulda öğretmenlik yapıyorum. İki sene zarfında çocuklar için 20 masal kurdum. Bu masalları çocuklar resimledi. Derste masalı anlatıyorum, çocuklar anlatılan masalın resimlerini istedikleri tarzda yapıyor. Bu süreç benim için çok keyifli.  Çocukların yaptığı resimlerle birlikte bu masalları kitaplaştırmayı planlıyorum. 

Avaşin Yorulmaz kimdir?
Batman’da doğan Avaşin Yorulmaz, Kocaeli Üniversitesi sahne sanatları bölümünden mezun oldu. Aynı üniversitede Dramatik Sanatlar alanında yüksek lisans yaptım. 2005-2009 yılları adasında gazetecilik, 20 çocuk kitabını Kürtçeye çevirdi. Çocuk oyunları yazıyorum.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
RÖPORTAJLAR Kategorisindeki Diğer Haberler
Batman Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğünün kısa zamanda yaptığı başa..
Amatör ve profesyonel olarak yıllardır Batman ve ülke futboluna hizmet etmi..
Batman Yaşam Hastanesi’nde Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak görev ..
Tele-Röportajımızın bu haftaki konuğu 1970-1974 ve farklı yıllarda Batman P..
Tele-Röportajımızın bu haftaki konuğu 2010-2011 yılında Batman Petrolspor’d..
* Bu hafta Tele-Röportajımızın konuğu Süper ligde ve yurt dışında oynadığı ..
RSS
© 2019 - Batman Medya Gazetesi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=