Lütfen bekleyin..

FLAŞ HABER


‘Kürt sorununu çözecek tecrübe ve özgüvene sahibiz’

18 Ağustos 2020, 15:25 - Okunma: 17670

Deva Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen, partilerinin programında Kürt sorununun çözümü konusunda anadil, anayasal vatandaşlık ve güçlü yerel yönetimler hususunda çok net önerilerde bulunduğunu belirtti.

Türkiye’de en temel sorunların başına ekonomik ve sistem değişikliğini alan Deva Partisi, Kürt sorunun çözümünde ise iddialı vaatlerde bulunuyor. Partisinin hedef ve programlarını değerlendiren Deva Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen, adalet/yargı, hak ve özgürlüklere dair sorunların çözülmesiyle birlikte Kürt sorununun da anadil, anayasal vatandaşlık ve yerel yönetimler konusunda çözüme kavuşturulacağı konusunda partilerinin bir dizi önerisinin bulunduğunu ifade etti. Ekmen, şu aşamada partilerinin ittifak konusunda bir tespit yapmasının doğru olmayacağını, ancak, HDP’yi legal, meşru bir aktör olarak gördüklerinin altını çizdi. FETÖ ile mücadelede de oluşan ittifaklara verilen ilk kurbanın Kürtler olduğunu belirten Ekmen,  Kürt toplumunun bu kadar mutsuz ve manen daralmış oldukları başka bir dönemin olmadığı görüşünde.
‘DEVA, SİYASETE GÜVENİN AZALMASIYLA ORTAYA ÇIKTI’
DEVA partisinin kuruluşuyla ilgili bilgi veren Ekmen, “Deva Partisi; Türkiye’de ülkenin yönetilemez hale gelmesi, temel sorunların geri dönülemez bir şekilde ağırlaşması, İnsanların eşit ve özgür bir şekilde refah içerisinde yaşama imkanını kaybetmesi ve son olarak siyaset kurumuna duyulan güvenin azalması ile ortaya çıktı. Ülkede sistem değişimi diye yapılan değişiklik tam olarak bir sistemsizlik doğurmuştur. Bu durum en basit sorunları dahi yönetilemez hale getirmiştir. Normalde ülke gündemine dahi gelmemesi gereken basit meseleler, bizzat Cumhurbaşkanının gündemine girmekte, üzerinde yoğunlaşılması gereken asıl meseleler ise yeterli bir çalışma yapılmadan dar bir dairede, alel usul bir şekilde karara bağlanmaktadır. Temel hak ve özgürlüklerdeki gerileme, Türkiye’nin bu alandaki sıralamalarda her geçen gün geriye düşmesi ise bir diğer esas sorundur. Başta gençler ve kadınlar olmak üzere, toplumun geniş kesimleri kendilerini ifade edememekte ve özgürce yaşayamamaktadır. Özgürlük sorununun odağı, hayat tarzından ziyade kendini ifade edememe halidir.
‘İKTİDAR, KÜRT MESELESİNDEN ELDE ETTİĞİ KREDİYİ TÜKETTİ’
Mevcut iktidar ilk on yılında inişli çıkışlı bir şekilde de olsa, Kürt meselesinde elde ettiği krediyi tamamen tüketmiş durumda. Yaptığı hiç bir icraat Kürtlere pozitif bir mesaj vermiyor. Aksine haklar, özgürlükler ve adalet alanındaki daralma, militarist bir dile teslim olma, girdiği irili ufaklı ittifaklar sistemi doğrudan ve de en önce Kürt meselesini etkiliyor. 17-25 Aralık sonrası FETÖ ile mücadelede de oluşan ittifaklara verilen ilk kurban Kürtler oldu. HDP’ye yönelik dışlayıcı ve şeytanlaştırıcı dil, verilmeyen mazbatalar, bir çok kademedeki tutuklamalar, ısrarla ve büyük ihlallerle yürütülen kayyım siyaseti Kürtlerin demokratik ve meşru siyasete olan inançlarını da, ilgilerini de zayıflattı. Bu şüphesiz tehlikeli bir tablo.
Yargı süreçlerine yönelik yüksek güvensizlik, yürütülen tüm soruşturmalara dair bir şüphe doğuruyor. Bizzat bildiğimiz bir çok dosya, yargının araçsallaştırıldığı, siyasi bir tasfiye aracı hatta sopası olarak kullanıldığını net olarak ortaya koyuyor. Diğer yandan, iktidar bu politikalarında dahi tutarlı davranamıyor. 23 Haziranda yayınlanan Öcalan mektubu veya çoklu baro görüşmeleri arifesinde, HDP grubuna yapılan resmi ziyaret, bu tutarsızlığın açıkça görünen bir kaç örneği.
‘KÜRT SORUNUNU ÇÖZECEK ÖZGÜVENE SAHİBİZ’
Kürt meselesinin uzunca bir süre kırmızı kitabın (milli güvenlik siyaset belgesinin) bir parçası olduğu, sivil siyasetin bu alandan uzak tutulduğu bilinen bir mesele. Ancak, Türkiye bir çok eşiği aştı. Bugün, bir siyasi iktidarın bu meselede inisiyatif alamayacağı ileri sürülemez. Kendi gündemine ve ajandasına hakim bir parti, bu meseleyi toplumun geniş kesimlerini de dikkate alarak rahatlıkla çözebilir. Deva partisi bu iddiaya, tecrübeye ve özgüvene sahiptir.
Programımızın girişini oluşturan temel hak ve hürriyetler, merkezi ve yerel yönetimler, eğitim ve kültür sanat bölümleri , Kürt meselesine dair çok net mesajlar veriyor. Şunu samimi olarak söylemek gerekir ki; Türkiye, içine girdiği bu darboğazdan kurtulamadığı ve normalleşemediği sürece; Kürt meselesinde hiç bir adım atılamaz, bir şekilde atılacak adımlar ise kalıcı olmaz. Siyasi önceliğin, güçlü demokratik bir sistemin tesisi olması gerekir. Bu hedefin gerçekleşmesi, sizin de sorduğunuz bir çok sorunun çözümünü beraberinde getirir.
Kürt meselesi özelinde ise parti programımız; anadil, anayasal vatandaşlık ve güçlü yerel yönetimler hususunda çok net önerilerde bulunmaktadır. Sayın Genel Başkan da hak ve özgürlüklerin bir pazarlık konusu olmadan “tanınması gerektiği” hususunu sıklıkla vurgulamaktadır.
PARTİYE BÖLGEDE EN FAZLA İLGİ DİYARBAKIR’DAN
Bölgede bir sıkışmışlık var. Ak Parti elde ettiği çok önemli siyasi kazanımları, hatta vicdanlardaki meşruiyetini kaybetti. Şu anda Ak Parti’nin aldığı oyların neredeyse tamamı devlet gücü ile alınan oylar ve bir sebeple HDP’ye verilemeyecek oylardan oluşmaktadır. Bir dönem bazı illerde yüzde 70’leri bulan Ak Partinin oyları şu anda bir çok ilde yüzde 30 ve altında seyrediyor, Ak Partiye oy veren veya vermek zorunda kalan seçmen de huzursuz. Verilen oylar politik bir onay ve destekten ziyade, zaruretten veriliyor. HDP’ye gelince; Bölge seçmeninde, HDP’nin, 7 Haziran’da elde ettiği olağanüstü büyük fırsatı değerlendiremediği fikri hakim. 7 Haziran sonrası başlayan çatışmalar, tek taraflı özerklik ilanları ve Hendek girişimleri ile terörün insanların temel yaşam alanlarına inmesine yönelik tepkilerden, HDP de payını aldı. Öyle ki yürütülen baskı, tutuklama ve kayyım siyaseti dahi bu eleştirileri unutturmadı. HDP’nin azalan oyu ve seçime katılım oranlarındaki düşüş de seçmen tepkisinin göstergesi. Sadece Diyarbakır değil, diğer bölge illerinden ve batıda da Kürt seçmenden oldukça yüksek bir ilgi, alaka ve teşkilatlarda görev alma isteği gözüküyor. Bunun seçmen davranışına da dönüşmesi için, dikkatli bir şekilde çalışıyoruz.
‘HDP’Yİ LEGAL MEŞRU BİR AKTÖR OLARAK GÖRÜYORUZ’
Biz prensip olarak herhangi bir şekilde ittifak tartışmalarına girmek istemiyoruz. Yeni bir siyasi partiyiz, kadrolarımızı ve kimliğimizi inşa sürecindeyiz. Öncelikle kendimizi, siyasetimizi, kadrolarımızı ve değerlerimizi anlatmak istiyoruz. Bunu gölgeleyecek herhangi bir ittifak tartışmasına girmeyi de doğru bulmuyoruz. Seçim kararı ilan edildiğinde, gerekli değerlendirmeler hızlıca yapılır. Diğer siyasi partilerin HDP ile açıkça ittifaka girmek istememesinin nedenini, vatandaşa, o partilere ve HDP’ye sormak lazım. Partimiz HDP’yi legal, meşru bir aktör olarak görmekle birlikte, diğer partilerdeki ve kamuoyundaki tereddütlerin de farkındadır. HDP’ye yönelik şeytanlaştırıcı söylem, Türkiye’deki bölücü ve kamplaştırıcı siyasetin gereği olarak yapılmaktadır. Ancak Siyaseti domine eden aktörlerin, böyle davranıyor olması, bu hususlarda HDP’nin yapabileceklerini ortadan kaldırmaz. HDP ve bileşenleri Türkiye siyasetini okuma, değerlendirme, HDP’nin durumunu analiz etme ve gerekli adımları atma hususunda yeterli kapasiteye sahiptir.  Aslında bu başlıkta konuşacak çok şey var ama, HDP aleyhtarı egemen dil, bu anlamda yapılacak eleştiri ve değerlendirmelerin yeterince yapılmasını da muhatabına ulaşmasını da engelliyor.
‘MEVCUT İKTİDAR ÖMRÜNÜ DOLDURDU’
Şu anda 67 il başkanımız atanmış durumda, geri kalanlar ise sadece ihtiyaç duyulan zaman nedeni ile bekletiliyor. Ay sonuna kadar 81 ilde atama tamamlanmış olur. Şu anki kanuna göre 41 il ve her ilde 1/3 ilçe örgütlenmesini müteakiben, yapılacak büyük kongre ile seçime girme yeterliliğini elde etmemiz gerekir. Ancak YSK geçmişte verdiği İYİ parti kararında kanunu zorlayarak, merkez ilçede örgütlenme ve ilçelerde kongre yapma şartı getirmiş. Kanuna aykırı bu şartların da yerine getirilmesi için bir takvime ihtiyaç var ve biz bu takvimi çok kısa bir sürede tamamlayacağız. Mevcut iktidar koalisyonunun ömrünü doldurduğuna inanıyorum.  Seçim atmosferinde sadece başkanlık için değil, mecliste yeni bir sistemi yeniden inşa edebilmek, gerekli sayıda vekil için çalışmak lazım” diye konuştu.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
RÖPORTAJLAR Kategorisindeki Diğer Haberler
Batman Meydan Mahallesi Hasankeyf Şemsiyeli Sokak Dernek Başkanı Hasan Tunç..
Batman Pozitif Bilgi Özel Eğitim Kurs Yöneticisi Kurucu Müdür Rıdvan Başara..
Kocaeli Üniversitesi sahne sanatları bölümünden mezun olduktan sonra Dramat..
Batman Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğünün kısa zamanda yaptığı başa..
Amatör ve profesyonel olarak yıllardır Batman ve ülke futboluna hizmet etmi..
Batman Yaşam Hastanesi’nde Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak görev ..
RSS
© 2020 - Batman Medya Gazetesi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=