Lütfen bekleyin..

FLAŞ HABER


“DUVAR ÜZERİNDE TİTREYEK MAÇ ANLATTIM”

06 Nisan 2021, 17:15 - Okunma: 1477

Merhabalar değerli okurlarımız Tele-Röportajımızın ilgi görmüş olması ve gelen olumlu tepkilerini bizleri daha motive ettiğini belirtmek isterim. Batman gündemini meşgul eden kavga, cinayet, plaket, ziyaret ve iade-i ziyaretlerden çok farklı olarak ülkemizin çeşitli kademelerinde görev yapmış ve yapmakta olan birbirinden değerli spor adamlarıyla ile röportajlar yaparak ilimize farklı bir çalışma ile karşınızda bulunuyor olmanın mutluluğunu yaşadığımızı bilmenizi isterim.

Biz en üst düzeyde görev almış değerlerimizi sizlerle buluşturmak adına çalışmalarımızı titizlikle sürdürdüğümüzü bilmenizi isterim. Bu meyanda bir çok spor adamımıza ulaşmaya ve röportaj için tekliflerimizi sunmaya devam ediyoruz. Bu kez sizleri Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumunun duayen spikerlerimizden Murat Ünlü ile buluşturmak istedik. Fenerbahçe'nin Bordeaux zaferini eşsiz sesi ve heyecanı ile bizlere ulaştıran, radyoda ve televizyonda anlattığı maçlar ve sunmuş olduğu programlarla hafızalarımızda yer edinmeyi başarmış olan Murat Ünlü'ye röportaj teklifimizi kabulünden ötürü teşekkür ediyor, sizleri kendisiyle baş başa bırakıyorum.

* Murat Ünlü kimdir?
- Manisa’nın Kula ilçesinde dünyaya geldim. İlk ve ortaokulu Kula’da okuduktan sonra lise ve üniversiteyi İzmir’de tamamladım. İlk ve ortaokul yıllarında amatör olarak futbol ve voleybol oynadım.

* Spikerliğe ne zaman başladınız ve başlangıçta kendinize örnek olarak aldığınız birileri var mıydı?
- O yıllarda radyo spor yayınlarında maçları Sulhi Garan, Muvakkar Ekrem Talu ve Petev Tunaseli’nden dinleyerek spor spikerliğinin tohumları sanki içime atılmıştı. Bizden önceki tüm büyüklerimiz bize iyisiyle kötüsüyle örnek olmuştur. Spor spikerliğine 1972 yılında Türkiye genelinde açılan bir sınavı kazanarak girdim. Çeşitli eğitim, kurs ve sınavlardan sonra TRT’ye kadrolu olarak göreve başladım.

* Spikerlik mesleğine başladığınız ilk zamanlarınızda size desteği ve katkısı olan isimler kimlerdi?
- TRT’de spor spikerliğine başlamadan önce kurumda olan büyüklerimin önerilerini, tavsiyelerini dinledim. Kurslarda bizlere spikerlik ve oyun kuralları konusunda eğitim veren o dönemin Zafer Cılasun, Jülide Gülizar, Halil Erdoğan gibi büyüklerimizin büyük katkısı olmuştur. (Sayamadığım daha bir çok isim var.)

* İlk maçınız hangisiydi ve o an ki duygularınızı bizimle paylaşır mısınız?
- İlk maç yayınımı rahmet ve saygıyla andığım Esen Kaftan’la birlikte Alsancak stadında yaptık. Bir Göztepe-Eskişehir maçı idi. Çok heyecan, keyif ve bu mesleğe başladığım için gurur duydum. Çünkü Türkiye genelinde yüzlerce kişi arasında çeşitli eğitim ve sınavlardan geçerek mesleğe başlamıştım.

* Görev aldığınız maçlarda birlikte görev yapmaktan mutluluk duyduğunuz isimler kimlerdi?
- Benim devrem ve benden önceki dönemlerdeki büyüklerimle (sayın Kıvanç, sayın Ayhan, sayın Karakaya) birçok yurtiçi ve yurtdışı maçlarda görev yaptık. Dünya kupaları, Avrupa şampiyonaları, Türkiye ligi ve kupalarında Akın Göksu ve Tansu Polatkan daha çok birlikte yayın yaptığımız mutlu olduğum meslektaşlarımdı.

* Radyoda mı yoksa televizyondan mı maç anlatmaktan keyif alıyorsunuz?
- Radyo ve televizyonda yayın yapmanın farklı yanları var. Ben radyo yayınlarında daha çok keyif alıyorum. Çünkü radyo anlatımında dinleyicinin görmediği bir olayı zihinlerinde canlandırmasını sağlıyorsunuz. Kullandığınız kelime ve ifadelerle dinleyicinin zihninde bir çok güzel şeyleri hayal ettirebiliyorsun. O güzellikler orada olmasa bile televizyon yayınında ise izleyicinin gördüğü bir olayı anlatmanın yanı sıra, seyircinin bilmediği bilgileri yerine göre sakin, pozisyona göre tempolu ve heyecanlı bir şekilde (bağırmadan) aktarmak gerekiyor.

* En çok hangi maçları severek anlattınız?
- Severek anlattığım maçlar takımlarımızın uluslararası oynadığı ve kazandığı maçlar. İzmir’de 1975’de Türkiye’nin Rusya’yı Cemil’in attığı gol ile 1-0 kazandığımız maç. Lion’da Trabzonspor’un 4-3 kazandığı Polonya'da Galatasaray-Lodz maçı 2-1. Fenerbahçe’nin Fransa’da Bordeaux’yu 3-2 yendiği maç ve daha daha niceleri...

* Anlatım yerinin fiziki koşullarını baz aldığınızda en çok hangi stadyumlarda maç anlatmayı severdiniz?
- Yurt içindeki stadlardaki fiziki koşullar yurt dışına göre daha iyi. Dünya kupası ve Avrupa şampiyonası yayınlarında olumlu ve olumsuz bir çok pozisyonlarda yayınlar yaptık. 1988 Yılında Avrupa şampiyonası grup eleme maçı için A Milli futbol takımımız Rusya-İmperafol’de Rusya ile karşılaşacaktı. Soğuk bir akşamdı maçı radyoda ben anlatacaktım. Stada geldiğimde yayın odası olmadığını, Rus yetkililer istersem maçı sahayı gören bir arabanın şoför mahallinden anlatabileceğimi söylediler. Mecburen kabul ettim. Yayına başladık on dakika herşey normal gitti. Daha sonra soğuk nedeniyle arabanın ön camı buğulanmaya başladı ve sahayı göremez oldum. Hemen teknik ekipten yardım alarak yayın cihazlarını stadın duvarı üzerine taşıttım. Soğuğa rağmen açık havada ve duvar üzerinde titreyerek yayını tamamladım. Maçı 2-0 kaybettik. Yurda dönüşte maceralı yayın yazılı basında manşet oldu. Yazılı basın okuyucularına “Kırım’dan motorize naklen yayın” başlığı ile okuyucularına duyurdu. 1986 Meksika Dünya Kupası finalini radyoda anlatım pozisyonu için yerimizi Azteka stadında Akın Göksu’yla ancak 2 saate bulabildik. Zaman zaman bu tip zorlukları bir çok arkadaşım da yaşamıştır.

* Mutlaka sizin de tuttuğunuz bir takımınız vardır düşüncesiyle soruyorum. Tuttuğunuz takımın maçlarını anlatırken neler hissediyorsunuz. Gol attığında veya gol yendiğinde anlatımınıza duygularınızı nasıl karıştırmamayı başarıyorsunuz?
- Her insanın tuttuğu bir takım olabilir. Bizim meslekte önemli olan görev yaparken hiçbir şekilde tuttuğun takımı belli edecek şekilde taraflı olarak bir yayın yapılmamaktır. Çünkü seni diğer takımların taraftarları da dinliyor ve takip ediyor. Tuttuğunuz takımın gol attığında veya yediğinde dürüst, hakkını vererek, tarafsız olarak pozisyonu ve golü anlatabiliyorsan o zaman toplumda benimseniyor, beğeniliyor ve takdir ediliyorsun. Alnın açık başında dik oluyor.

* Unutulmaz Borduauks - Fenerbahçe maçını anlatmış ve bu zafere şahitlik etmiş biri olarak o maçta siz neler yaşadınız? Uzun uzun gol gol diye bağırışlarınız kulaklarda yankılandı. Bize o maçtan söz edermisiniz.
- Yarım asra yaklaşan meslek hayatımda yalnız benim değil Türk halkının da unutamadığı 18 Eylül 1985 tarihinde Fransa’da oynanan Fenerbahçe’nin Bordeaux’i 3-2 yendiği maçın radyo yayını idi. O tarihlerde Türk takımları Avrupa’da başarıya hasretti. Bordeaux takımında ise bir yıl önce Avrupa şampiyonu olan Fransız Milli takımından 5 oyuncusu vardı. Tigana gibi, Jires gibi Berdeaux kesin favori idi. Fenerbahçe favori olan Bodeaux takımını Selçuk Yula, Şenol Çorlu ve Hüseyin Çakıroğlu’nun golleriyle 3-2 yendi. Fenerbahçe’nin bu galibiyeti ülkemizde ve Avrupa'da büyük bir yankı yaptı, ses getirdi ve takdir topladı. İşte bu maçın radyo yayınını ben yaptım. Tv yayını olmadığı için herkes maçı radyodan dinledi. O anlatımımla yukarıda belirttiğiniz gibi dinleyicinin zihninde öyle güzel duygular oluşturmuşum ki o yayın unutulmuyor ve hatırlanıyor. Devlet ve TRT yönetimiyle spor kamuoyundan da çok büyük ilgi gördüm takdir edildim.

* Maç anlatımları dışında TRT'de başka görevlerini var mıydı ve boş vakitlerinizde neler yapardınız?
- TRT haberlerde spor dışında görev aldım. Bu da bana İzmir Gazeteciler Cemiyeti Hasan Tahsin gazetecilik yarışmasında 2 ödül getirdi. İlki evinde aslan besleyen birinin evine giren hırsızı aslanın yakalaması, ikincisi ise 1980li yıllarda televizyonda yayınlanan dizilerin çocuklar üzerinde yaptığı etkiler konularındaki haber ve röportajlardı.

* Teknolojik olarak sizin döneminizdeki şartları bugünün şartlarıyla karşılaştırdığınızda ne gibi farklılıklar görüyorsunuz ve içinizden bununla ilgili olarak keşkeleriniz var mıdır?
- Bizim zamanımızdaki teknolojik şartlarla şu anki şartlarla kıyaslanamaz. Bizim zamanımızda yurt içi ve yurt dışından bir haberi ve görüntüyü geçebilmek için saatlerce koşuşturur ve beklerdik. Bilgiye ulaşmak çok zordu. Şimdi her şey çok kolay. Şimdi sokaklarda yürürken bile bilgiye ulaşıp yayına girebiliyorsunuz.

* Futbol dışında anlattığınız başka branşlar var mıydı ve futboldan sonra en çok sevdiğiniz branş nedir?
- Futbolun dışında birçok branşta haber, program ve röportajlar yaptım. Meslek hayatıma 1975 yılında binicilik (konkurhipik) anlatarak başladım. Futbolun dışında voleybol, hentbol, yüzme, su topu, yelken, güreş (kırkpınar dahil), boks, judo, kano, salon hokeyi, üç bant bilardo (Avrupa Şampiyonaları), yaşam boyu spor ve üniversite programları bunlardan bazıları. Futboldan sonra en çok voleybolu tercih ederim.

* Murar Ünlü sinirli birisi midir ve en çok hangi durumlarda sinirlenir?
- Murat Ünlü’de bir insan olduğu için zaman zaman haksızlıklar, kötülükler karşısında sinirlenmemek mümkün mü? Genelde duygusal yönü öne çıkar.

* Murat Ünlü duygusal mıdır ve en çok nelerin karşısında duygulanır?
- Vatan, bayrak ve aile hakkında duygusal.

* Murat Ünlü spiker olmasaydı ne olmak isterdi ve ilgi duyduğu meslekler hangileridir?
- Spiker olmasaydım ticaretle ilgilenirdim. Lise ve üniversiteyi çalışarak bitirdim.

* Murat Ünlü nasıl bir aile babasıdır? Tutucu, kuralcı ve otoriter midir yoksa çocuklarını tercihleriyle baş başa mı bırakır.
- Bu soruyu aile efradına sormak gerekir. Kural, otorite, sevgi, samimiyet, doğruları söylemeye çalışan, örf ve adetlere sadık, çağa ayak uydurmaya çalışan bir baba.

* Murat Ünlü'nün en çok sevdiği Başkan, teknik direktör, yönetici ve sporcu kimlerdir?
- Spor camialarının bir aile olduğunu düşünüyorum. Başkan, teknik direktör, yönetici ve sporcu ayırımı olmaması gerekir diye düşünüyorum. Hepsini dost, arkadaş gibi görüyorum.

* Özellikle genç ve yeni spiker adaylarına ne gibi mesajlar vermek istersiniz?
- Genç arkadaşlara kendilerini yetiştirmelerini, geliştirmelerini, yayınlarda abartıya kaçmamalarını ve tarafsız olmalarını öneririm.

* Yıllarca çıplak gözle maç anlatmış biri olarak bizim için karma bir 11 oluşturur musunuz?
- Karma 11 değil, 11'ler çıkar. 11'i neye göre yapmak lazım? Teknik, fizik, yetenek, kondisyon, saha içi yetenek, saha dışı yaşam insan zorlanıyor dolayısıyla.

* TRT'den ne zaman ayrıldınız ve sonrasında özel kanal veya özel şirketlerde spikerlik eğitimi verdiniz mi? Size gelen buna benzer teklifler oldu mu?
- 25 Eylül 2008’de TRT'den emekli oldum. 2008-2010 arası Kanal D’de Ege bölgesi yayınlarını yaptım. 2010'dan 17 Mart 2020'ye kadar (son yayın Göztepe-Rize maçı) TRT’de çalıştım. Çeşitli teklifler aldım.

* Murat Ünlü eski çalışma arkadaşları ile halen görüşür mü ve bunlardan hangileriyle daha çok görüşür sever ve sayar.
- Eski çalışma arkadaşlarımla tabi görüşüyorum. Aramızda sevgi ve saygı vardır. Akın, Tansu, Kerem, Levent, Zafer, Cüneyt, Erdoğan genç kuşaktaki arkadaşlar...

* Batman'a daha önce geldiniz mi ve gerek Batman gerekse sporu hakkında hangi bilgilere sahipsiniz?
- Batman’a daha önce gelmedim. Ancak Diyarbakır, Elazığ, Urfa gibi illerde maçlar anlattım, yayınlar yaptım. Diyarbakır’da Diyarbakır’ın Galatasaray’ı 2-1 yendiği maç, Elazığ’da Gaggoş-Dadaş (Erzurum) maçlarını unutamam.


* Gazetemizin okurlarına ve Batman halkına ne gibi mesajlar vermek istersiniz?
- Hatırlanmış olmak gurur ve mutluluk verici benim için. Bu keyifli röportaj için size teşekkür eder, şahsınızda Batman Medya Gazetesi okurlarına ve Batman halkına sevgi, saygı ve selamlarımı iletiyorum.

 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
RÖPORTAJLAR Kategorisindeki Diğer Haberler
Merhabalar gazetemizin kıymetli okurları. Aralıksız devam eden Tele-Röporta..
Merhaba saygıdeğer okurlarımız, ülke sporumuzda üstün hizmetleri ve görev s..
Merhaba değerli okurlarımız, Tele-Röportajımızın bu haftaki konuğu Kocaelis..
Merhaba değerli okurlarımız, futbolun farklı dallarından, birbirinden değer..
Merhaba saygıdeğer okurlarımız, gerçekleştireceğimiz Tele-Röportajlarımız i..
Merhabalar gazetemizin kıymetli okurları. Tele-Röportajlarımız bir birinden..
RSS
© 2021 - Batman Medya Gazetesi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=