Lütfen bekleyin..

FLAŞ HABER


“Hakemlik çelik zırhlı bir iradenin sahaya yansımasıdır”

21 Eylül 2021, 17:21 - Okunma: 1125

Değerli okuyucularımız bu sayımızda ki röportajımızı, Türkiye’nin hakemin sesi olarak tanıdığı eski üst klasman yardımcı hakemi Ercan Durna ile yaptık. Durna, bizlere açık yüreklilikle birbirinden ilginç açıklamalarda bulundu.

Biz diğer hakemlere sorduğumuz sorulardan farklı, camianın bilinmeyenlerini en iyi bilen kişisine sorduk. Hakem camiasının kara kutusu olarak adlandırılan ve tüm Türkiye’deki dernek ve il hakem kurullarını yakından bire bir tanıyan, hakem ve gözlemcilerin geçmiş çetelesini bilen Ercan Durna konuğumuz oldu. Hadi zaman kaybetmeden hemen başlayalım söyleşiye.

* Ercan Durna kimdir?
- 1959 Yılında Tokat ilinin Turhal ilçesinde dünyaya geldim. İlkokul 2. sınıfa geçtiğimde Anadolu’dan büyük şehirlere başlayan göç dalgasının rüzgarıyla,  babamın İstanbul’a gelmesiyle birlikte İstanbul maceramız başladı. 5 Çocuklu bir babanın 2. çocuğu. Evli 3 çocuk babasıyım. 15 Sene hakemlik yaptım. Türkiye’de ilk defa uygulamaya konulan uzman yardımcı hakem kadrosunda yer aldım. C klasmanı hakemi iken Milli hakem oldum. Hem düdük çalarken hem de Süper ligde yan hakem olarak görev aldım. O dönemlerde yan hakem olarak adlandırılıyordu. Daha sonra Türkiye’de ilk 32 olarak adlandırılan Üst Klasman Yardımcı Hakemi kadrosunda yer aldım. Türkiye’de torpili olmadan en tepelere çıkan, en zorlu müsabakalarda görev alan ender kişilerden biriyim. Hakemliği bıraktıktan sonra çeşitli gazetelerde spor yazarlığı yaptım. 2 Sene radyo programcılığı, 6 sene televizyonda kontratak spor programının moderatörlüğü ve yorumculuğunda bulundum. Türkspor Dergisinin genel yayın koordinatörlüğünü yaparken sırasıyla Tokat Aktüel, Perpa Aktüel ve Hakemin Sesi gazetelerini aynı anda çıkardım. 5 Tane kitap yazdım. Bunlardan “Türkiye’de Futbol ve Hakem” adlı kitabım Milli Kütüphanelere girerek bir nevi adım ölümsüzleşti.  Şimdi ise www.hakeminsesi.com.tr - www.tokataktuel.com internet haber portallarının imtiyaz sahibiyim.

* Hakemliğe başlama sebebinizi öğrenebilir miyiz?
- Her şeyi samimi olarak anlatmalıyız. Ben maçlara para vererek giriyordum. Amatör olarak futbol oynadım. Sağ açık mevkiinde oynuyordum. Mahallenin zorlu turnuva maçlarında hakemlik yapıyordum. Duydum ki hakemler maçlara para vermeden giriyormuş. Hemen İstanbul’da Gençlik ve Spor il Müdürlüğüne başvurdum. Futbol hakemlik kursu yeni bitti dediler. Ne kursu var diye sorduğumda Boks hakem kursu açılacağını söylediler. Tamam dedim kaydoldum. 2 Senede milli hakem oldum. İstanbul Belediyesine bağlı İETT’ye işe girmiştim. Orada liseden sınıf arkadaşım Ziya Kızılduman C klasmanı hakemi idi. Bana hep anlatıyordu, ‘uçağa biniyoruz, 5 yıldızlı otellerde kalıyoruz’ diye ballandıra ballandıra anlatıyordu. Boks hakemi olarak otobüsle maça gidiyor ve hep misafirhanelerde kalıyorduk. Sonunda karar verdim ve ilk açılan futbol hakem kursuna katıldım. Kurs hocamız rahmetli Özdemir Erentok ve rahmetli Necmettin Çakan idi. Ne gariptir ki son dönemlerde hakemler para vererek maçları izliyorlar. Bu da üzücü bir durum olarak tarih sayfalarında yerini aldı. Diğer bir husus ise bizim sınıfta yer alan çok kişi Türk futbol hakemliğinde üst düzey hakemlik ve yöneticilik görevlerinde bulunuyorlar.

* İlk 32 dediniz nedir bu söylem?
- Değerli kardeşim Savaş Özalp ne soruyorsan sor bu camiayı benim kadar yakından bilen ve araştıran başka bir kimse yok. İlk 32 diye tabir ettiğimiz arkadaşlar tarihinin en başarılı yardımcı hakemleriydi. Öyle ki 1993 yılından beri lige damgasını vurdular. Bakınız listede kimler var ve ne görevlerde bulunmuşlar bunu tarihe bir not düşelim. Zamanın Merkez Hakem Kurulu öyle doğru bir seçim yapmışlar ki böyle bir liste bir daha hiç gelmedi.
İstanbul’dan Ercan Durna- Fahir Ersoy- Mehmet Kaya- Ayhan Bölükbaşı- Haluk Dikmen. Ankara’dan: Engin Çırakoğlu- Sürhat Müniroğlu-Cengiz Akyüz- Sami Şamar-Ali Kunak- Burhan Mermer- Serdar Çakıroğlu- Haldun İşlen. İzmir’den Aykut Gümülü- Ali Rıza Çakmak- Muharrem Firuzbay- Ercan İnegöllüler- Münir Takbak-Timur Tekinarslan- Yavuz Dürükoğlu. Antalya’dan Metin Suyabakan- Celil Aykan. Manisa’dan Akif Uğurdur. Aydın’dan İsa Özgen. Eskişehir’den Metin Gündüzler- Nihat Karaca. Bursa’dan Eraydın Uysal. Diyarbakır’dan Ünal Salcığlu. Kocaeli’den Tufan Noyan.Rize’den, Zeki Çavuşoğlu. Trabzon’dan Turgay Güdü- Şeref Küskün- Şenol Kutrup.
MHK üyesi olanlar: Turgay Güdü- Sürhat Müniroğlu-Fahir Ersoy- -Ali Kunak. Tümgeneral Engin Çırakoğlu BHK üyeliği yapanlar: Aykut Gümülü- Cengiz Akyüz - Serdar Çakıroğlu. İHK Başkanlığı yapanlar:  Sürhat Müniroğlu-Cengiz Akyüz -Nihat Karaca- Akif Uğurdur-Zeki Çavuşoğlu. Süper Lig gözlemcisi olanlar: Turgay Güdü- Sürhat Müniroğlu- Aykut Gümülü- Sami Şamar-Cengiz Akyüz- Mehmet Kaya. Sürhat Müniroğlu Üniversite’de doçent, Ercan Durna: Hakemin Sesi’nin imtiyaz sahibi.
İllerinde dernek başkanlığı yapanlar: Fahir Ersoy-Ali Kunak- Metin Gündüzler. Bu hakemlerin yüzde 90’ı C klasman hakemleriydi.

* Neden yardımcı hakem oldunuz, bu sizin tercihiniz miydi?
- Her hakem mutlaka düdük hakemi olmak ister. Biz İstanbul’da ben, Fahir Ersoy ve Mehmet Kaya C klasman hakemiydik. Sınavlara gitmiştik. MHK bizlere daha önce çok sayıda Süper Lig’de yan hakemlik vermişlerdi ve B hakemlerinden daha fazla maçta başarılı olduğumuz için çıkıyorduk. Yeni sezonda talimatlar değişmiş A Ligi Hakemleri Üst Klasman (Süper Lig) yeni Üst Klasman Yardımcı Hakemi kadrosu ilk 32 ile oluşturuldu. B-C hakemleri klasman (Havuz) hakemi oldular, C klasman yardımcı hakemi kadrosu oluşturuldu. MHK, bizlere önümüzün tıkalı olduğunu Süper ligdeki hakem kadrosunun şişik ve gençlerden oluştuğunu ancak yardımcı hakem olursak aynı maçlara çıkacağımızı ve derbi maçlarında görev alacağımızı söylediler ve iştahımızı kabartılar. Biz de dilekçe verip üst klasman yardımcı hakemi olduk. Daha sonra öğrendik ki FİFA Ulusal Federasyonlara 1990 dünya Kupasında çok fahiş yan hakem hataları (o yıllarda FİFA hakemleri yardımcı hakemlik yapıyorlardı) olduğundan uzman yardımcı hakemlik önerisini getirmişti. MHK Başkanı Ahmet Güvener, FİFA’nın bu telkinini hayata geçirmeye karar vermiş. O yüzden uzman Üst Klasman Yardımcı hakemlik kadrosunu oluşturdular. Ne kadar haklı oldukları gün be gün ortada.

* Kimler bu kararda etkili oldu?
- Başta MHK Başkanı Ahmet Güvener, MHK üyesi Bedri Dölkeleş, Yüksel Okçuoğlu, Ahen Tüzün, Ahmet Akçay, İlyas Ayan, Erdoğdu Diyadin, Özcan Oal, Abdülkadir Aypek gibi isimler bu konudaki görüş ve kararları etkili oldu.

* Süper ligde kimlerle maça çıktınız?
- Bizim zamanımızda her hakemle maçlara çıkıyorduk. İlk maçım Adanaspor-Sakaryaspor müsabakasıydı ve Yusuf Namoğlu ile siftah yapmıştım. Birlikte müsabakalar çıktığım hakemler İstanbul’dan Yusuf Namoğlu, Erkan Göksel, İhsan Türe, Ahmet Çakar, Sabri Çelik, Yüksel Okçuoğlu, Ergül Yücedağ, Muhittin Boşat, Serdar Çakır, Adnan Türkkan, Osman Avcı, Orhan Erdemir, Argun Darıcı, Salih Yazıcı, Sezai Temel, İsmet Dikbaş, Hüseyin Su, Taner Yalçındağ, Ankara’dan Bülent Yavuz, Serdar Çakman, Metin Tokat, Turgut Sığıç, İzmir’den Oğuz Sarvan, Erol Ersoy, Engin Kurt, Ünsal Çimen, Kocaeli’den Mustafa Çulcu, Kayseri’den Vahap Beyaz, Galip Bitigen, Kırklareli’den Hasan Başdemir, Van’dan Namık Kemal Demiroğlu, Eskişehir’den Sefer Altuntaş ve Denizli’den Ahmet İbanoğlu. Görüldüğü gibi her hakemle maçlara gidiyorduk. Şimdilerde Cüneyt Çakır, Tarık Ongun, Bahattin Duram tüm maçlara aynı trio çıkıyor. Eskiden daha zevkliydi.

* Hakemin Sesi’ni bildiğimiz kadarıyla önce İstanbul Derneği, daha sonra genel merkez dergi olarak çıkarıyordu. Siz nasıl Hakemin Sesi oldunuz?
- Aslında bu soru herkes tarafından merak edilen bir soru. Ben daha önce İstanbul Derneği dergiyi çıkarırken önce muhabirlik yapıyordum daha sonra büyük yük üzerime kaldı. Tüm röportajları ben yapıyordum. Mesela Beşiktaş Teknik Direktörü Gordon Milne, Fenerbahçe Teknik Direktörü Veselinoviç, Galatasaray Teknik Direktörü Mustafa Denizli, Milli takımdan Piontek, Fatih Terim, UEFA As Başkanı Şenez Erzik ve daha niceleri vardı. Dergi sonradan genel merkeze geçti. Burada da görev yapmaya devam ettim. Sonra hakemliği bırakmış elimi eteğimi camiadan çekmiştim. Birgün rahmetli Doğan Babacan beni aradı ve şunları söyledi; “Ercan, bu camianın bir gazetesi yok. Bunu ancak sen yapabilirsin” dedi. Bende hocam bir düşüneyim bana zaman tanır mısınız dedim. Bana ''hızlı düşün'' dedi. Daha sonra Türk hakemliğinin duayenleri Ertuğrul Dilek, Talat Tokat ve Muzaffer Sarvan’da aynı istekte bulundular ve her konuda yardım edeceklerini söylediler. Zaten hakemlikten sonra gazeteciliği seçmiştim. Ancak gazete çıkarmak için bazı yasal işlemlerin yerine getirilmesi gerekiyordu. Basın Savcılığına başvurarak mevkute başvurusunu tamamladım. Ancak ortada yapılması gereken büyük bir eksiklik vardı. İsim hakkı. Daha önce çok sayıda dergi çıkmıştı. Ben hukuki anlamda her şeyi sağlama almam gerektiğini biliyordum yoksa ileride başım ağrıyacağını düşündüm ve Türk Patent Enstitüsüne başvurdum. Hakemin Sesi boştaydı. Evet, yanlış duymadınız yıllarca dergi olarak önce İstanbul’da daha sonra genel merkezde çıkan derginin bir kimliği yoktu. Ben başvuru yaptım 20 sene önce 1200 lira vererek Hakemin Sesi’nin isim hakkını alarak sahibi oldum. Bu yetmiyordu. www.hakeminsesi.com, www.hakeminsesi.net, www.hakeminsesi.com.tr domainlerini de aldım. 2 Sene yazılı olarak gazete çıkardım. Süresi aylık gazete idi. 1 Ay önce yayımlanan haber gazete çıktığında eskiyordu. Bu yüzden gazete çıkarmayı bıraktım ve internetten hakem haber portalı olarak 20 yıldan beri devam ediyorum. İstanbul’dan bazı kişiler Hakemin Sesi’nin derneğin olduğunu beyan etmeye ve geri almaya çalışsalar da hukuki anlamda elim kuvvetliydi ve çabaları sonuç vermedi.

*Hakem camiasında bir söz var; “Hakemin Sesi yazıyorsa doğrudur” bu söz nasıl ortaya çıktı?
- Bu sözün ortaya çıkmasının nedeni ortaya koymuş olduğunuz ilkeler ile ilgili. Hakemin Sesi’nin yıllar önce ortaya attığı bir söylem var;  “Hakemin adamı olmaz hakem de kimsenin adamı olmamalı”. Hakemin Sesi’nin ilkesi objektif, tarafsız ve gerçek haberler yapmak oldu. Bizde asla belgesiz haber olmaz. Camiada kim yanlış yaptıysa ve elimizde de belge varsa haber mutlaka çıkar. Camianın selameti açısından haber yapmadığımız ancak yanlış yaptığı için camiadan çok kişinin uzaklaşmasına da sebep olduk. Olumsuz kişilerin belgeleri elimize geldi haber yapsak kamuoyu hakem camiasına kötü gözle bakar diye haber yapmadık belgeleri MHK’lara gösterdiğimizde haber yapma bu kişinin camia ile ilişiği kesilecek dediler ve o kişiler şimdilerde bu camiada yoklar. İyi ki de yoklar. Öyle kişilerin bu camiada yeri olmamalı.

 * Siz haberleri nasıl alıyorsunuz? Muhabirleriniz çok mu?
- Futbol hakemleri ile ilgili çok kişi haber yapmaya çalıştı vede yapıyorlar da. Hiç birisi yanımıza bile yaklaşamadı. Hakem camiasının hepsi bizlere güvenerek haber veriyor, her kesimden haber alıyorum. Ancak haber kaynağımı asla açıklamıyorum. Şimdiye kadar tek kişi bile deşifre olmadı. Bana çok güveniyorlar ve haberler olduğu dakikada bizlere ulaşıyor. Biz başlıyoruz araştırmaya. Haberin doğruluğunu 3-5 kişiye soruyoruz ondan sonra haber yapıyoruz. Hakem camiasında gene kanı şu; Hakemin Sesi yazıyorsa doğrudur.

* Hakemlikte unutamadığınız anlar var mı?
- Aslında her maç bir anı. Unutmak mümkün değil. Ancak bir olay var ki hayatım boyunca unutamam ve o insanlara hakkımı asla helal etmem. Yeni üst klasman yardımcı hakem listesine girmiştim. O sene çok güzel müsabakalara çıktım ve her hafta maça çıkıyordum hiç boşum olmadı. O sene beni FİFA listesine yazdılar. İstanbul hakem derneğinde Ahmet Çakar, Sabri Çelik, Muhittin Boşat, Orhan Erdemir ve çok sayıda kişi beni öperek tebrik ettiler ve listeye girdiğimi söylediler. Eskiden E-Mail atma durumu yoktu. Ertesi günü sabah 09.00’da FİFA’ya faks çekecekler ve liste onaylanacaktı. O gece zamanın MHK üyesi Yüksel Okçuoğlu Federasyonun Levent’te bulunan Perili Köşk binasına gidiyor ve karar defterinde benim üstüme kırmızı kalem çekiyor ve Maksut Balta listeye dahil ediliyor. Ben yıllar sonra bir televizyon kanalında program yaparken o dönemde MHK’da olan Özcan Oal, canlı yayında bu durumu açıkladığında öğrendim. Şok olmuştum. Oal, hatrı sayılı birilerinin devreye girdiğini ve benim listeden gece saat 24.00’de çıkartıldığımı açıkladı. Bu durumu Yüksel Okçuoğlu’nun yüzüne karşı söyledim ve hakkımı helal etmeyeceğimi dile getirdim.

* Hak yenme dediniz de o zaman hemen konuya girelim. Bu camiayı en yakından takip eden biri olarak hak eden hak ettiği yere geliyor mu?
- Bu söylemleriniz hakemlik camiasının kanayan yarası. Maalesef hak eden hak ettiği yere gelmiyor. Adamcılık almış başını gidiyor. Babadan oğula kalan bir saltanat var. Terfilerde dikkat edin soyadlara. Aslında sene sonu çıkacaklar daha sene başında belli oluyor. Eğer büyük bir aksilik çıkmazsa! Bir gün zamanın MHK Başkanı Zekeriya Alp’in yanına gittim kendisini çok severim. Dedim ki Zekeriya ağabey bana bir kalem kağıt bir zarf verir misin? ‘Hayrola Ercan ne yapacaksın’ dedi. Ben de kendisine sene sonu süper lige terfi edeceklerin listesini yazacağım, zarfı kapatacaksınız. Klasmanları açıkladığınız gün açacaksınız bakalım tahminimiz tutacak mı dedim. Olmaz öyle şey kardeşim dedi. Say bakalım isimleri dedi. Ben saymaya başladım 13 kişinin adını verdim. MHK sene sonu terfi kursu için 14 kişi çağrıldı. Zekeriya Alp bana Ercan bir kişiyi atlamışsın dedi. Ben de dedim ki ağabey Malatya’dan Öner Fırat’ı çağırmışsınız ancak talimat gereği askerliğini yapmamışlar Süper Lige çıkamaz dediğimde ‘vay be camiayı bu kadar bilen bir insan daha görmedim’ dedi.

* Peki adamı olmayan hakemler ne yapmalı?
- İşte işin püf noktası burada ne yapmalı? Anlatalım ben kendimden örnek vereyim. Benim öyle çevremde bana sahip çıkacak ne hakem nede siyasetçiler vardı. Koşularda herkesi geçiyordum. Hiç koşu problemim olmadı. Bursa’da yapılan bir koşuda öğlen sıcağında 35 derecede 2800 koşmam gerekirken ben 3350 koştum. Çok hakeme tur bindiriyordum. Yazılılarda hep yüksek not aldım. Çıktığım müsabakalarda düşük notumda olmadı. Peki Anadolu hakemleri ne yapmalı bu durumda? Bunun açıklaması ise şöyle; İstanbul, Ankara ve İzmir pastadaki payı en çok alanlar. MHK bu illerden oluşuyor. Hakemler bunlara kendilerini gösterebiliyorlar. Ancak Anadolu hakemleri kendilerini tanıtana kadar zaman geçiyor. Yapacakları şunlar; Bir kere çok iyi kondisyona ve fiziğe sahip olmalılar. Kendileriyle barışık olmalılar. Bu ülkede hakem olmak öyle her babayiğidin harcı değil. Hakem olacak kişi bir kere kendini rekabet ortamına hazırlaması lazım. Çok üzüleceği ve sevineceği zamanlar olacak. İradesi çelik gibi olmalı. Zaman zaman haksızlıklara uğrayacak. En sevdiği arkadaşı bir anda rakibi haline gelecek. Darbeler yiyecek, bunun karşısında ise asla yılmayacak.

* Peki hocam özellikle genç ve dayısı olmayan hakemlerimiz başarılı olmak için neler yapmak durumundalar? Tecrübeli bir ağabeyleri olarak ne gibi önerilerde bulunmak istersiniz?
- Başarıyı yakalamak istiyorlarsa; şu üçgeni çok iyi uygulamalılar.
1- Öncelikle ailelerinin mutlaka rızasını ve desteğini yanına almalılar.
2- İşyeri desteği de hakemlerin aşama yapmasında önemli bir etken.,
3- Çevrenizde antipati toplamadan nasıl sevecen olurum ve çevremin desteğini görürüm diyerek hayata olan bakış açısını düzene koyan hakemin başarılı olması için hiçbir neden kalmayacaktır. Hakemlik çelik zırhlı bir iradenin sahaya yansımasıdır. Hakemlerimiz sahada yönettikleri maçlar, kaldırdıkları bayrak ve çaldıkları düdük ile camianın saygınlığının arttırılmasında önemli rol oynarlar. Gönül istiyor ki her hakemimiz Anayasa Mahkemesi Başkanı gibi saygınlık görsün. Hiçbir hakemimiz gördüğü haksızlıklar yüzünden geceleri gizli gizli sessizce gözyaşları dökmesin. Her hakem benim gönlümde birer yıldızdır. Onlar sporculara yol gösteriyorlar. Herkesin hayali birer FİFA hakemi olmak ama rahmetli Cem Karaca'nın şarkısında dediği gibi ''Umut fakirin ekmeği umar ha umar umar!''

* Hakemlere önerileriniz nelerdir?
- Hakemlikte devamlı başarıyı yakalamak istiyorlarsa, hakemlere önerilerim şunlardır; Haftada en az üç gün yarım saatten az olmamak kaydıyla özel güç geliştirme antrenmanı yapmalılar. Daha sonra mümkün ise iyi bir ekipte halı sahada futbol oynamalılar. Futbolun oyun kurallarını, inceliklerini ve hakemlik taktiğini incelesinler, buluş ve görüşlerini tekrar tekrar okuyarak sindirsinler bu konuda yabancı kaynaklardan bilgi toplamaya çaba göstersinler. Mutlaka bir veya daha fazla yabancı dil öğrensinler. Bu terfi kriterlerinin olmazsa olmazlarındandır. Hakem arkadaşlarıyla menfaat duygularından uzak ve tümü karşılıklı sevgi ve saygıya dayalı, kalıcı bir dostluk kursunlar, Sigara ve içki gibi, meslek başarılarını tehdit edecek zararlılardan uzak dursunlar. Yönettikleri her karşılaşmadan sonra kendi öz eleştirilerini yapsınlar. Yapılan eleştirileri kulak arkası yapmasınlar. Maç öncesi yada sonrasında taraftarlar ya da yöneticiler tarafından kendilerine gösterilen aşırı ilgi ya da olumsuz davranışları büyütmesinler. Tarafsızlıklarını tehdit edecek her türlü ilişkilerde kibarca kaçınsınlar. Her türlü kışkırtma ya da sinir bozucu olay karşısında mevcut koşullar ne olursa olsun, serinkanlı olsunlar ve görevlerini tam sorumluluk duygusu içinde devam ettirmeye kararlı olsunlar. Büyüklük duygusu yaratacak iltifatlardan ve bu gibi taktikleri kullanan kişi ve kuruluşlardan uzak dursunlar. Alçak gönüllü fakat otoriter bir görüntü kişiliğini düstur kabul etsinler. Ruh sağlıklarını en yüksek bir düzeyde tutabilmek için tüm önlemleri alsınlar. Hakemlik yaparken, oyuncular, yöneticiler ve seyircilerin psikolojilerini anlamaya çaba harcasınlar. Kısa süre içerisinde çeşitli pozisyonlar yaratabilen futbol oyun koşullarında keskin bir önsezi; Kusursuz bir değerlendirme ve ani kararlar için devamlı bilinçlenme çabası içerisinde olsunlar. Meslek otoritesini ya da mesleğin toplumdaki saygınlığını tehlikeye düşürecek her türlü dış etkenlere karşı uyanık ve bilinçli olmalılar.

* Son olarak okurlarımıza ne gibi mesajlar vermek istersiniz?
- Sevgili Savaş Özalp kardeşim öncelikle sayfalarını eski hakemlere de açtığınız için teşekkür ederim. Önce meslektaşlarıma başarılar diliyorum Batman’da böyle bir gazete çıkardıkları için. Hakemin Sesi olarak bir tarihte Batman’a gelmiştim. TPAO‘nun en güzel misafirhanesinin odasında konaklamıştım. O tarihlerde devletin en üst düzey yetkilileri konaklıyormuş orada aynı yerin bize de tahsis edilmesine çok memnun olmuştum. Yemekleri çok lezzetliydi. Hasankeyf ve tarih, Malabadi Köprüsü gezdiğim ve gördüğüm yerlerdi. Bana Batman sorulduğunda hiç düşünmeden insanların “adamlığı” derim. Batmanlıların mertliği ve yaşlılara karşı göstermiş oldukları saygıyı da anlatmadan geçemeyeceğim. Son sözüm taraftarlara. Bir kere futbolun üç neticeli bir oyun olduğunu unutmasınlar. Yaşamın her anında olduğu gibi “Fair Play” ruhu içerisinde hareket etsinler. Hoşgörüyü her şeyin üstünde tutsunlar. Bu vesileyle Batman ile birlikte ülkemiz insanlarına, dostlara ve arkadaşlara selamlar ve sevgiler gönderiyorum.

 

TEŞEKKÜRLER ADNAN YAŞAR
Eski üst klasman hakemlerimizden ve Hakemin Sesi Gazetesinin sahibi Ercan Durna hocam ile gerçekleştirdiğimiz röportajımıza sponsor olarak destekte bulunan değerli dostum, Memleket Partisi Batman İl Başkanı Adnan Yaşar beye teşekkür eder, başarılı çalışmalarının devamını dilerim.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
RÖPORTAJLAR Kategorisindeki Diğer Haberler
Merhabalar kıymetli okurlarımız. Belki de ülke futbolumuza hakem olarak hiz..
Merhabalar kıymetli okurlarımız, gittikçe geleneksel bir hal almaya başlaya..
Merhaba bizler için son derece kıymetli okurlarımız. Dolu dizgin yoluna dev..
Futbolcu olabilmek için Şanlıurfa'dan İstanbul'a kaçarak gelen, çoc..
Merhaba kıymetli okurlarımız. Bu haftaki röportaj konuğumuz emekli Havva As..
Merhaba kıymetli okurlarımız. Türkiye Radyo Televizyonunun (TRT) çatısı al..
RSS
© 2021 - Batman Medya Gazetesi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=