Lütfen bekleyin..

FLAŞ HABER


"TFF, TEKNİK HEYETE ELEKTRONİK CİHAZ KULLANIMINI YASAKLAMALI"

12 Ekim 2021, 18:31 - Okunma: 1681

Merhabalar kıymetli okurlarımız, gittikçe geleneksel bir hal almaya başlayan ve bir birinden değerli spor adamlarımızı sizlerle buluşturduğumuz Tele-Röportajımızın bu haftaki konuğu FİFA eski kokartlı yardımcı hakemlerimizden Maksut Balta hocam ile gerçekleştirdiğimiz söyleyişimiz ile karşınızdayız.

~~ 12 Yıllık boyunca amatör liglerde futbol oynayan, hakemlikteki başarısının yanı sıra sivil toplum kuruluşlarındaki etkinliği ve özellikle Türk Kızılay Yönetim Kurulu üyeliğini yapan ve özellikle Beşiktaş Kızılay Şube Başkanlığındaki üstün başarısı ve kurmuş olduğu iki özel okul ile geçmişteki başarısını eğitim branşında da sürdüren ve Türkiye Faal Futbol Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği'nde Disiplin Kurulu Başkan vekilliğini de yapmış olan, Türkiye'nin çeşitli illerinde yapılan spor konulu konferanslarda konuşmacı olarak katılıp ödüller alan ve TÜRFAD Düzce Şube Başkanlığı'nı da yapan hakem camiasının sevilen ve sayılan isimlerden biri olan Maksut Balta hocam ile gerçekleştirdiğimiz Tele-Röportajımız ile sizleri baş başa bırakıyorum.

* Maksut Balta kimdir?
- 1959 Yılında Düzce’de doğdum. İlk orta ve lise tahsilimi İstanbul'da tamamladım. Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesini bitirdim. Yüksek lisansımı da Düzce Üniversitesinde tamamladım. Düzce'de eğitim sektöründe özel sağlık meslek lisesi ve Özel Mimar Sinan Teknoloji Koleji olmak üzere özel lise kurduk ve 850 öğrenci ile hizmet veriyorum. Yani ülkemize kaliteli, mesleğinde başarılı gençler kazandırmaya devam ediyorum. Çeşitli dernek ve sivil toplum örgütlerinde görev yaptım. Bunların arasında Türk Kızılay yönetim kurulu üyeliği ve Beşiktaş Kızılay Şube başkanlığı yapmam beni çok gururlandırmıştır. İstanbul bölgesi klasman gözlemciliği yanı sıra il hakem kurulu üyeliği ve bölgesel kurul üyeliği yaparak hakemliğe hizmet ettim. Türkiye Faal Futbol Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği Disiplin Kurulu Başkan vekilliği görevini de yaptım. Hakemlik camiasının her kademesinde görev yaparak bu camiamıza hizmet ettiğimi düşünüyorum. Hakem eğitimcisi olarak ülkemizin çeşitli illerinde açılan hakem kurslarında kurs hocalığı yaptım, hakem yetiştirdim. Türkiye’nin çeşitli illerinde yapılan spor konulu konferanslarına konuşmacı olarak katılıp ödül aldım. Halen Türkiye Futbol Adamları Derneği (TÜRFAD) Düzce Şube Başkanı olarak görev yapıyorum. İstanbul’da amatör küme takımlarında 12 yıl top oynadım.1983 yılında İstanbul’da açılan teknik direktörlük kursuna katıldım. Kursumuzda Beşiktaşlı rahmetli Yusuf Tunaoğlu, Lütfü Isıgöllü, Fenerbahçeli rahmetli Yılmaz Şen, Aydın Çelik, Zeki Temizer, Galatasaraylı Şevki Şenlen’de kursumuzun yıldız isimleriydi. Efsane isimlerle aynı kursta olmak bana mutluluk veriyordu. Kurs hocamız rahmetli hocaların hocası Metin Türel idi. Yine aynı yıl açılan A kursuna davet edildim. Bu kursu da başarıyla bitirip antrenörlük yapmayı düşünürken diploma töreninde zamanın Futbol Federasyonu Merkez Hakem Kurulu Başkanı rahmetli Hilmi Ok diplomamı verirken hakem olmam yönünde bir teklif sundu. Bende kursun ne zaman açılacağını sordum. Aynı dönem kurs açıldı ve hakem kursunu da başarıyla bitirip aday hakem oldum. Kursumuz da Orhan Erdemir, Mustafa Kalkandelen gibi süper ligde düdük çalan arkadaşlarımla aynı kurstan mezun olduk. Bu kursa katılanlardan iki FİFA hakemi çıktı. Bir FİFA düdük hakemi, birde FİFA yardımcı hakemi çıktı.

* Futbol ile ilk tanışmanız ne zaman başladı?
- Futbol ile tanışıklığım herkesin olduğu gibi ortaokulu bitirdiğimde lise yıllarında başladı. Lise okul takımında top oynamaya başladım. Daha sonra semt takımımızda futbol oynarken İstanbul amatör küme takımlarından Eminönüspor kulübüne transfer oldum. Burada uzun yıllar oynadıktan sonra yine İstanbul’un eski ve köklü kulüplerinden Alemdarspor kulübüne transfer oldum.

* Hakemliğe başlama fikri nasıl oluştu?
- Hakemliğe başlama fikri antrenör kursuna devam ederken rahmetli Metin Türel’in kurs hocalığımı yaptığı dönemde diploma törenin de kursun en genç öğrencisi bendim. Dikkat çekmiş olacağım ki dönemin MHK Başkanı Hilmi Ok hocanın bana tavsiye etmesiyle oluştu. O dönemlerde tanınmış eski sporcu büyüklerimin antrenör kursunda bana hakemliği başarabileceğimi söylemeleri beni onure etti. Ayrıca çok hoşuma gitmiş olacak ki etkisinde kaldım ve teklifi kabul ettim. İlk adımı o gün atmış oldum.

* Hakem olmasaydınız ne olmak isterdiniz?
- Dürüst konuşmak gerekirse hakem olmasaydım yine hakem olurdum. Nedeni ise bu işe soyunduktan sonra işin içine girdikten sonra bir daha ayrılamıyorsunuz ruhunuza işliyor buna inanın.

*Hakemliğinizin başlangıcında beğendiğiniz ve kendinize örnek aldığınız hakemler kimlerdi?
- Hakemliğe başladığımda dönemin İstanbul’daki tanıdığım popüler hakemleri Yusuf Namoğlu, Özcan Oal, rahmetli Aykan Köseoğlu, Yüksel Okçuoğlu, Ergül Yücedağ, Yalçın Darıcı, Haşim Gökalp, Taner Yalçındağ, Sabri Çelik bunlar benim amatör kümede top oynadığım dönemde hepsi maçlarımı yönetmişlerdi. Tabi ki o zamanlar bu abilerimize hakem oldukları için çok özenirdik efsane gibi insanlardı.

* Aktif hakemliğinizde ayrıca uğraştığınız başka işleriniz var mıydı?
- Hakemliğe başladığım dönemlerde MAN otobüs ve kamyon fabrikasında çalışıyordum. Bizim dönemimizde herhangi bir işi olmayanları hakemlik kursuna almıyorlardı. Çalıştığınız işyerinden çalıştığınıza dair belge istiyorlardı. Hakemlik döneminde çalıştığım işyerinin bana verdiği değer çok büyüktü. Beni göndermeyebilirlerdi ama sporu seven idarecilerim büyüklerim vardı. Biraz da şans diyelim böyle güzel insanlara denk gelmem.

* En çok uyum sağladığınız ve maç yönetmekte keyif aldığınız hakemler kimlerdi?
- Çıktığım tüm büyüklerimle uyum sağlıyor hiç yabancılık çekmiyordum. Top oynamanın faydasını gördüm diyebilirim. Yusuf Namoğlu, Ergül Yücedağ, Ahmet Çakar Mustafa Çulcu, Sabri Çelik, Haşim Gökalp, Argun Darıcı Oğuz Sarvan, Muhittin Boşat Metin Tokat ayrıca ismini sayamadığım yani o dönem süper ligde görev alan tüm hakemler ile çıktığım maçlarda çok rahat müsabakalar yönettiğimi düşünüyorum. Sizin anlayacağınız çıktığım tüm müsabakalarda inanın keyifle maç yönettiğimi söyleyebilirim.

* Kendinizi en başarılı ve başarısız bulduğunuz maçlar hangileridir?
- Kendimi başarısız bulduğum şu maç var diyemem. Lakin şanssız olduğumuz maç var diyebilirim. 1993-94 Sezonunda Samsun'da oynanan Trabzonspor maçı saha olayları nedeniyle yarım kalmıştı çok üzülmüştüm. Bu müsabakada başarısız olduğumuzdan değildi tabi. İnsanın bazen hayatında böyle olaylar olabiliyor. Derbi maçlarının sorunsuz bittiği zamanlardaki mutluluğumuz da bir başka oluyor tabi. Başarılı bir şekilde maç yönettiğinizde tebrikler alıyorsunuz bu da sizi gururlandırıyor.

* En çok hangi statlarda maç yönetmekte zorluk çekerdiniz?
- İnanır mısınız hiç zorluk çektiğim müsabaka ve stat olmadı diyebilirim. Süper ligde ilk çıktığım müsabaka Trabzonspor-Sakaryaspor müsabakasıydı. Trabzonspor bir önceki sezon 5 maç ceza almış ilk kez o sezon kendi sahasında seyircisi önünde oynuyordu. Seyirci çılgın bir şekilde takımını destekliyor bende meşhur Farozlular seyirci grubu önünde maç yönettim. İlk maçım olmasına rağmen hiç zorlanmadım.

* En çok maç yönetmekten keyif aldığınız stadyumlar hangileriydi?
- Tabii ki İstanbul’daki Kadıköy, Ali Sami Yen ve Dolmabahçe İnönü stadında maça çıkmak her hakemin hayaliydi. Bende top oynadığım dönemlerde birer kez top oynama fırsatı bulduğum bu statlarda hakem olarak da maç yönetmek nasip oldu. Çok güzel bir duyguydu.

* Doğrudan veya dolaylı olarak size yapılmış bir tehdit veya şike teklifi oldu mu?
- Hakemlik hayatım boyunca ve ayrıldıktan sonraki idarecilik hayatımda böyle bir teklife ne maruz kaldım ne de böyle bir olayların içinde bulundum.

* Görev aldığınız dönemler boyunca size göre en başarılı TFF ve MHK Başkanları kimlerdi?
- Tabii ki bunları bizim söylememiz pek doğru değil lakin Şenez Erzik, Haluk Ulusoy ve kısa bir dönem yapmasına rağmen iz bırakan Hasan Doğan dönemleri diyebilirim. MHK olarak da hakemlik yaptığım yıllarda çok değerli üst düzey hakemlik yapmış abilerimizin görev yaptığı tüm MHK'lar başarılıydı. Hilmi Ok, Ertuğrul Dilek, Ahmet Güvener, Sabri Çelik ve Mustafa Çulcu aklıma gelenler. Yalnız burada Ahmet Güvener’e ayrı bir parantez açmak isterim. Sınavlarla ilgili olarak bir çığır açtı ve değişikliğe giderek onun döneminde ilk kez süper lig yardımcı hakem kadrosu kuruldu. Daha sonraları birlikte maça çıktığım abilerimin MHK'lara gelmesi benim açımdan çok daha iyi oldu. Çünkü beni tanıyorlar nasıl hakemlik yaptığımı da biliyorlardı. Bu benim için de büyük bir avantaj oldu diyebilirim.

* FİFA Hakemi olarak yurt dışında hangi maçlara çıktınız?
- Avrupa’da Şampiyonlar ligi maçı, UEFA Kupası ve Dünya Kupası grup eleme maçları müsabakalarında görev yaparak ülkemizi yurt dışında iyi temsil ettiğimi düşünüyorum.

* Avrupa ile ülkemizde maç yönetmek arasında ne gibi farklılıklar vardı?
- İnanın Avrupa’da maç yönetmek Türkiye’de maç yönetmekten çok daha kolaydır. Kimse işinize karışmıyor herkes işini yapıyor. Dikkat ederseniz takımlarımızın Avrupa maçlarındaki hakemlere karşı olan tutum ve davranışları ile Türkiye'deki maçlarındaki tutum ve davranışları nasıl farklı olduğunu görüyorsunuz. Bunun nedeni de Avrupa'da hoca veya oyuncunun lüzumsuz bir davranış sonucu atılması takıma zarar verdiği gibi para cezası ve Avrupa’dan men cezası bile alabiliyorlar. Bu nedenle sesleri çıkmıyor. Söylemek istediğimden ne demek istediğimi anlamışsınızdır. İnanır mısınız amatör kümede maç yönetmek süper ligde maç yönetmekten çok daha zor. Süper ligde maç yöneten hakemlerin amatör küme maçlarında çoğu kez zorlandığını, müsabakalarında olaylar çıktığını duyduğumu söyleyebilirim.

* Sizinde görev aldığınız Türkiye Kupası maçında Pendikspor’un Fenerbahçe’yi saf dışı ettiği maçta neler yaşandı bizimle paylaşır mısınız?
- Evet hayatım da unutamayacağım maçlardan bir tanesi de bu maçtır. Üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen hala hafızalarda kalan müsabakalardan birisidir. O dönem Fenerbahçe, Pendikspor'a bu maçı Şükrü Saraçoğlu stadında oynayalım ve bütün hasılat da sizin olsun diye teklif getirdiğini yazıyordu gazeteler. Hatta son birkaç güne kadar maçın nerede oynanacağı belli değil hatta stadın adı dahi açıklanmamıştı. Pendikspor takımı nasıl olsa Fener bizi yener hiç olmazsa Fenerbahçe’yi Pendik stadına getirmiş oluruz diye bu teklifi kabul etmemişti. Yüz yılda bir olabilecek bir olay oldu ve Fenerbahçe bu maça tam kadro çıkmasına rağmen 2-1 mağlup oldu. Vallahi hakem olarak bizde inanamamıştık. Hatta o maçtan sonra kaleci Rüştü, taraftarlarca arabasına zarar verip oyuncuyu tartaklamışlardı. Müsabakayı dün gibi hatırlıyorum. Orta hakem Levent Yardımcı, Maksut Balta ve Binali Kartal triosu olarak yönettik.

* Hakemliğinizde unutamadığınız bir anınızı bizimle paylaşır mısınız?
- Hakemliğimizde tabii ki unutamadığımız çok anılarımız oldu az önce yazdığım gibi Fenerbahçe’nin Pendikspor’a elenmesi. Maçtan sonra çalıştığım MAN fabrikasının Ankara'daki tesislerine görevli olarak gidiyordum. Fabrikaya geldiğimde kapıdaki görevliler Fener mağlup oldu diye beni fabrikaya almadılar. Çok gülmüştüm. Ayrıca Samsunspor - Trabzonspor maçının yarım kalması da unutamadığım anılar içerisinde. Bir de ilk amatör müsabakamı yedek olarak yardımcı hakem olarak Eyüp stadına vermişlerdi ve günün ilk maçıydı. Maçın yardımcı hakemi gelmemişti. Maça 10 dakika kaldı orta hakem hazırlanmam için bir şey söylemiyor bekliyordu. Maç saati geldi çattı artık bana zoraki olarak ‘soyun’ dedi. Ben acele hemen soyunup giyindim ama içimden dua ediyorum inşallah hakem tam ben maça çıkarken gelmez diye. Seronomiye çıktık bir baktım yardımcı hakem gelmiş tribünde duruyor. Moralim bozuldu. Bunlar beni devre arasında kesin değiştirirler diye düşünüyorum. Kafama koydum ben maça devam edeceğim derim dedim. (Müsabaka da Bakırköy-Sarıyer Genç maçıydı) İlkyarı bitti, soyunma odasına girdik. Yardımcı hakem soyunmuş bekliyordu. Hakem ‘Maça Maksut devam edecek, başarılı bir ilk yarı çıkardı’ dedi. Ben çok sevinmiştim o maçı gizli olarak tribünden izleyen il hakem kurulu üyesinin gözüne girmiş iyi not almıştım. İlk amatör müsabakam da buydu hiç unutamıyorum.

* Hakemliğinizde keşkeleriniz oldu mu?
- İnanır mısınız hakemlik hayatım boyunca keşkelerim hiç olmadı, olsaydı hakemlik yapamazdım ve başarılı olamazdım diye düşünüyorum. Hakemlikte asla keşkelere yer yok olmamalı zaten.

* Hakemliğiniz boyunca sizi en çok üzen ve mutlu eden gelişmeler oldu mu?
- Hakemliğimde il hakemliğimden, ilk klasman hakemliğine çıktığım yıl çok mutlu olmuştum ve deliler gibi sevinmiştim. Artık profesyonel maçlara çıkacağım için çok mutluydum. Daha sonra 1992 yılında ilk olarak Süper lig kadrosuna alındığım yıl ve FİFA listesine girdiğim yıllardaki mutluluğumu da unutamam. Tabii ki hakemliği bırakırken içimizdeki tatlı bir burukluk ve üzüntü tabii ki oluyor. Bir bakıyorsunuz yıllar geçmiş anılarıyla mutluluklarıyla koskoca bir ömür geride kalmış. Tabi burada amaç kubbede hoş bir seda bırakmak. Bende hakemlik camiasında bu hoş sedayı bıraktığımı düşünüyorum.

* Hakemliğin profesyonelleşmesi hakkında neler söylemek istersiniz.
- Hakemliğin profesyonelleşmesi tabii ki güzel. Lakin amacına uygun düşünce içerisinde olunca çok iyi olduğunu düşünüyorum. Hakemliği geçim kaynağı olarak düşünecek olursanız bu sefer farklı düşünceler olabiliyor. İşte o zaman keşkeler ve sıkıntılar başlıyor.

* VAR uygulaması için neler söylemek istersiniz. Doğru bir şekilde istifade edildiğine inanıyor musunuz?
- Bende ne zaman VAR konusuna geleceksiniz diye merak ediyordum. Açık söylemem gerekirse ben VAR sistemine karşı olan gruba giriyorum yani karşı çıkıyorum. Çünkü sana göre ve bana göre VAR olmaz. Amacından uzak bir şekilde değerlendirmeler olduğunu görüyoruz. Düzce Üniversitesinde TÜRFAD’ın düzenlediği “futbolun dünü bugünü ve yarını” adlı panele katılmıştım. Bana da yardımcı hakemlerin VAR hakkındaki etkileri nelerdir soruldu bende düşüncelerimi anlatmıştım. Orada da söylemiştim VAR tam olarak oturmadı, oturmayacak gibi de görünüyor. İki santimlik bir ölçü ile ya şampiyon olacaksınız, ya şampiyonluğu kaçıracaksınız veya küme düşüp ya da ligde kalacaksınız. Kim nasıl karar verecek anlamış değilim. Ayrıca birde futboldaki temaşa zevkimizi bozuyor. Seyircide hakemlere karşı güven sarsılıyor haklı olarak. İleriye dönük olarak düzelir mi yoksa başka bir şekilde mi yapılmalı veya zamana mı bırakalım diyorum ama kafamda keşkeler olduğu sürece itirazlar olacağını düşünüyorum. VAR sisteminin hakemleri tembelleştirdiğini düşünüyorum. Nasıl olsa VAR var diye pozisyonları önemsemiyorlar. Bazen de şansa bırakıyorlar. Hem orta hakem için hem de yardımcı için bir güven kaynağı oluyor. Hakem önündeki görmesi gereken pozisyonu görmüyor. VAR çağırırsa gidiyor o zaman hakeme gerek yok ki oturalım TV başına oradan karar verelim çok daha iyi olur! Pozisyon kesin ofsayt yardımcı haklı olarak yeni kurala göre oynatıyor o arada oyuncuya sert girip ağır bir faul yapılıyor. Takımın en iyi oyuncusu sakatlanıp oyundan çıkıyor dört ay yok olmadı mı kaleci Muslera kaç ay sakat kaldı buna benzer örnekler verebiliriz. Ne olacak şimdi verdiğin paralara mı yanarsın takımın küme düşmesine mi veya takımın şampiyonluğunu kaçırdığına mı üzüleceksin. Yüzyıldır uygulanan kural değişikliği bize pek uymadı sanırım. Müsabakada VAR kontrolü yapılacak mübalağa etmiyorum 6 dakika geçmiş hala karar veremiyorlar. Böyle mi olmalı ayrıca VAR'ın başındaki eğer yeni hakemse orta hekem izlemeye gitmiyor bile bunlar oldu ve oluyor da. Ayrıca son zamanlarda moda oldu yedek kulübesinde teknik ekibin elinde bir tablet bilgisayar pozisyon izliyorlar ve kendilerine göre hakemin yanlış karar verdiğini düşünüp veryansın ediyorlar. Bence çok yanlış bir sistem. Takımı iyi idare edecekleri yerine izlediklerine göre değerlendiriyorlar. Bence federasyonun buna acil bir çözüm bulması gerekir. Teknik ekibin yanına bu tip elektronik araçlar alınmamalı. O zaman oyuncuların kulaklarının içine verici kulaklık takalım topu kime atacaklarını, kime pas vereceklerini tribünden söyleyelim. Takım takır takır top oynasın hatta o zaman hocaya da gerek yok tribüne koyalım. Bir adam bu işi yapsın olur mu diye düşünüyorum Avrupa’da pek görmedim böyle şeylerle zaman kaybetmiyorlar biliyorlar ki kararı değiştiremeyecekler istedikleri kadar itiraz etsinler bu durum sadece bizlere mahsus gibi.

* Siyasetin ülke sporunu adeta rehin almasına neler söylemek istersiniz? Zira siyasetin desteği ve onayı olmadan hiçbir antrenör hatta sporcu takım bulamaz oldu.
- Siyasetin girmediği bir yer yok! Zaten alt liglerde takımları belediyeler desteklememiş olsa takımların da maddi gücü yok. Zaten bu nedenle siyaset yardımcı oluyor ama diyorum ki amacından uzaklaşmadığı sürece varsın olsun yoksa takımlar işin içerisinden çıkamaz diye düşünüyorum. Antrenörlere gelince her şeyde olduğu gibi burada da adamcılığın var olduğunu düşünüyorum.

* TFF ve MHK’nın terfilerde bölgeler bazında adil davrandığına inanıyor musunuz?
- TFF bu işlere pek karışmaz diye düşünüyorum ve biliyorum kararı MHK'da olanlar veriyor. Bölgelerinde hakedip de çıkamayan ve hakemliği bırakan arkadaşlarımızın olduğunu biliyorum. Kaybolup giden hatta çıkamayan çocuklar var. Her gelen kendi adamını almaya çalışıyor. Son yıllarda bakınız göreceksiniz hakem yetişmiyor. Avrupa'da 25 veya 30 yaşındaki hakemleri FİFA hakemi yapılırken, bizde 40 yaşın üzerindeki hakemleri iş olsun diye FİFA kokartı takıyorlar. Bence çok iyi bir sistem değil. Bakın Avrupa'da iyi maç alan hakemlerimiz bellidir. Diğerleri de iş olsun diye listede duruyorlar. Yani her bölge sorumlusu kendi kriterlerine ve kafasına göre klasmana hakem alıyor. Yani tam bir sistem ve kriter yok diyebiliriz.

* Ülkemizde hakem eğitimlerini yeterli buluyor musunuz?
- Kendi dönemimizdeki hakem eğitimlerini düşündükçe şimdiki eğitimleri pek yeterli bulduğumu söyleyemem bir günlük eğitim olmaz. İş olsun torba dolsun misali gidiyoruz diye düşünüyorum. Ayrıca eğitimleri MHK'dan ayrı bir birimin yapması gerektiğini düşünüyorum. Eğitim çok farklı bir şey herkes eğitim veremez, sadece anılarını anlatır hepsi bu. Nasıl herkes öğretmen olamayacağı gibi herkeste hakem eğitimcisi olamaz. MHK'ya gelen herkes eğitim verecek her şeyi bilecek diye bir kural yok. Bırakalım eğitim departmanı eğitim çalışmalarını yapsın ama bizde MHK'da olanlar bu işi kimseye bırakmazlar bırakmıyorlar da! Zaten her şeyi onlar biliyor! Adam Türkçe’yi zor konuşuyor söylediğini anlamak zor birde merkez hakem komitesindeyim diye ders anlatıyor. Normal zamanlarda hayatta konuşma yaptırmayacağınız adamlar ders vermeye kalkıyorlar bunu da anlamak mümkün değildir!

* Genç ve özellikle yeni hakem adaylarına ne gibi önerilerde bulunmak istersiniz?
- Hakemlik gönül işi ve bu işi severek yapmanız lazım. Asla dürüstlükten ayrılmayın, çalışan, antrenmanını yapan, derslerini aksatmayan hakem mutlaka karşılığını alır. Mutlaka iyi yerlere gelir. Hakem kimsenin adamı olmamalı. İşini doğru ve dürüstçe yapmalı. Asla ben artık iyi hakem oldum diye havalara girmemeli, hergün yeni bir şey öğrenebileceğini asla unutmamalı. Yani havalara girersen çabuk sönersin bunun emsalleri var. O yüzden daima yeniliklere açık olmalı ve çalışmalı diyorum. Hakem arkadaşı hakkında kötü düşünmemeli adil ve sevecen olmalı. Hakem birilerinin adamı olursa bedelini ödemek zorunda kalır ve daha sonra işin içinden çıkamaz!

* Son olarak okurlarımıza ne gibi mesajlar vermek istersiniz?
- Futbolun bir temaşa sporu olduğunu asla unutulmamalı, ona göre davranılmalı rakip takım veya rakip seyirciye asla öcü gözüyle bakılmamalı. Kardeş olduğumuz ve sporun birleştirici bir güç olduğu asla unutulmamalı. Eskiden olduğu gibi Fenerlisi, Galatasaraylısı, Beşiktaşlısı maç izlerken yan yana birlikte oturabilmeli. Avrupa’da olduğu gibi maç bittikten sonra hayatın devam ettiğini asla unutmamalıyız. Hakemlerinde bir insan olduğunu, robot olmadığını hata yapabileceklerini hatta o maçı yönetenin kardeşiniz, oğlunuz olduğunu düşünerek hareket etmenizi isterim denemekte fayda var. Bakın maç izleme şekliniz değişecektir. Asla tek taraftan tek gözlükle seyretmeyelim. Son olarak unutulmamanın güzelliğini ve değerini tekrardan hatırlatırcasına bu röportaj teklifinizden ötürü sizlere teşekkür eder, başarılı çalışmalarınızın devamını dilerim.

++++++++++++++++++++++++++++++++++

TEŞEKKÜRLER CEMRE ŞİLAN OR
Eski futbolcu, FİFA hakemlerimizden ve eğitimci Maksut Balta Balta hocam ile gerçekleştirdiğimiz röportajımıza sponsor olarak destekte bulunan, değerli hemşehrimiz, O SES TÜRKİYE'nin iddialı yarışmacılarından Cemre Şilan Or kardeşime teşekkür eder, başarılı çalışmalarının devamını dilerim.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
RÖPORTAJLAR Kategorisindeki Diğer Haberler
Merhabalar değerli okurlarımız, yoluna dolu dizgin devam eden ve giderek be..
Batman iş dünyasından röportajlarımıza Tüzün Grup Şirketler Topluluğu Yönet..
Merhabalar kıymetli okurlarımız, bu haftaki Tele-Röportaj konuğumuz Galatas..
Merhabalar bu haftaki röportaj konuğumuz Galatasaray'ın eski yönetim ku..
Değerli Medya Gazetesi okurları, bu röportajımızın konuğu, Batmanlı hemşeri..
Merhaba kıymetli okurlarımız, bu haftaki Tele-Röportaj konuğumuz TFF 1. lig..
RSS
© 2021 - Batman Medya Gazetesi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=