Lütfen bekleyin..

FLAŞ HABER


“Galatasaray benim yaşam tarzımdır”

09 Kasım 2021, 15:07 - Okunma: 763

Merhabalar bu haftaki röportaj konuğumuz Galatasaray'ın eski yönetim kurulu üyesi Fatih Gökşen. Çocukluğunun büyük bir bölümünü Galatasaray Kürek şubesinde geçirmiş ve tam bir Galatasaray tutkunu olan Fatih Gökşen, Galatasaray Kürek Şubesinde 10 yıllık Başkanlık sürecinde kulübe kazandırdığı tesis sayesinde onlarca kürek sporcusunun yetişmesine vesile oldu.

Bir dergide gördüğü ilan ve fiyat uygunluğu nedeniyle bizzat Çin'e giden ve 4 konteyner dolusu tekne getirerek Galatasaray Kulübü başta olmak üzere ihtiyaç sahibi sporculara dağıtan ve Kürek Şubesindeki üstün başarısıyla Galatasaray Kürek Takımını dünyaya duyurmayı başaran ve Galatasaray'ın dünya çapında bir çok yarışta yer alarak ülkemizin temsil edilmesine katkı sunarak Galatasaray camiasında büyük bir sevgi ve saygınlık edindi.
Kürek Şubesindeki başarısı ile dönemin Başkanı merhum Özhan Canaydın'ın dikkatini çeken ve yönetime dahil edilen Fatih Gökşen, futbol şube sorumlusu olarak görevlendirilen Ergün Gürsoy'un ısrarıyla futbol şubesi Başkan yardımcılığına getirildi. Özellikle Frank Ribery'nin transferinde başrol oynayan, dürüstlüğü, yoğun Galatasaray sevgisi ve çalışkanlığıyla Galatasaray Kulübünde yıldızı parlayan ve Galatasaray taraftarlarıyla geliştirdiği güçlü bağlarıyla tanınan Fatih Gökşen ile gerçekleştirdiğimiz röportajımız ile sizleri baş başa bırakıyorum...

* Fatih Gökşen kimdir.
- 1960 Adana doğumluyum. 2 Çocuk babasıyım ve iş insanıyım.

* Spora ilginiz nasıl başladı?
- 1975'te Kuruçeşme adasında kürekçi olarak başladım sonra da kulübün lisanlı sporcusu oldum ve yarışlardan bir çok madalya kazandım. Sonrasında da 1996-2002-2004 yılları arasında da kürek şubesinin şube kaptanı oldum ve orada da Küçükçekmece tesislerinde kürek testlerini ben yaptım. Arkadaşlardan da destek alarak tabii en büyük maddi desteği sağlayarak yaptım. Galatasaray'a çok güzel bir tesis kazandırdım. Bugün hali hazırda Avrupa'nın ve Türkiye'nin en büyük ve en modern kayıkhanelerinden biri olan bir tesisi çok sevdiğim kulübüme kazandırmış olmanın mutluluğunu ve gururunu yaşıyorum.

* Galatasaray'da yönetici olma fikri ve arzusu nasıl gelişti?
- 2004'te rahmetli Özhan Canaydın'ın yönetimine seçildim. Su sporlarına bakacağım derken Ergün Gürsoy başkanımın ısrarlarıyla futbolu şubesinde o'nun yardımcılığına getirildim ve aynı zamanda su sporlarından da sorumlu yöneticiydim. Sonrasında da futbol şubesinde yönetim kurulu üyesi olarak görevime devam ettim.

* Kulüpteki görev süreniz boyunca sizi en çok mutlu eden gelişme neydi?
- Galatasaray'da en unutulmayan hikayelerim Frank Ribery'i getirmem ve 2006 şampiyonluğumuzda emeğimin çok oluşudur. Orda başkalarının 20.45 deyipte üstlendiği şey halbuki benim üstün gayretim ve Florya'dan ayrılmamla ve futbolcularla abi-kardeş bağından daha da öteye gitmişti. 

* Galatasaray'da yöneticilik yaptığınız süre zarfında sizi en çok üzen gelişmeler nelerdi?
- Üzüldüğüm nokta yine Ribery'nin Galatasaray'dan gidişidir. Çünkü getirdiğimiz değerli bir oyuncuyu çok küçük hata ve bazı komplolarla Ribery'i kaçırmış olmamız beni üzen en belirgin gelişmedir.

* Bir demecinizde Fenerbahçe'nin 6-0'ı abarttığını dile getirmişsiniz. Hakikaten Fenerbahçe bunu çok mu abarttı sizce?
- Galatasaray'da 5-1 yendiğimiz bir kupa maçımız vardı. Olimpiyat stadındaki maçta şayet Teknik Direktör George Hagi, Ribery'i oyundan çıkarmasaydı belki de orada tarihi bir farka gidebilirdik. Ve belki de bugün Fenerbahçeliler 6-0'ı konuşmazdı. Zaten Hagi’de daha sonra oradaki bu hatasını açık bir şekilde kabul etmiştir.

* Galatasaray'da hem Başkan yardımcılığı, hem futbol, hem de Kürek Şube sorumlusu olarak görev aldınız. Siz kendinizi en çok hangi konularda başarılı bulursunuz?
- Galatasaray'da kürek şubesinde 10 yıl başkanlık yaptım. İlk defa Galatasaray Kürek takımını Amerika Boston'a ve İngiltere'deki Henley kraliyet yarışına, Amsterdam yarışlarına ve Bulgaristan Plovdiv'e götürdüm. Bunları yaparken de Galatasaray Kulübüne yük olmadan yaptım. Galatasaray bütün şampiyonlukları benim döneminde kazanmıştır. O dönemde yarışan sporcularımızdan bir çoğu şu anda belirli yerlere gelmişlerdir. Hatta şu anda Kürek Federasyonunda yönetim kurulu üyeleri bile vardır o günkü gençlerden.

 * Ülke futbolumuzun lokomotiflerinden, başarılarıyla ülke insanımızı defalarca gururlandırmış olan Galatasaray camiasında yöneticilik yapmış olmak nasıl bir duygu?
- Galatasaray'a çok şey borçluyum. 1975 Senesinde ailem ayrılmıştı. O günlerde ayrılan bir anne ve babanın en büyük oğlu olarak eğer Galatasaray'da spora başlamış olmasaydım belki bende kahve köşelerinde, belki de o günkü terör belasının bir ucundan ben de bulaşabilirdim. Sporcu olduğum için o zamanlar hiç bir şekilde okulda kimse bana ne yanaştı ne de kötü anlamda herhangi bir şey teklif etti. Onun için Galatasaray'a vefa borcum vardı. Bende Kürek şubesinin tesislerini yaparak dahası o vefa borcumu ödedim. Çin'e gittim ve Çin'den 1997 yılında ilk defa komünizmin en sıkı ve kötü zamanında orada yaklaşık 4 konteyner tekne yaptırdım. Türkiye'deki bütün kürek takımlarına dağıttım. Fiyatları da çok uygundu. Oradaki tekne fiyatlarını bir dergide görünce hemen gidip alma ihtiyacı hissettim ve gidip 4 konteyner tekneyi Türkiye’ye ithal ettim. Bugün belki birçok kulüpte eskimiştir ama o günlerde herkesin malzeme sıkıntısını olduğundan çok değerliydi o tekneler. O günün malzeme sıkıntısını gidermiş oldum.

* Yönetime dahil olduğunuzda kürek şubesinde devam etmeniz beklenirken sizi bir anda futbol şubesinde gördük bu süreç nasıl gelişti?
- Kürek Şubesinde yaptıklarım Başkan Özhan Canaydın’ın dikkatini çekince ve ardından Kürek Şubesinin başarılı gidişi, tesisi yapışım, çalışmaların ve bunun akabinde ayrıca eski sporcu olduğum içinde beni yönetimine aldı. Ben ölene kadar da başından hiç ayrılmadım. Babam gibi sevdiğim Başkanımı Allah nurlar içinde yatırsın inşallah.

 * Galatasaray'da yöneticilik yapmak sizin için nasıl bir duyguydu?
- Galatasaray'da görev yapmak tabii ki bu inanılmaz bir şeydi, hedeflerimden biriydi.  Her zaman gururla o bayrağı taşıdım. O kartviziti gururla taşıdım ve hiçbir zaman da Galatasaray’ı su istimal etmedim.

* Galatasaray'ın 100. yılında Başkan Özhan Canaydın, Ergün Gürsoy ve gibi isimlerle görev almak nasıl bir duyguydu?
- Gönül verdiğim Galatasaray'dan hiçbir zaman bir beklentim olmadı. Çünkü minnet borcum ve Galatasaraylılığım her zaman en üst seviyedeydi. O açıdan Ergün Gürsoy babam gibidir. Yine güzel arkadaşlıklarım oldu, iyi insanlarla tanıştım. Tuncay Hazinedaroğlu, Haldun Üstünel, Şükrü Ergün, Refik Arkan hepsi sevdiğim insanlardı. Daha ismini sayamadığım birçok yönetim kurulu üyesi ile de beraber çalıştım. O açıdan güzel günlerim oldu, güzel anılarım oldu. Galatasaray'a zaman, insanlara değer katar ve her zaman da saygı ve hürmet, aile anneler ve sinyorite dediğimiz bir çok önemli değerleri öğretir. Bu sebeple Galatasaray'ın öğrettiği bir çok şeyi ne bir okulda öğrenebilirsiniz ne de bir üniversitede öğrenebilirsiniz. Tek öğreneceğiniz yer kulübün içine girdiğinizde o aidiyet duygularının yaşanması ve öğretilmesidir. Ben de merhum Özcan Canaydın gibi bu konulara çok değer veren, en önemli şeylerin detaylarını ondan öğrendim.

* Günümüz futboluna azalan ilgi için neler söylemek istersiniz?
- Futbol tabii ki şu anda günümüzde 2021 yılında pandemi sonrasında yaşananlar insanları biraz soğuttu. Nasıl bir yere gitmezsiniz sonra da gitmemeye alışırsınız ya işte insanlarda şu anda pandemiden dolayı statlara gitmemeye alıştılar. Bu sebeple de şu anda statlarda dolmuyor. Sanki biraz uzak kalmaya alıştık, bu sebeple statlar boş kalıyor. Ama tabii ki takımlarda istikrarsız ve güzel futbol sergilemiyorlar. Statların şimdilerde dolmamasının sebeplerinden biri de budur bence. 

* VAR sistemin doğru uygulandığını düşünüyor musunuz? Sizce yeterince istifade edilebiliyor mu?
- Geçmiş dönemin hakemlerine nazaran bence şimdiki hakemler daha bilinçlidir. VAR sistemi zaten işleri kolaylaştır ama kolayı kullanmamakta ısrar ediyorlar ve bazen inat ediyorlar. Bazen de dedikleri gibi eleştirilere katılıyorum ve VAR sisteminde duran hakemler yanlışı görse bile çağırmaya çekiniyorlar orta hakemi. Bunlar tabii ki yanlış şeyler, iyi güzel ve düzgün uygulanırsa VAR sistemi aynı İngiltere'de uygulandığı gibi bence çok faydalı olacaktır. 

* Gününüzden günümüze en başarılı bulduğunuz Teknik Direktörler kimlerdir?
- Günümüzde tabii ki en başarılı Teknik Direktörler Mustafa Denizli, Fatih Terim, Şenol Güneş’tir. Yukarıda saymış olduğum bu üç önemli isim tabii ki Türk futbolunun Teknik Direktörleri olarak en önemli isimleridir. Ayrıca şuanda yeni nesilleri de hepimiz de görüyoruz. Sergen Yalçın, Ömer Erdoğan, Rıza Çalımbay ve Abdullah Avcı'yı çok beğenirim. Abdullah Avcı ben Galatasaray’da yönetici iken bizim PAF takımının hocasıydı, oradan onu çok iyi tanırım. Birçok yeni isimler de alttan yetişiyor.  Yine Konya'nın hocası İlhan Palut’u da başarılı buluyorum. Yine bizim Bülent Korkmaz’ı başarılı buluyorum, Okan Buruk'ta iyi yerlere gelecektir. Emre Belözoğlu’da hırslıdır, bu konuda onu çok iyi tanırım gençliğinden. Selçuk İnan, Necati Ateş ve Hasan Şaş da öyle ama biraz hırçın olduğu için kendisini bir türlü ıspatlayamıyor. Hasan futbolu çok iyi bilir ama birazcık kendisi frenlemesi lazım. O da benim gibi Adanalıdır kanımız deli aktığı için dayanamıyoruz. Onun içinde bazen kızgınlıkta kendimize zarar veriyoruz. Hasan Şaş’ta bu sebeple kendine şu ana kadar iyi bir kulüpte yer bulamadı diye düşünüyorum. Ama ona güveniyorum iyi bir teknik direktör olacaktır. 

* TFF Başkanlarının genelde futboldan gelmişlerden değil de iş dünyasından seçilmesi hakkında neler söylemek istersiniz?
- Federasyon Başkanlarının artık iş adamlarından seçilmesi geleneksel gibi bir şey oldu. Geçmişten bugüne böyle geldiği için bugün de böyle gidiyor ama ileride bence bu durumun değişeceğine inanıyorum. Çünkü futboldan gelen üniversite mezunu futbolcumuz çok yok. Dikkat ederseniz Türkiye'de çok üniversite mezunu futbolcu yok. Fakat Avrupa'da hemen hemen bütün futbolcular, futbolun yanı sıra üniversiteyi de bitiriyorlar. Spor akademilerini bitiriyorlar, bunu bilimsel ve çağdaş bir şekilde eğitimi aldıkları için uygulamada sıkıntı çekmiyorlar. Fakat bizim futbolcularımıza baktığımızda üniversite mezunu sayısı çok yetersizdir. Bu sebeple de baktığınızda kimisinin lisanı yok veya bürokrasiyi bilmiyorlar. İşleyişi bilmiyorlar, bir işin nasıl yapılacağını bilmedikleri için, tecrübeleri olmadığı için mecburen iş adamları böyle görevlere seçiliyor. Aslında futboldan gelen kişilerin futbolun başında olması lazım. Ama dediğim kriterleri de olması lazım. Yani yabancı dilini bilecek, tüzükleri bilecek,  kanunları bilecek, işleyişi bilecek, kurumsal iletişimi, kurumsal çalışmayı bilecek, personeliyle ve teknik ve kadrolar ile nasıl çalışabileceğini bilecek, mali durumu bilecek bunları hesaplamayı bilecek. Fakat bu tip insanlar futbolculardan çok basketçilerden çıkıyor. Çünkü basketçiler dediğim kriterle uyuyor, çoğu üniversite, yüksekokul mezunu. Fakat futbolculara baktığımızda bunun böyle olmadığını görüyoruz. Bakın hiçbir zaman zengin varlıklı bir ailenin çocuğu futbolcu olmamıştır. Brezilya'da da böyle, dünyanın birçok yerinde de böyle. Birkaç tane ancak gösterebiliriz. Kolay kolay eğitimi de futbol kadar önceleyen futbolcuyu görmek çok zordur.

 * Galatasaray sizin için ifade eder?
- Galatasaray benim için ne ifade ediyor diye soru soruyorsun. Galatasaray benim dünyam, yaşam tarzım. Yani ailemi bile Galatasaray sebebiyle yıllarca Kürek Şubesinin başında olduğum için aksattım. Her Cumartesi ve Pazar o tesislerde çocukların başındaydım, çünkü antrenmanlar genelde erken saatte olurdu. Çocuklarımla yıllarca oturup kahvaltı bile etmedim, onun sıkıntısı beni halen çokça yaralar. Çocuklarımın çocukluk döneminde 7-8 sene boyunca onlarla Pazar sabahları kahvaltı etmeden geçirdim. Galatasaray'a tabii ki birçok şeyimi verdim. Galatasaray benim yaşam tarzım haline gelmişti, o nedenle helali hoş olsun. Hem ailemi hem de zaman zaman kendimi ihmal ettim, işimi ihmal ettim. Bunlardan dolayı ailem yıkıldığı için de aynı şekilde işlerimi de aksattım. Bu sebepten ötürü çok üzgünüm. Bütün bunlar hep Galatasaray sevdasından başıma gelmiş olaylardır. Halbuki ikinci sırada veya üçüncü sırada Galatasaray tutsaydım şayet hem ailem hem de işim duruyor olacaktı. Pişman mıyım değilim ama demek ki bunlar yaşanacakmış.

* Galatasaray taraftarlarına ne gibi mesajlar vermek istersiniz.                                                                                                                                       
- Galatasaray taraftarı beni sever, ben de onları çok severim. Çünkü hiç kimseyi arkamdan konuşturmadım, konuşamaz da. Galatasaray'dan en ufak bir maddeyi düşüncem ve beklentim olmadı. Hiçbir zaman kendi işimde, kendi özel hayatımda bile kullanmadım. Yani bir yere gittiğimde beni tanıdıklarında hürmet ve saygı gösterirlerdi. Tek avantajım bu oluyor. Onun için Galatasaray taraftarını severim. Çünkü hepsi cefakar, vefakar gruplardır. Hepsini buradan selamlıyorum.

* Batmanlı sporseverlere ne gibi mesajlar yollamak istersiniz?
- Öncelikle Galatasaray kulübünde görev almamın üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen beni unutmayıp röportaj yapma arzunuz beni çokça mutlu ettiğini bilmenizi isterim. Batman’a hiç gelmedim ama illaki gelmek isterim. Batmanlı Galatasaraylılara ve bu röportajımızı okuyan bütün Batmanlı kardeşlerime, ağabeylerime ve herkese çok saygılar hürmetler sunuyorum hoşça kalın.

 

TEŞEKKÜRLER GÜRGİN TUFAN...
Geçtiğimiz günlerde danışmanlık görevini severek üstlendiğim TÜMKİAD Batman İl Başkanımız sayın Gürgin Tufan Başkanıma, Batman Medya Gazetesinin Çarşamba klasiklerinden olan Tele-Röportajımıza sponsor olarak destekte bulunmasından ötürü teşekkür eder, başarılı çalışmalarının devamını dilerim.

 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
RÖPORTAJLAR Kategorisindeki Diğer Haberler
Merhabalar değerli okurlarımız, yoluna dolu dizgin devam eden ve giderek be..
Batman iş dünyasından röportajlarımıza Tüzün Grup Şirketler Topluluğu Yönet..
Merhabalar kıymetli okurlarımız, bu haftaki Tele-Röportaj konuğumuz Galatas..
Değerli Medya Gazetesi okurları, bu röportajımızın konuğu, Batmanlı hemşeri..
Merhaba kıymetli okurlarımız, bu haftaki Tele-Röportaj konuğumuz TFF 1. lig..
Merhabalar her açıdan imkanların zor olduğu günümüzdeki teknolojiden yoksun..
RSS
© 2021 - Batman Medya Gazetesi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=