Lütfen bekleyin..


Mustafa SEVEN

Biraz empati yapın

13 Mart 2017, 18:05 Okuma: 480

Malum, 16 Nisan’da belkide Türkiye’nin kaderini değiştirecek bir referandum yapılacak.
İyi mi olur, kötü mü olur bilemem.
Ancak şu anki sürecin ülkede bir kutuplaşmayı doğurduğunu açıkça gözlemek mümkün.
15 Temmuz’da ülkeyi ele geçirmek isteyen, vatandaşlarını gözünü kırpmadan katleden ve bu ülkenin meclisini bombalayan FETÖ’ye karşı alanlara inen, karşı duran, hayatını hiçe sayanlar bile bugün ‘Hayır’ dedikleri için ‘Vatan haini, terörist’ ilan edildikleri bir süreçten geçiyoruz.
15 Temmuz aslında kurtuluş savaşının yeni versiyonuydu.
İstanbul, İzmir, Ankara, Çanakkale ve ülkenin tüm batı şehirlerinde o gün ve sonraki günlerde nasıl insanlar alanlara indiyse, Batman, Diyarbakır, Siirt, Muş ve Hakkari’de de alanlardaydı.
Sözkonusu demokrasi, insan hakları, özgürlük ve ülkenin geleceği olduğunda, Kürdü, Türkü alanlara indi.
Şimdi hükümetin getirmeye çalıştığı yeni sisteme ‘Evet’ demedikleri için hainlikle suçlanıyorlar.
Yazık… Çok yazık…
Samimi arkadaşlar bile bugün bu durumdan kaynaklı adeta düşman oldular.
Ülkenin her yanında ‘evet’ ve ‘Hayır’ diyenler karşı karşıya.
Ama vahim olanı, hem Cumhurbaşkanı, hem başbakan ve iktidar milletvekilleri her ne kadar “Herkes hür iradesini dile getirmekte serbesttir” deselerde işin boyutunun öyle olmadığıdır.
Sayın Cumhurbaşkanı, ‘Hayır’ diyen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na bakın neler söylüyor; “Muhalefeti ve Kandil'in başındaki o teröristleri dinliyoruz. Ne diyorlar 'Hayır'. Ana muhalefetin başındaki zat da davet yapıyor. Ya senle biz neyi konuşacağız ki. Sen Kandil'in başındakilerle berabersin. Bizim Kandil'in başındaki teröristlerle, konuşacak hiçbir şeyimiz yok. 'Hayır' ne demektir diye sorarsanız size tek cümle ile cevap vereyim. 'Hayır' bu ülkede terörü ikamet etmeye çalışan, PKK'lı bölücü terör örgütü yandaşlarına destektir.”
Bu sözler şu anlama geliyor; Kılıçdaroğlu terör örgütüne destek veriyor ve ‘Hayır’ diyenlerin hepsi teröristtir. 
Bu nasıl bir mantıktın anlamak mümkün değil.
Daha dün Yenikapı’da birlikte iken methiyeler dizdiğin birine bugün ‘Terörist’ yakıştırması yapmak ne ile izah edilir anlamak mümkün değil.
Üstelik eminim ki sandıkta, nasıl ki ‘Evet’ oyu kullanacaklar arasında karşı bloktan seçmenler olabileceği gibi, ‘Hayır’ oyu kullanacaklar arasında Ak Partililer de olacaktır.
Bu durumda onlarda ‘Vatan haini’, ‘Terörist’ olacaktır.
Eğer bir referandum yapılacaksa, herkes eşit şekilde seçim çalışmaları yapabilmelidir.
Bunun aksi tüm durumlar şaibe yaratır ve referandumun sonucu hiçbir şekilde meşru olmaz.
Ama ülkenin başındakiler eğer ‘Hayır’ diyenleri ‘Terörist’ olarak niteler ve hedef gösterirse bu adaletten uzak bir seçim olur.
Herkes görüşünü ortaya koyuyor ve neden ‘evet’ veya ‘Hayır’ dediğini anlatıyor.
Aslında sadece bir taraf anlatıyor.
Çünkü şu sıralar ‘Hayır’ çalışması yapan kesimler neredeyse her mecrada engelleniyor.
İstanbul’da ‘Hayır’ broşürleri dağıtan öğrencilere polis mücadele ederek gözaltına alıyor, vapurda benzer bir etkinlik yapanlara yine polis müdahale ediyor, malum bazı kesimler tarafından ‘Hayır’ diyeceklere silahlı sosyal medya paylaşımları ile gözdağı veriliyor ve böyle bir ortamda demokratik bir seçimin yapılacağından bahsediliyor.
Buna kimseyi inandırmak mümkün değil.
‘Hayır’ cephesinin bir diğer partisi olan HDP’nin Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, bu süreçte partilerine yönelik baskıların arttığını belirtti ve bunu ilginç bir örnekle özetledi.
Olup biteni bir maça benzeten Önder, şunları söyledi; “Bir futbol maçı var. Tribünlerin tamamı rakip takımın taraftarlarından oluşuyor çünkü rakip takımın taraftarlarına bilet vermiyorlar hatta ‘gelirseniz öldürürüz’ diyorlar. Hakem rakip takımdan yana hatta rakip takımın kulüp başkanı aynı zamanda hakem. Onlar 11 kişiler biz 3 kişiyiz. Öte yandan bu üç kişinin de gözleri ve ayakları bağlı ve kalecimiz yok. Bu ne kadar adil olacaksa bu referandum da o kadar adil olacak.”
Referandum süreci Türkiye ile Avrupa arasındaki ipleri de iyice gerdi.
Önce Almanya ile başlayan gerginlik, şimdi diğer Avrupa ülkelerine sıçramış durumda. 
Türk yetkililerin ülkelerindeki toplantılara katılmalarını yasaklıyorlar.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, Türk seçmenlere seslenmek üzere gittiği Hollanda’ya alınmadı ve Almanya’ya sınır dışı edildi. Bunun üzerine Hollanda’da olaylar çıktı.
Bu ifade özgürlüğü ile bağdaşmayacak çağdışı bir uygulamadır.
Bu uygulamaların hiçbir izahı olamaz.
Ama şimdi bir empati kurmak gerekmiyor mu?
Daha düne kadar muhalif kesimlerin birçok etkinliğine hiçbir gerekçe göstermeden izin vermeyen Ak Parti hükümeti, şimdi aynı uygulamayla karşılaşıyor ne yazık ki.
İnsanlar fikirlerini, düşüncelerini her şekilde karşı tarafa hakaret etmediği sürece ifade edebilmelidir. Bunun önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır.
İşte o zaman demokrasisi güçlü bir ülke oluruz.
Bu ülkede muhalif olsun veya olmasın, herkesin yaşamaya hakkı vardır. 
 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
102 gün önce
131 gün önce
151 gün önce
186 gün önce
232 gün önce
284 gün önce
291 gün önce
301 gün önce
375 gün önce
424 gün önce
445 gün önce
455 gün önce
466 gün önce
487 gün önce
501 gün önce
529 gün önce
542 gün önce
544 gün önce
556 gün önce
563 gün önce
575 gün önce
590 gün önce
601 gün önce
620 gün önce
646 gün önce
656 gün önce
667 gün önce
668 gün önce
689 gün önce
690 gün önce
712 gün önce
718 gün önce
723 gün önce
724 gün önce
729 gün önce
735 gün önce
742 gün önce
750 gün önce
753 gün önce
760 gün önce
761 gün önce
767 gün önce
771 gün önce
772 gün önce
822 gün önce
851 gün önce
865 gün önce
878 gün önce
883 gün önce
891 gün önce
908 gün önce
912 gün önce
957 gün önce
973 gün önce
990 gün önce
995 gün önce
998 gün önce
1002 gün önce
1010 gün önce
1016 gün önce
1046 gün önce
1064 gün önce
RSS
© 2018 - Batman Medya Gazetesi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=