Lütfen bekleyin..


Mustafa SEVEN

Biraz empati yapın

13 Mart 2017, 18:05 Okuma: 638

Malum, 16 Nisan’da belkide Türkiye’nin kaderini değiştirecek bir referandum yapılacak.
İyi mi olur, kötü mü olur bilemem.
Ancak şu anki sürecin ülkede bir kutuplaşmayı doğurduğunu açıkça gözlemek mümkün.
15 Temmuz’da ülkeyi ele geçirmek isteyen, vatandaşlarını gözünü kırpmadan katleden ve bu ülkenin meclisini bombalayan FETÖ’ye karşı alanlara inen, karşı duran, hayatını hiçe sayanlar bile bugün ‘Hayır’ dedikleri için ‘Vatan haini, terörist’ ilan edildikleri bir süreçten geçiyoruz.
15 Temmuz aslında kurtuluş savaşının yeni versiyonuydu.
İstanbul, İzmir, Ankara, Çanakkale ve ülkenin tüm batı şehirlerinde o gün ve sonraki günlerde nasıl insanlar alanlara indiyse, Batman, Diyarbakır, Siirt, Muş ve Hakkari’de de alanlardaydı.
Sözkonusu demokrasi, insan hakları, özgürlük ve ülkenin geleceği olduğunda, Kürdü, Türkü alanlara indi.
Şimdi hükümetin getirmeye çalıştığı yeni sisteme ‘Evet’ demedikleri için hainlikle suçlanıyorlar.
Yazık… Çok yazık…
Samimi arkadaşlar bile bugün bu durumdan kaynaklı adeta düşman oldular.
Ülkenin her yanında ‘evet’ ve ‘Hayır’ diyenler karşı karşıya.
Ama vahim olanı, hem Cumhurbaşkanı, hem başbakan ve iktidar milletvekilleri her ne kadar “Herkes hür iradesini dile getirmekte serbesttir” deselerde işin boyutunun öyle olmadığıdır.
Sayın Cumhurbaşkanı, ‘Hayır’ diyen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na bakın neler söylüyor; “Muhalefeti ve Kandil'in başındaki o teröristleri dinliyoruz. Ne diyorlar 'Hayır'. Ana muhalefetin başındaki zat da davet yapıyor. Ya senle biz neyi konuşacağız ki. Sen Kandil'in başındakilerle berabersin. Bizim Kandil'in başındaki teröristlerle, konuşacak hiçbir şeyimiz yok. 'Hayır' ne demektir diye sorarsanız size tek cümle ile cevap vereyim. 'Hayır' bu ülkede terörü ikamet etmeye çalışan, PKK'lı bölücü terör örgütü yandaşlarına destektir.”
Bu sözler şu anlama geliyor; Kılıçdaroğlu terör örgütüne destek veriyor ve ‘Hayır’ diyenlerin hepsi teröristtir. 
Bu nasıl bir mantıktın anlamak mümkün değil.
Daha dün Yenikapı’da birlikte iken methiyeler dizdiğin birine bugün ‘Terörist’ yakıştırması yapmak ne ile izah edilir anlamak mümkün değil.
Üstelik eminim ki sandıkta, nasıl ki ‘Evet’ oyu kullanacaklar arasında karşı bloktan seçmenler olabileceği gibi, ‘Hayır’ oyu kullanacaklar arasında Ak Partililer de olacaktır.
Bu durumda onlarda ‘Vatan haini’, ‘Terörist’ olacaktır.
Eğer bir referandum yapılacaksa, herkes eşit şekilde seçim çalışmaları yapabilmelidir.
Bunun aksi tüm durumlar şaibe yaratır ve referandumun sonucu hiçbir şekilde meşru olmaz.
Ama ülkenin başındakiler eğer ‘Hayır’ diyenleri ‘Terörist’ olarak niteler ve hedef gösterirse bu adaletten uzak bir seçim olur.
Herkes görüşünü ortaya koyuyor ve neden ‘evet’ veya ‘Hayır’ dediğini anlatıyor.
Aslında sadece bir taraf anlatıyor.
Çünkü şu sıralar ‘Hayır’ çalışması yapan kesimler neredeyse her mecrada engelleniyor.
İstanbul’da ‘Hayır’ broşürleri dağıtan öğrencilere polis mücadele ederek gözaltına alıyor, vapurda benzer bir etkinlik yapanlara yine polis müdahale ediyor, malum bazı kesimler tarafından ‘Hayır’ diyeceklere silahlı sosyal medya paylaşımları ile gözdağı veriliyor ve böyle bir ortamda demokratik bir seçimin yapılacağından bahsediliyor.
Buna kimseyi inandırmak mümkün değil.
‘Hayır’ cephesinin bir diğer partisi olan HDP’nin Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, bu süreçte partilerine yönelik baskıların arttığını belirtti ve bunu ilginç bir örnekle özetledi.
Olup biteni bir maça benzeten Önder, şunları söyledi; “Bir futbol maçı var. Tribünlerin tamamı rakip takımın taraftarlarından oluşuyor çünkü rakip takımın taraftarlarına bilet vermiyorlar hatta ‘gelirseniz öldürürüz’ diyorlar. Hakem rakip takımdan yana hatta rakip takımın kulüp başkanı aynı zamanda hakem. Onlar 11 kişiler biz 3 kişiyiz. Öte yandan bu üç kişinin de gözleri ve ayakları bağlı ve kalecimiz yok. Bu ne kadar adil olacaksa bu referandum da o kadar adil olacak.”
Referandum süreci Türkiye ile Avrupa arasındaki ipleri de iyice gerdi.
Önce Almanya ile başlayan gerginlik, şimdi diğer Avrupa ülkelerine sıçramış durumda. 
Türk yetkililerin ülkelerindeki toplantılara katılmalarını yasaklıyorlar.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, Türk seçmenlere seslenmek üzere gittiği Hollanda’ya alınmadı ve Almanya’ya sınır dışı edildi. Bunun üzerine Hollanda’da olaylar çıktı.
Bu ifade özgürlüğü ile bağdaşmayacak çağdışı bir uygulamadır.
Bu uygulamaların hiçbir izahı olamaz.
Ama şimdi bir empati kurmak gerekmiyor mu?
Daha düne kadar muhalif kesimlerin birçok etkinliğine hiçbir gerekçe göstermeden izin vermeyen Ak Parti hükümeti, şimdi aynı uygulamayla karşılaşıyor ne yazık ki.
İnsanlar fikirlerini, düşüncelerini her şekilde karşı tarafa hakaret etmediği sürece ifade edebilmelidir. Bunun önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır.
İşte o zaman demokrasisi güçlü bir ülke oluruz.
Bu ülkede muhalif olsun veya olmasın, herkesin yaşamaya hakkı vardır. 
 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
126 gün önce
286 gün önce
315 gün önce
335 gün önce
370 gün önce
416 gün önce
468 gün önce
475 gün önce
485 gün önce
559 gün önce
608 gün önce
629 gün önce
639 gün önce
650 gün önce
672 gün önce
686 gün önce
714 gün önce
726 gün önce
728 gün önce
741 gün önce
747 gün önce
760 gün önce
774 gün önce
785 gün önce
804 gün önce
830 gün önce
840 gün önce
851 gün önce
852 gün önce
873 gün önce
874 gün önce
896 gün önce
902 gün önce
907 gün önce
908 gün önce
913 gün önce
919 gün önce
926 gün önce
934 gün önce
938 gün önce
944 gün önce
945 gün önce
951 gün önce
955 gün önce
956 gün önce
1006 gün önce
1035 gün önce
1050 gün önce
1062 gün önce
1067 gün önce
1075 gün önce
1092 gün önce
1096 gün önce
1120 gün önce
1141 gün önce
1157 gün önce
1161 gün önce
1174 gün önce
1179 gün önce
1182 gün önce
1186 gün önce
1194 gün önce
1200 gün önce
1230 gün önce
1248 gün önce
RSS
© 2018 - Batman Medya Gazetesi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=