Lütfen bekleyin..


Fatma Süreyya CAN / AKLIN YOLU BİNBİR

KARIŞMA ÇOCUĞUMA, BENİM O

16 Mayıs 2017, 20:01 Okuma: 440

21.yy iletişim teknolojisine aşina bir o kadar da meraklı olan insanoğlunun çabucak eskittiği ve unuttuğu ne çok şey var değil mi? An’lık yaşama labirenti gibi iletişim ağları. Öyle bir sarmalıyor ki kenetlemek değil her türlü bağı zayıflatmak üzerine kurulu.
Aile mefhumu da eriyip gidiyor asosyal gençlerin elinde. Çalışan anne baba ise aile içinde otoritesini para ile kurmuş. Çocukların neyi başarması hedeflenmişse hem çocuğu hem kendini ona şartlamış. Her aşamada daha büyük bir ödüle muhtaç kalmış çocuklar. İşte böyle böyle içsel motivasyondan yoksun çocuklar gençler daha bir aç, daha bir gözü doymaz büyüyorlar.
Eğitim şaşkını olmuş çocuklarımız. Kimin ağzı daha çok laf yapıyor ki bu ezber bilgiyle dahi olsa, bu çocuk yaşıtlarına fark atıyor. Profesör gibi çocuk deniyor, her şeyi de biliyor maşallah... Şımarık girişik davrananla özgüvenli girişimci çocuk tanımlamaları kıskanç ebeveynlerce katledilmiş, ayıt edilmiyor.
Kimse kusura bakmasın, sistemin kendi kadar, ailelerin yaklaşımını da sorgulamak gerek. Yıllarını eğitime vermiş bir gözlemci olarak, öğretmenlerin çoğu kez öğrenciden çok anne babalara manidar bir şey öğretebilmenin derdine düştüğü doğrudur. Sistemin çarkında kendi başına yarış atına dönmedi bu çocuklar. Hırslı ailelere sesleniyorum, yapmayın. Bilgi bombardımanına maruz kalıp, kapasitesinin çok üstünde takviye alıştırmalarda, etütlerde, kurslarda yoğrulan ama kafası gram basmayan neslin, basit bir sosyal tümceyle karşılaştığında, bir ‘nasılsın?’ sorusunda çakozlayıp karşısındakine angut gibi bakmasını sağlamak olmasın çocuk yetiştirmek.
Telefonum, mutluluğum…
Bir de cep telefonu bağımlılığı yok mu!... Yetişkinler kadar çoluk çombalak herkesin elinde cep telefonu, tabii interneti de olmalı... Aman ayrı düşmesin kimse bu özgürlükten(!). Ne de olsa eğitimsel bir katkısı var internetin: bilgiye anında ve çeşitli şekillerde ulaşmak gibi. Kolaylık elbette. Ve tabi kurnazlık, avantacılık, yan gelip yatmacılık... Öğrenmeye bile lüzum görülmüyor... Nasılsa yine ve ille, bu bilgiler bir parmak ucunda değil mi sanki rahatlığı... Telefonuyla daima mutlu oluyor gençler hatta çocuklar bile. Nasılsa kolaycılığı öğrendik, öğrettik çocuklara…
Ben diye diye benmerkezcilik…
Şimdi teknolojiye mi kızmalı, sisteme mi, ana babaya mı, öğretmene mi, bizzat çocuğun kendisine mi? Burada hangisi günah keçisi olmalı tartışılır elbette. Lakin ne kadar örselense de aile kurumu henüz var ve her şeye rağmen ayakta… Temel ilk eğitim, o ahlak, belli toplumsal kalıplar kurallar ailede öğreniliyorsa şayet çocuğun hamurunda en çok pay ailenin diyebiliriz. Benim çocuğum değil mi amaan kırsın vazoyu, bırak dağıtsın oyuncaklarını, toplamasın odasını, çocuğumdan kıymetli mi dünya, benim çocuğum değil mi, tabi ki akıllı zeki vs. diye diye dünya kendisi etrafında döndüğünü sanan bireyler yetiştiren ana babalara benim sözüm: Bu benmerkezcilik ırsî mi ne! Vazgeçin efendim vazgeçin, abartmayın. İnsan olmayı, edebi, vefayı, hatırı, gönülü öğretin önce, gerisi kendiliğinden gelecektir…
 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
RSS
© 2017 - Batman Medya Gazetesi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=