Lütfen bekleyin..


Tuba ŞEN

ÖFKEMİ SALDIM ÇAYIRA

31 Ağustos 2017, 19:42 Okuma: 654

     Bu aralar çoğu insan pimi çekilmiş bomba gibi. Herkese her şeye öfkeliler. Şimdi aklınızdan geçiyordur durup dururken mi öfkeleniyor bu insanlar. Tabi ki hayır. Ancak o kadar basit şeylere büyük tepkiler veriyorlar ki karşılık vermeyi bırakın neye öfkelendiklerini anlamakta zorlanıyorsunuz.
       Sizi öfkelendirecek nedenleri sıralayın desem birçok ortak ve mantıklı nedenler sıralanır. Ancak benim bahsettiğim böyle bir öfke değil. Yerli yersiz aniden, aşırıya kaçan hani derdeyse gözünün üstünde kaşın var diye yaşanan öfke patlamaları. Sudan bahanelerle öfkelenecek yer ararlar bir de böyle insanlar. En sinir bozucu olan böyle anlamsız öfkeyle karşılaşınca bilirsiniz, bu öfkenin nedeni sizin söylediğiniz ya da yaptığınız bir şey değildir. Adam ya da kadın iş yerinde sinirlenmiştir, istediği bir şey olmamıştır, hava sıcaktır, sınav kötü geçmiştir, biri bir şey demiştir, evde sıkılmıştır vs. ama konunun sizle alakası yoktur. Buna rağmen öfke patlamasını sizde yaşarlar. Meşhur yan baktın kavgaları var ya bunun en güzel örneklerinden biridir.                                                   
Bu durumları sadece tanımadığınız insanlarla da yaşamazsınız. Anneniz, babanız, kardeşleriniz, akraba, eş dost artık ne kadar tanıdık varsa onlardan da görürsünüz bu tür patlamaları. Şahit olmuşsunuzdur, kadın kocasına kızar; çocuğu azıcık yaramazlık yapsın aman kim alacak o çocuğu kadının elinden çünkü artık o onun değil babasının çocuğudur. Adam iş yerinde sinirlenmiş eve geliyor kadın şuraya gidelim mi dedi vay sen misin bunu diyen birde çocuğun sınavı da o gün kötü mü geçmiş al sana öfkeni kusacağın iki kurban. Tabi bu durumlarla karşılaşan çocuk ne yapacak ana babasına ses çıkaramayacağı için arkadaşlarına yönelir o da öfkesini kusacağı birini aramaya başlar. Normal zamanda sinirlenmeyeceği ne varsa o gün sinirlenir sonra hop bana mı baktın deyip başlar kavgaya.
         Bir yere gittiniz işinizi halletmeniz lazım tabi evden çıkmadan bunu halledip diğer işleri yaparım sonra biter dersiniz. Gittiğiniz yerde iş uzadı başladınız sinirlenmeye yok uzuyor hala oradaki görevliye Allah ne verdiyse saydırırsınız. Oradakinin sizin gibi kaç insanla uğraştığı umurunuzda olmaz. Yanlış bir işlem mi oldu düzeltilmesi de mümkün ama düzgün söyleyip dert anlatmak varken ne mümkün öfkeden kıpkırmızı suratla düzeltin nasıl yaparsınız diye patlamalar. Birde senle mi uğraşacağım tavrında olan görevliler var sanırsın hayrına iş yapıyor. Anlatıyorsun yok anlamıyor ya da anlatamıyorsun bir türlü olmuyor şöyle yapmalısın böyle derken görevli patlıyor senle mi uğraşacağım zaten işim başımdan aşkın diye. Benimle değil işinle uğraş diyoruz zaten ama kime!
        Sadece insan insana da kusmuyor öfkesini. Adam telefonda biriyle tartışıyor yanında ne varsa tekleleleye başlıyor. Televizyonun yayını gitti olmuyor. Arasa anlayan birini olacak ama yok git anteni yayın kablolarını sök kopar kökten mahvet.
        Benjamin Franklin de benimle aynı fikir de olacak ki "öfkenin her zaman bir nedeni vardır; ama her zaman iyi bir nedeni yoktur." demiş. Yani demem o ki öfkelene biliriz ancak kime niye öfkelendiğimiz çok önemli. Öfke gülmek gibi bulaşıcıdır bana göre. Çünkü öfke öfkeyi doğuruyor. Hayat mücadelesiyle yeterince yoruluyoruz zaten birde öfkeyle birbirimizi yıpratmanın gereği yok. Hz. Ali’nin dediği gibi "öfke tutuşturulmuş bir ateş gibidir. Her kim ki öfkesine hakim olursa onu söndürür. Ve her kim ki salıverirse ilk yanan kendisi olur." bu yüzden hayatı öfkemizle, ne kendimize ne de çevremizdekilere zehir etmeyelim.
 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
RSS
© 2018 - Batman Medya Gazetesi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=