Lütfen bekleyin..


Murat Süleyman ERDEM / Siyaset Bilimci

GÜNEYDOĞU ANADOLU’DA EĞİTİM SORUNU

18 Eylül 2017, 17:01 Okuma: 832

Eğitim konusuna değinirken; Dünyanın ilk üniversitelerinden bahsederek konuya girmemiz gerektiğini düşünüyorum. Güneydoğu’da dünyanın ilk üniversiteleri sayılan Mardin Nusaybin’deki Mor Yakup Manastırının yanında bulunan Nisibis Akademisinde bir zamanlar felsefe, mantık, edebiyat, geometri, astronomi, tıp, hukuk eğitimi verildiği belirtilmektedir. 
Şanlıurfa Harran’daki Edessa Akademia Okulunda da din, astronomi, tıp, matematik ve felsefe olmak üzere beş bölümde eğitim veriliyordu. Buradaki Nisibis Akademisi, Şanlıurfa yani Edessa’da kurulan Akademia’dan yıllar önce kurulmuş. Bu mekanın tescili gecikince Harran’da dünyanın ilk üniversitesi diye yazılmaya başlandı. Ama gerçek anlamda buradaki kazıların bitirilmesi ile Nisibis Akademisi’nin dünyanın ilk üniversitesi olduğu ortaya çıktığı belirtilmektedir.
Görüldüğü üzere Nisibis Akademisi ve Edessa’da bulunan Akademia’da dünyanın ilk üniversiteleri oldukları iddiasında. Sonuç ne olursa olsun dünyanın ilk iki üniversitesi Güneydoğu Anadolu bölgesindedir. Sonuç değişmez.
Tarihe imzasını atmış dünyanın ilk iki üniversitesine sahip bölgede eğitimin çok ta iyi seviyede olduğu söylenemez. Bunun tarihsel ve güncel nedenleri var olmakla beraber bunlara sığınmayıp, gerekeni hızlıca yapmamız gerekmektedir.
Tarihsel nedenlerine fazla derine inmeden kısaca değinirsek; Endüstri devrimi XVIII. yüzyılda ilk olarak İngiltere’de başlayan, daha sonra diğer Avrupa ülkelerine yayılan, etkileri bakımından tüm dünyayı sarsan önemli bir olaydır.
Nedenine gelince de  Rönesans ve Reform hareketlerinin yol açtığı özgür düşünce, bilim ve teknik alanda gelişmelere ortam hazırladı. Coğrafi Keşiflerin başlattığı sömürgecilik hareketleri ile Avrupa zenginleşti. Teknik gelişmelerin üretim alanına uygulanmasıyla da endüstri devrimi doğdu. Doğu bu gelişmelere hızlıca ayak uyduramadığı için fakirleşti. Bu noktada Osmanlı İmparatorluğunda eğitim de erozyona uğrayarak zayıflayıp yok olma noktasına geldi denilebilir.
Osmanlı Başkentinin batı da olması da negatif bir etken, ulaşım sorunu önemli olduğundan Güneydoğu Anadolu Osmanlı zamanında yatırımlardan yeterince faydalanamamış ve palyatif yöntemler ile bir şeyler yapılmaya çalışılmış ve uzun vadeli eğitim politikası uygulanamamıştır. Komik gelecek ama Osmanlı Sarayına kız vermememiz de önemli bir etken bizim de Hürrem Sultanımız olsaydı belki Güneydoğu Anadolu’nun kaderi değişecekti (!)
Osmanlı Döneminde Güneydoğu Anadolu’da eğitim faaliyetlerine pek önem verilmedi, II. Abdülhamit Han, II. Mahmut’un açtığı,  Abdülmecid ve Abdülaziz’in devam ettirdiği  yenilikçi yoldan devam etti. Özellikle Osmanlı’nın geri kalmışlığını  sadece askeri tedbirlerle değil,  eğitimle yok edileceğini geç te olsa gördü.
Abdülhamit'in en önemli özelliklerinden biri de eğitime verdiği önemdi. O, kurtuluşun eğitimle olacağına inanıyordu. Bu nedenle büyük bir eğitim projesine girişti. Aşiret Mekteplerini açtı. 21 Eylül 1892 buradan mezun olanlar Harbiye ve Mülkiye mekteplerine girdiler. Ancak 1907 yılında derin güçler bu okulları çeşitli gerekçelerle Abdülhamit’e kapattırdılar.
Cumhuriyet döneminde de eğitim  ile ilgili ciddi yatırımlardan Güneydoğu Anadolu nasibini almamıştır. Çoğunlukla Güneydoğu Anadolu resmi olarak olmasa da, zaman zaman sürgün yeri olduğu romanlara ve filmlere konu olmuştur. Sürgün olarak buraya gelen eğitimciler de eğitme gereken önemi vermemiş, gönüllü olarak gelenlerde imkan eksikliğinden öğrencilere vermesi gereken eğitimi fiziksel, demografik vb. nedenler ile vermemiştir.
Güncel nedenlerine kısaca değinirsek; Eğitimde Eşitlik, altyapı eksikliği, nitelikli öğretmen eksiği güvenlik sorunu, göç sorunu ve daha çok etken de sayılabilir.
Eğitimde Eşitlik: Eğitimde hiçbir zaman batı ile doğu arasında uçurum kapanmadı. Rahmetli Prof. Dr. Sabahattin Zaim Çalışma Ekonomisi kitabının 242. Sayfasında bu konuyu şöyle açıklamaktadır. “Köyde okuyan bir öğrenci ile şehirde okuyan bir öğrencinin eğitim şartları eşit değil iken devlet bunları niçin aynı sınava tabi tutar” demektedir. İbrahim Tatlıses’in de Şanlıurfa’da Oxford vardı da biz mi okumadık şeklindeki eleştirisel sözü çok anlamlıdır. Öğrenci Galatasaray Lisesi, Robert Koleji, Avusturya Lisesinden mezun olacak ve köyde okuyan öğrenci ile aynı sınava girecek…  görüldüğü üzere adaletsiz bir yaklaşım… Devletimizden Güneydoğu Anadolu’ya eğitim konusunda pozitif ayrımcılık yaparak açığı kapatmasını umut ediyorum.
Altyapı Eksikliği: Güneydoğu Anadolu’da okullar ve öğrenci yurtları yeterli değildir. 40-50 kişilik sınıflarda öğretmen istese de verimli olamaz. Altyapı eksik ise öğretmen de bir yere kadar eğitim verebilmektedir. Örneğin okulun laboratuvarı yok ise deney yapamayacaktır. Okulun dil sınıfı yok ise yabancı dil eğitim eksik olarak verilecektir.
Nitelikli Öğretmen Sorunu: Doğma büyüme batı bölgelerinde yaşamlarını sürdüren ve burada üniversite okuyan öğretmenlerimizin bir kısmı, Güneydoğu Anadolu’yu bilmediğinden, sosyal imkanların azlığından veya oluşan algıdan dolayı Güneydoğu Anadolu Bölgesine gelmekte tereddüt edebilmektedir.. Öğretmenlerin Güneydoğu Anadolu Bölgesinde görev yapmalarını için daha cazip şartlar oluşturulabilir.
Güvenlik Sorunu: Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi diye piramitte kısaca anlatmaya çalıştığı ihtiyaçları aşağıdan yukarıya şu şekilde sınıflandırmaktadır:
1. Fizyolojik İhtiyaçlar (Nefes almak, Yemek-İçmek, Barınmak, Sağlığını Korumak Vb.)
2. Güvenlik İhtiyacı (Tehditlerden Korunma, Mevcut Tehditler, Gelecek Tehditler Vb.)
3. Ait Olma İhtiyaçları: (Aile, Arkadaş Grubu, Sosyal Çevre,
4. Değer İhtiyaçları: Saygı Görme, Grupta fark edilme, Özellikleriyle tanınma Vb.)
5. Kendini Gerçekleştirme İhtiyacı: (Becerisini İspatlama, Potansiyel Geliştirme, Başarıya ulaşma vb.)
Görüldüğü üzere eğitim bu noktada 5. Basamakta yer almakta olup, doğuda 2. Basamağa ait sorunlar uzun zamandır kronik bir hal aldığından, doğuya gelecek olan öğretmenler güvenlik kaygısı nedeni ile Güneydoğu Anadolu’ya gelmekte tereddüt edebilmektedir.
Göç Sorunu: Doksanlı yıllarda güvenlik, hatalı ve eksik tarım politikaları kentleşme baskısı ve diğer nedenler ile köyler boşaldı. Köyde üreten, kendine yeten, köyünde mutlu olan köylü şehirlere gelmek zorunda kaldı. Şehir nüfusu hızla kalabalıklaştı, öğrenci sayısı birden arttı. Varoşlar oluştu. Fiziksel eksiklikler zaten vardı. Eğitim daha da geriledi.
 Yazıyı yazmaktaki  amacım çözümden çok sorunları dile getirmekti. Çözüm noktalarına fazla değinmeye gerek olmadığını düşünüyorum. Sorunlar çözülecek diye umut ediyordum. Nitekim umudumun da filizlendiğini görüyorum;  Bölgemizde çocukların ve gençlerin kazanılması ile yaşlıların bakımı yıllardır ihmal edilen bakir bir alandı. Sosyal politika ve eğitim alanlarında Mardin Valisi Sn. Mustafa YAMAN’ın Büyükşehir Belediye Başkanı olarak yaptığı çalışmaları takdirle karşılıyorum. Belediyecilik sadece altyapı ve yol çalışması veya imar çalışması olarak algılanmamalı, işin sosyal yönü de çok önemli bu manada sosyal politika ve eğitim alanında özellikle çocuklar gençler ve yaşlılara yönelik sosyal çalışmaları çok önemsiyorum zira yıllardır bu konuda ciddi bir çalışma yapılmamıştı. 
 Unutmayalım çocuklarımıza bırakacağımız en iyi miras eğitimdir.
 Bu konuda yaptığı değerli çalışmalar için Mardin Valimiz Sayın Mustafa YAMAN’a teşekkürü bir borç bilirim.12.09.2017
 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
RSS
© 2017 - Batman Medya Gazetesi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=