Lütfen bekleyin..


PAREKENDE - Cîhanê Hesûnî

Tercümanlar yanlış tercüme ediyor kurumlar seyrediyor

01 Şubat 2018, 19:38 Okuma: 229


Son birkaç yıl içinde göç hareketliliklerinden dolayı yabancı uyrukluların belgelerinin tercüme taleplerinde ciddi bir artış oldu.
Türkiye’de yeminli tercümeleri düzenleyecek başlı başına bir kanun yok. Osmanlı döneminden kalma birkaç madde Noterlik Kanununa eklendi ve piyasa kendi ihtiyacını kendisi şekillendirdi.
Yeminli tercüman olabilmek tamamen noterin ve/veya başkatibinin inisiyatifine bırakılmış durumda.
Diğer taraftan göç kayıtlarının AFAD’ın sorumluluğunda olduğu dönemde yine yüzbinlerce insanın kaydı yapıldı.
Ancak gelin görün ki gerek yeminli tercümanlar tarafından gerekse de AFAD ile GÖÇ İDARESİ kayıtlarında bulunan özel isimlerin tamamına yakını yanlış tercüme edilmiş durumda.
Gerek yeminli tercümanlar tarafından gerekse de diğer kurumların kendi çalışanları tarafından yanlış tercümeleri tüm kurumlara bildirip kendilerini uyardım. Yanlış tercüme edilen özel isimlerin ileride hastahane raporlarına, vekâletnamelere, diplomalara vs. bir sürü resmi belgeye geçeceğini ve zamanla durumun içinden çıkılmaz bir hale geleceğini ısrarla söyledim ancak 1 genelge ile birkaç BİMER yazışmasına verilen cevabın dışında herhangi bir sonuç çıkmadı.
Ek olarak kişilerin belgelerindeki özel adlar doğrudan Türkçeye tercüme edildiklerinde kişilerin pasaportlarında Latin harfleriyle yazılı şekilleriyle aralarında doğal bir fark oluşuyor.
Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü Türkçe alfabede bulunan 29 harfin dışındaki harfleri kabul etmiyor, Pasaport ve Yabancılar polisi ise kişi yurda girdiğinde Pasaportta Latin harfleriyle nasıl yazıyorsa kayıtlarına o şekilde kaydettiği için Latin harfleriyle yazılanların dışındakini kabul etmiyordu.
BİR GENELGE YAYIMLANDI, BİR STANDART OLUŞMAYA BAŞLADI
Neyse ki İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü tarafından B.05.0.NÜV.0.01.01.00-106-123278 sayılı bir genelde yayımlandı. Genelgede “Yabancı uyruklu şahıslar bakımından sorunun alfabe farklılıklarından kaynaklandığı dikkate alınarak, tercüme işlerinde kişi isimlerinin pasaport ya kimlik belgelerinde belirtildiği şekilde yazılmasının,  bunun yanı sıra Türkiye’de kullanılan karşılıklarının ve Türkçe tercümelerinin yazılmasının uygulamada yaşanan sıkıntıları asgariye indirebileceğinin düşünüldüğü belirtilmiştir” ifadesi yer alıyordu.
Bu şu demekti:
1) Kişinin adını Türkçeye doğrudan tercüme edeceksiniz. Arapçasında ŞIFAN, KULİSTAN, KERCUŞ, SASUN vs... (… Türkçe tercümelerinin yazılmasının…) ŞIVAN, GÜLİSTAN, GERCÜŞ, SASON gibi yazamazsınız…
2) Kişinin bir pasaportu varsa, pasaportundaki özel isimler Latin harfleriyle nasıl yazılıysa o isimleri olduğu gibi yazacaksınız. MHD, MOUHAMAD, MOHAMMAD, MOHAMAD, GOLESTAN, YOUSEF, YOUSSEF vs… her nasıl yazılıysa olduğu gibi yazacaksınız (…pasaport ya kimlik belgelerinde belirtildiği şekilde yazılmasının…).
3) Kişinin kimlik bilgilerinde geçen özel isimlerin Türkiye’de/Türkçede kullanılan bir karşılığı varsa onu da gerektiğinde yazabilirsiniz. KERCUŞ>GERCÜŞ, ŞİFAN>ŞIVAN, BİRİFİAN>BERİVAN vs... (…Türkiye’de kullanılan karşılıklarının ve Türkçe tercümelerinin yazılmasının…)
Ancak sorun o ki tercümanların, kurumların, noterlerin ve hatta nüfus idarelerinin bile birçoğunun böyle bir genelgeden haberi bile yoktu hâlâ da kiminin haberi yok.
Bu genelgeyi internet üzerinden bulup uygulamaya aldıktan aylar sonra nüfus idaresi birisinin eline bu genelgeyi tutuşturmuş.
ŞİMDİKİ DURUM
Şimdi AFAD ile Göç İdaresinde tercüme yapmış kişiler ve yeminli tercümanların büyük bir bölümü sayesinde her şey allak bullak. Özel isimlerin tamamına yakını yanlış.
Tercümeleri yanlış yapılan kişiler kurumlara farklı sebeplerle başvurduğunda kendilerinden tekrar tercüme isteniyor.
Tercüme sahipleri yeminli tercümanlara yönlendiriliyor.
Kimi yeminli tercümanlar aynı yanlışları tekrar ediyor az sayıdaki yeminli tercüman ise bunu reddediyor.
Ve kurum çalışanları kişilere sanki yeminli tercümanlar özel isimlerle istedikleri gibi oynayabilirmiş gibi bir intiba veriyor.
Bu şekilde tercüme sahipleri ve yeminli tercümanlar karşı karşıya getiriliyor.
Tercüme sahipleri, işlerini doğru ve düzgün yapan tercümanlara karşı yanlış tercümeleri devam ettirme yönünde, tartışıyor, baskı yapıyor bazen hakaret ve tehdide varan hareketlerde bulunuyor.
İstisnai vatandaşlık hakkı tanınan kişilerin özel isimleri yanlış olduğunda verdikleri cevap “Ankara’dan bu isim bu şekilde bize geldi, ayrı bir şekilde başvuru yaparsanız başvurunuzun kabul edilip edilmeyeceği belli değil” şeklinde cevap veriliyor.
Peki bu kişilerin ne suçu var?
Kurumların ve işini bilmeyen tercümanların faturasını insanlara mı keseceksiniz?
ÇÖZÜM VE ÖNERİLER
Türkiye’de artık bu alanda bir kanunun oluşması şart, bu iş böyle gitmez.
1) Yemin zaptı düzenleme yetkisi dünyanın hemen hemen her yerinde doğrudan Adalet Bakanlığının yetkisinde. Türkiye’de ise noterlerde.
Noter ve/veya katibi kişinin mezuniyet belgesine bakar, ikna olur veya olmaz.
Noterlik yarı ticari bir kurum olduğundan tercümana ihtiyacı olduğunu veya olmadığını söyleyebilir. Bu sistem de kaliteyi düşürür.
Ancak her durumda risk vardır çünkü noter ve/veya çalışanı doğal olarak asla tercümanın kapasitesini ölçemez. Sadece tercümanın imzasının doğruluğunu onaylar.
Yeminli tercümanlar uzmanlık alanlarına göre ciddi sınavlardan geçmeli, özel isimler konusunda bir standart oluşturulmalıdır. Bunu yapacak olan ise Adalet Bakanlığıdır.
2) Gerekirse stajyer yeminli tercümanlık uygulaması oluşmalı ve insanlar bir süre staj yaptıktan sonra yeminli tercümanlık vasfı kazanmalı.
3) Tercümanlar istedikleri her yerden tercümelerini elektronik imza ile de imzalayabilmeli ve şu an için PTT’nin var olan KEP sistemine kaydedebilmeli. Sonradan Adalet Bakanlığında oluşturulacak bir sistemle kendi veri tabanlarına kaydedebilmeli.
 ADLARIN DÜZELTİLMESİ İÇİN BİR KERELİĞİNE MAHSUS SEVİNDİRİCİ BİR GELİŞME
“GEÇİCİ MADDE 8- (Ek: 19/10/2017-7039/26 md.) Kişinin iki yıl içerisinde yerleşim yerinin bulunduğu nüfus müdürlüğüne yazılı olarak başvurması kaydıyla; 21/6/1934 tarihli ve 2525 sayılı Soyadı Kanununun 3 üncü maddesine aykırı soyadları ile yazım ve imla hatası veya düzeltme işareti kullanılmamasından kaynaklanan anlam değişiklikleri bulunan ad ve soyadları, mahkeme kararı aranmaksızın, il veya ilçe idare kurulunun vereceği kararla bir defaya mahsus olmak üzere değiştirilebilir. İl ve ilçe idare kurullarının vereceği karar kesindir. Soyadı değiştirilen erkek ise kendisi ile birlikte varsa karısının ve müracaat tarihinde ergin olmayan çocuklarının da soyadları düzeltilir. Soyadı değiştirilen kadın ise kendisi ile birlikte ergin olmayan evlilik dışı çocukları varsa onların da soyadları düzeltilir.”
Yani vatandaş olanlar mahkeme kararı olmadan bir seferliğine mahsus olarak isimlerini düzelttirebilecekler.
Bu, kaçırılmaması gereken bir fırsattır.
Ha, adları birçok resmi belgede yanlış yazılı olabilir ancak düzelttirmek her hâlükârda kendi faydalarınadır.
Çünkü eğer düzelttirmezlerse bu sorun ileride kendilerinin ve hatta doğdukları topraklara geri dönecek çocuklarının bile başını her zaman ağrıtmaya devam edecektir.
TERCÜMANLIK ÇOK CİDDİ BİR İŞTİR, ÇOCUK OYUNCAĞI DEĞİLDİR
İkinci Dünya Savaşında ABD’nin Japonya’ya atom bombası atmasının ve 250.000 kişiyi öldürmesinin sebebinin Japonya başbakanı Suzuki’nin sözlerinin yanlış tercüme edilmesinden kaynaklandığı söyleniyor. Japon hükümetinin “mokusatsu; yorum yapmamak” manasındaki sözünü uluslararası basın “aşağılayarak reddetmek” şeklinde çevirmiş.
Osmanlı imparatorluğunun yıkılmasının bir sebeplerinden bir tanesinin bilinçli olarak yanlış tercüme yapan tercümanlar olduğu söylenir.
Geçen günlerde bir kişinin İtalya’da yanlış tercüme yüzünden 21 yıl boyunca haksız yere hapis yattığı ortaya çıktı.
İsrail’de bir Filistinlinin Arapça “günaydın” mesajı Facebook tarafından “onlara saldır” şeklinde tercüme edilince Filistinli tutuklandı.
Kürtçe yayım yaptığını iddia eden televizyon kanallarında konuşanlar anne ve babalarıyla birbirlerini anlayamıyor ve gülünç duruma düşüyor.
Mevlana’nın “Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol” sözü Konya Büyükşehir Belediyesi Mevlana Kültür Merkezinin üzerinde Japonca “Olan şeyi gibi olmakla ya da olmak için olduğu gibi olan şeyi olunuz” şeklinde tercüme edilmiş ve ziyaret eden Japonların Mevlana’ya gülmesine sebep oluyor.
Belediyelerin üzerindeki “şaredarî” yazısı: Şar; Farsçadaki şehir kelimesinin eğilip bükülüp Sorani lehçesine sokulmuş şekli. Onu alıp zorla Kurmanci ve Zazaki lehçelerine monte ettiler. –e/dar/î ise çeşitli sebeplerle verilmiş olan ekler. “Bajar+van+î” kelimesi dururken hemen hemen kimsenin manasını bilmediği bir kelime dayatıldı ve o dayatma hâlâ devam ediyor.

 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
RSS
© 2018 - Batman Medya Gazetesi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=