Lütfen bekleyin..


Mustafa SEVEN

Bir dönemin karanlık yüzü; Ulucanlar

18 Kasım 2018, 14:13 Okuma: 254

~Ankara’nın Altındağ ilçesinde bulunan bir zamanların ünlü hapishanesi. Bu hapishanede bir çok kişi esarete mahkum edilmiş ve bir o kadar kişi de asılmış.
Ankara’ya yolunuz düşerse, daha sonra müzeye dönüştürülen bu cezaevini ziyaret etmeden dönmeyin sakın.
Dar ve rutubetli koridorlarında yürürken, bir an o yıllara, o karanlık yıllara gidiveriyorsunuz.
Burada kimler yatmamış ki; Bülent Ecevit, Nazım Hikmet, Necip Fazıl, Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Mahir Çayan ve Albay Talat Aydemir ilk akla gelenlerden.
Fakat Ulucanlar hapishanesini bu kadar ünlü bir hapishaneye dönüştüren olay hiç şüphesiz ki Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının bu hapishanede asılmış olmasıdır.
Hilton koğuşu, tecrit odaları, disiplin zindanları ve hapishane içindeki atmosfer şüphesiz ki insanı derinden etkiliyor.
Şansınıza sakin bir günde gittiyseniz, sanki siz içeridesiniz ve bir daha çıkamayacaksınız hissi veriyor.
Kısaca fırsat bulduğunuzda kesinlikle gidip görmeniz ve o atmosferi içinize çekmeniz gereken bir yer.
Batman’dan bir grup gazeteciyle birlikte toplantılardan fırsat bulduğumuz bir gün Ulucanlar cezaevinde soluğu aldık.
Burası sizleri, eski başbakanlardan Bülent Ecevit'ten Osman Bölükbaşı'na, Nazım Hikmet'ten Necip Fazıl'a, Deniz Gezmiş'ten Muhsin Yazıcıoğlu'na pek çok ismin yolunun geçtiği, Türkiye'nin çalkantılı dönemlerinde tarihi bir yolculuğuna çıkarıyor.

ANILARIN YAŞADIĞI MÜZE…

Ulucanlar Cezaevi, 1925 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk hapishanesi olarak inşa edildiğinde, gelecekte ne gibi acılara, yalnızlıklara, umutsuzluklara şahit olacağını, kimlere ev sahipliği yapacağını bilmiyordu kuşkusuz…
2006 yılında kapatılan ve 2009 yılında restore edilmek üzere Altındağ Belediyesi’ne devredilen Ulucanlar Cezaevi, 15 Haziran 2011 tarihinde bambaşka bir kimlikle yeniden kapılarını açtı.
Açık kaldığı 81 yıl boyunca infazlara ve mahkûm isyanlarına tanıklık eden, Türk siyasi ve edebi hayatının önemli isimlerinin kaldığı Ulucanlar Cezaevi, koridorlarında artık kültürü, sanatı ve yeni umutları ağırlıyor. Ulucanlar Cezaevi, Altındağ Belediyesi tarafından müze ve kültür sanat merkezine dönüştürüldü. Türkiye’de bir ilki gerçekleştiren Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki, bize yabancı bir isim değil. Başkan Tiryaki, 1996-1998 yılları arasında Hasankeyf kaymakamlığı yaptı. 2004 yılından bu yana Altındağ Belediye Başkanı olarak görev yapıyor.

İDAMLAR VE İNFAZLAR

Bu cezaevinde 26 Eylül 1999 yılında jandarmanın lav ve otomatik silahlarla politik tutuklulara saldırı düzenlemesi sonucu 10 tutuklu ve hükümlü yaşamını yitirmiş, 30 tutuklu ve hükümlü de ağır yaralanmıştı.
TBMM insan hakları komisyonu da yaptığı incelemeler sonucunda olayın karşılıklı çatışma sonucunda olmadığını belgelerle kanıtlamıştı. Saldırı için bahane olarak gösterilen sözde tünel ise hiçbir zaman bulunamamış ve bunun bir yalan olduğu ortaya çıkmıştı.
Cezaevi farklı avlular ve farklı koğuşlardan oluşur. Kapısından girince karşılaşılan ilk avlu, Deniz Gezmiş’lerin de idam edildiği ünlü kavak ağacının bulunduğu avludur. Farklı koğuşlarda bambaşka insanlık dramlarına rastlamak mümkündür.
Bazı koğuşlarda, gardiyanın mahkumları kontrol edebilmesi için ayrılmış çatı katları mevcuttur. Buralardaki ızgaralar sayesinde gardiyanın tepeden içeridekileri gözetlemesi amaçlanmışsa da, koğuşlardaki sigara dumanının yükselerek bu çatı arasını dumanaltı bıraktığı anlatılır.
İçeride ayrıca 78'liler odası olarak adlandırılan bir bölüm vardır ki, burayı görenlerin uzun bir süre gülme mimiklerinin işlemeyeceğinden eminim. 68 kuşağının üç isminin ve 80de idam edilen bazı isimlerin kara kalem portreleri ve son mektupları asılı durmaktadır.
Ulucanlar Cezaevi, 81 yıllık faaliyet süresi içinde İskilipli Atıf Hoca, Deniz Gezmiş, Necdet Adalı, Hüseyin İnan ve Mehmet Pehlivanoğlu'nun da bulunduğu 19 kişinin idam edilmesiyle, işkencelerle hafızalardaki yerini aldı.

SİZİ ÇIĞLIK SESLERİ KARŞILIYOR

Dar bir koridordan içeri girdikten sonra yine dar bir avludan koğuşların bulunduğu alana giriyorsunuz. Hoparlörlerinden çığlık seslerinin' duyulduğu, koğuşlarda balmumundan mahkumların bulunduğu, o günleri yaşamak isteyenlere bir süre için de olsa ‘mahkumluğu yaşatacak’ tecrit odalarının yer aldığı bölümden geçerken duygulanmamak elde değil.
Aslına uygun şekilde düzenlenen cezaevi koğuşlarına ve tecrit odalarına balmumundan yapılan 22 mahkum heykeli yerleştirilirken, müzenin koridorlardaki hoparlörlerinden tecrit odalarındaki işkenceleri yansıtan çığlık sesleri yankılanıyor. Cezaevi avlusundaki mahkumların dilek ağacının dallarına ise bir dönem Ulucanlar'da tutuklu kalan Necip Fazıl Kısakürek, Nazım Hikmet Ran, Muhsin Yazıcıoğlu, Osman Bölükbaşı, Osman Yüksel Sedengeçti, Bülent Ecevit, Fakir Baykurt, Hüseyin Cahit Yalçın, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Ali Bülent Orkan, Mustafa Pehlivanoğlu, Fikri Arıkan, Cevat Şakir Kabağaçlı, Yılmaz Güney, Necdet Adalı, Erdal Eren'e kadar bir çok ismin fotoğrafları asıldı.
Ziyaret edenleri özellikle idamların, işkencelerin yaşandığı dönemlere götüren türkülerin yankılandığı müzede, Muhsin Yazıcıoğlu'nun seccadesi ve süveteri, Hüseyin İnan'ın idamdan sonra üzerinden çıkarılan yırtık fanilası, Deniz Gezmiş'in sigarası, ders notları gibi kişisel eşyaları da sergileniyor.

ECEVİT’İN KRAVATI, GEZMİŞ’İN DERS NOTLARI

Özel seslendirme ve ışıklandırmayla; işkenceler ve mahkumların çığlıklarının, gardiyanların bağırma seslerinin yankılandığı, balmumu heykellerin gerçeklerini aratmadığı odaları görünce duygulanıyorsunuz. Ziyaretin devamında yine balmumu heykellerle çay ocağından ağasına kadar tüm unsurlarının yer aldığı 4. koğuşa geliyorsunuz.
Ardından 5. koğuşa gelen ziyaretçiler, Ulucanlar'da kalan tanınmış isimlerin ranzalara asılan biyografilerini görebiliyor. 6. koğuşta ise yine biyografiler ile Yılmaz Güney'in kravatı, Bülent Ecevit'in şapkası ve kravatı, idam edilen Fikri Arıkan'ın elbisesi, Mehmet Pehlivanoğlu'nun kardeşine yazdığı orijinal mektup, ayakkabısı takım elbisesi, Deniz Gezmiş'in kendi el yazısıyla Roma hukuku ders notları, sigarası ve üzerinden çıkan paraları, Yusuf Aslan'ın kaşkolu, Hüseyin İnan'ın idamın ardından üzerinden kesilerek çıkarılan fanilası, Muhsin Yazıcıoğlu'nun namaz takkesi, seccadesi, süveteri gibi kişisel eşyaları yer alıyor.
6. koğuşun duygusal ortamından çıkan ziyaretçiler, mahkumların cezalandırıldıkları zindanlardan geçerek büyük avluya çıkıyorlar. Büyük avluda mahkumların banyo yaptıkları hamamın ardından, Ulucanlar'da kalan kişilerin resimlerinin yer aldığı ağacı görebiliyor.

Devamı yarın

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
57 gün önce
127 gün önce
162 gün önce
183 gün önce
246 gün önce
428 gün önce
588 gün önce
617 gün önce
637 gün önce
672 gün önce
718 gün önce
770 gün önce
777 gün önce
787 gün önce
861 gün önce
889 gün önce
910 gün önce
931 gün önce
941 gün önce
952 gün önce
973 gün önce
987 gün önce
1008 gün önce
1015 gün önce
1027 gün önce
1029 gün önce
1031 gün önce
1042 gün önce
1048 gün önce
1061 gün önce
1076 gün önce
1087 gün önce
1106 gün önce
1131 gün önce
1142 gün önce
1153 gün önce
1154 gün önce
1175 gün önce
1176 gün önce
1188 gün önce
1198 gün önce
1200 gün önce
1203 gün önce
1209 gün önce
1210 gün önce
1215 gün önce
1221 gün önce
1228 gün önce
1236 gün önce
1239 gün önce
1245 gün önce
1247 gün önce
1253 gün önce
1256 gün önce
1258 gün önce
1278 gün önce
1308 gün önce
1337 gün önce
1351 gün önce
1364 gün önce
1369 gün önce
1377 gün önce
1394 gün önce
1398 gün önce
1422 gün önce
1443 gün önce
1458 gün önce
1463 gün önce
1476 gün önce
1481 gün önce
1484 gün önce
1488 gün önce
1496 gün önce
1501 gün önce
1531 gün önce
1549 gün önce
RSS
© 2019 - Batman Medya Gazetesi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=