Lütfen bekleyin..


Mustafa SEVEN

Bir dönemin karanlık yüzü; Ulucanlar

18 Kasım 2018, 14:13 Okuma: 218

~Ankara’nın Altındağ ilçesinde bulunan bir zamanların ünlü hapishanesi. Bu hapishanede bir çok kişi esarete mahkum edilmiş ve bir o kadar kişi de asılmış.
Ankara’ya yolunuz düşerse, daha sonra müzeye dönüştürülen bu cezaevini ziyaret etmeden dönmeyin sakın.
Dar ve rutubetli koridorlarında yürürken, bir an o yıllara, o karanlık yıllara gidiveriyorsunuz.
Burada kimler yatmamış ki; Bülent Ecevit, Nazım Hikmet, Necip Fazıl, Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Mahir Çayan ve Albay Talat Aydemir ilk akla gelenlerden.
Fakat Ulucanlar hapishanesini bu kadar ünlü bir hapishaneye dönüştüren olay hiç şüphesiz ki Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının bu hapishanede asılmış olmasıdır.
Hilton koğuşu, tecrit odaları, disiplin zindanları ve hapishane içindeki atmosfer şüphesiz ki insanı derinden etkiliyor.
Şansınıza sakin bir günde gittiyseniz, sanki siz içeridesiniz ve bir daha çıkamayacaksınız hissi veriyor.
Kısaca fırsat bulduğunuzda kesinlikle gidip görmeniz ve o atmosferi içinize çekmeniz gereken bir yer.
Batman’dan bir grup gazeteciyle birlikte toplantılardan fırsat bulduğumuz bir gün Ulucanlar cezaevinde soluğu aldık.
Burası sizleri, eski başbakanlardan Bülent Ecevit'ten Osman Bölükbaşı'na, Nazım Hikmet'ten Necip Fazıl'a, Deniz Gezmiş'ten Muhsin Yazıcıoğlu'na pek çok ismin yolunun geçtiği, Türkiye'nin çalkantılı dönemlerinde tarihi bir yolculuğuna çıkarıyor.

ANILARIN YAŞADIĞI MÜZE…

Ulucanlar Cezaevi, 1925 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk hapishanesi olarak inşa edildiğinde, gelecekte ne gibi acılara, yalnızlıklara, umutsuzluklara şahit olacağını, kimlere ev sahipliği yapacağını bilmiyordu kuşkusuz…
2006 yılında kapatılan ve 2009 yılında restore edilmek üzere Altındağ Belediyesi’ne devredilen Ulucanlar Cezaevi, 15 Haziran 2011 tarihinde bambaşka bir kimlikle yeniden kapılarını açtı.
Açık kaldığı 81 yıl boyunca infazlara ve mahkûm isyanlarına tanıklık eden, Türk siyasi ve edebi hayatının önemli isimlerinin kaldığı Ulucanlar Cezaevi, koridorlarında artık kültürü, sanatı ve yeni umutları ağırlıyor. Ulucanlar Cezaevi, Altındağ Belediyesi tarafından müze ve kültür sanat merkezine dönüştürüldü. Türkiye’de bir ilki gerçekleştiren Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki, bize yabancı bir isim değil. Başkan Tiryaki, 1996-1998 yılları arasında Hasankeyf kaymakamlığı yaptı. 2004 yılından bu yana Altındağ Belediye Başkanı olarak görev yapıyor.

İDAMLAR VE İNFAZLAR

Bu cezaevinde 26 Eylül 1999 yılında jandarmanın lav ve otomatik silahlarla politik tutuklulara saldırı düzenlemesi sonucu 10 tutuklu ve hükümlü yaşamını yitirmiş, 30 tutuklu ve hükümlü de ağır yaralanmıştı.
TBMM insan hakları komisyonu da yaptığı incelemeler sonucunda olayın karşılıklı çatışma sonucunda olmadığını belgelerle kanıtlamıştı. Saldırı için bahane olarak gösterilen sözde tünel ise hiçbir zaman bulunamamış ve bunun bir yalan olduğu ortaya çıkmıştı.
Cezaevi farklı avlular ve farklı koğuşlardan oluşur. Kapısından girince karşılaşılan ilk avlu, Deniz Gezmiş’lerin de idam edildiği ünlü kavak ağacının bulunduğu avludur. Farklı koğuşlarda bambaşka insanlık dramlarına rastlamak mümkündür.
Bazı koğuşlarda, gardiyanın mahkumları kontrol edebilmesi için ayrılmış çatı katları mevcuttur. Buralardaki ızgaralar sayesinde gardiyanın tepeden içeridekileri gözetlemesi amaçlanmışsa da, koğuşlardaki sigara dumanının yükselerek bu çatı arasını dumanaltı bıraktığı anlatılır.
İçeride ayrıca 78'liler odası olarak adlandırılan bir bölüm vardır ki, burayı görenlerin uzun bir süre gülme mimiklerinin işlemeyeceğinden eminim. 68 kuşağının üç isminin ve 80de idam edilen bazı isimlerin kara kalem portreleri ve son mektupları asılı durmaktadır.
Ulucanlar Cezaevi, 81 yıllık faaliyet süresi içinde İskilipli Atıf Hoca, Deniz Gezmiş, Necdet Adalı, Hüseyin İnan ve Mehmet Pehlivanoğlu'nun da bulunduğu 19 kişinin idam edilmesiyle, işkencelerle hafızalardaki yerini aldı.

SİZİ ÇIĞLIK SESLERİ KARŞILIYOR

Dar bir koridordan içeri girdikten sonra yine dar bir avludan koğuşların bulunduğu alana giriyorsunuz. Hoparlörlerinden çığlık seslerinin' duyulduğu, koğuşlarda balmumundan mahkumların bulunduğu, o günleri yaşamak isteyenlere bir süre için de olsa ‘mahkumluğu yaşatacak’ tecrit odalarının yer aldığı bölümden geçerken duygulanmamak elde değil.
Aslına uygun şekilde düzenlenen cezaevi koğuşlarına ve tecrit odalarına balmumundan yapılan 22 mahkum heykeli yerleştirilirken, müzenin koridorlardaki hoparlörlerinden tecrit odalarındaki işkenceleri yansıtan çığlık sesleri yankılanıyor. Cezaevi avlusundaki mahkumların dilek ağacının dallarına ise bir dönem Ulucanlar'da tutuklu kalan Necip Fazıl Kısakürek, Nazım Hikmet Ran, Muhsin Yazıcıoğlu, Osman Bölükbaşı, Osman Yüksel Sedengeçti, Bülent Ecevit, Fakir Baykurt, Hüseyin Cahit Yalçın, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Ali Bülent Orkan, Mustafa Pehlivanoğlu, Fikri Arıkan, Cevat Şakir Kabağaçlı, Yılmaz Güney, Necdet Adalı, Erdal Eren'e kadar bir çok ismin fotoğrafları asıldı.
Ziyaret edenleri özellikle idamların, işkencelerin yaşandığı dönemlere götüren türkülerin yankılandığı müzede, Muhsin Yazıcıoğlu'nun seccadesi ve süveteri, Hüseyin İnan'ın idamdan sonra üzerinden çıkarılan yırtık fanilası, Deniz Gezmiş'in sigarası, ders notları gibi kişisel eşyaları da sergileniyor.

ECEVİT’İN KRAVATI, GEZMİŞ’İN DERS NOTLARI

Özel seslendirme ve ışıklandırmayla; işkenceler ve mahkumların çığlıklarının, gardiyanların bağırma seslerinin yankılandığı, balmumu heykellerin gerçeklerini aratmadığı odaları görünce duygulanıyorsunuz. Ziyaretin devamında yine balmumu heykellerle çay ocağından ağasına kadar tüm unsurlarının yer aldığı 4. koğuşa geliyorsunuz.
Ardından 5. koğuşa gelen ziyaretçiler, Ulucanlar'da kalan tanınmış isimlerin ranzalara asılan biyografilerini görebiliyor. 6. koğuşta ise yine biyografiler ile Yılmaz Güney'in kravatı, Bülent Ecevit'in şapkası ve kravatı, idam edilen Fikri Arıkan'ın elbisesi, Mehmet Pehlivanoğlu'nun kardeşine yazdığı orijinal mektup, ayakkabısı takım elbisesi, Deniz Gezmiş'in kendi el yazısıyla Roma hukuku ders notları, sigarası ve üzerinden çıkan paraları, Yusuf Aslan'ın kaşkolu, Hüseyin İnan'ın idamın ardından üzerinden kesilerek çıkarılan fanilası, Muhsin Yazıcıoğlu'nun namaz takkesi, seccadesi, süveteri gibi kişisel eşyaları yer alıyor.
6. koğuşun duygusal ortamından çıkan ziyaretçiler, mahkumların cezalandırıldıkları zindanlardan geçerek büyük avluya çıkıyorlar. Büyük avluda mahkumların banyo yaptıkları hamamın ardından, Ulucanlar'da kalan kişilerin resimlerinin yer aldığı ağacı görebiliyor.

Devamı yarın

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
73 gün önce
108 gün önce
129 gün önce
192 gün önce
374 gün önce
534 gün önce
563 gün önce
583 gün önce
618 gün önce
664 gün önce
716 gün önce
723 gün önce
733 gün önce
807 gün önce
835 gün önce
856 gün önce
877 gün önce
887 gün önce
898 gün önce
919 gün önce
933 gün önce
961 gün önce
973 gün önce
975 gün önce
988 gün önce
994 gün önce
1007 gün önce
1022 gün önce
1033 gün önce
1052 gün önce
1078 gün önce
1088 gün önce
1099 gün önce
1100 gün önce
1121 gün önce
1122 gün önce
1134 gün önce
1144 gün önce
1146 gün önce
1150 gün önce
1155 gün önce
1156 gün önce
1161 gün önce
1167 gün önce
1174 gün önce
1182 gün önce
1185 gün önce
1192 gün önce
1193 gün önce
1199 gün önce
1203 gün önce
1204 gün önce
1224 gün önce
1254 gün önce
1283 gün önce
1297 gün önce
1310 gün önce
1315 gün önce
1323 gün önce
1340 gün önce
1344 gün önce
1368 gün önce
1389 gün önce
1405 gün önce
1409 gün önce
1422 gün önce
1427 gün önce
1430 gün önce
1434 gün önce
1442 gün önce
1448 gün önce
1478 gün önce
1496 gün önce
RSS
© 2019 - Batman Medya Gazetesi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=