Lütfen bekleyin..


HAYATIN İÇİNDEN BİR KESİT

GÜNEŞİN SICAKLIĞININ YÜREKLERE VURDUĞU İNSANLAR; KÖYLÜLER

24 Kasım 2019, 12:09 Okuma: 345

~~En son ne zaman bir köye gittiniz?
Köyün o sakin, dingin havası, misafirperverliği, ikramları ve eskiyi yaşatan nostaljisini en son ne zaman yüreklerinizin derinliklerinde hissettiniz?
Modayı tayip etmeyen, saçları jölesiz, dar paça, düşük bel pembe pantolon giymeyen adam gibi adam delikanlıları,
Modayı pek de tınlamayan, röflesiz saçları, al yanaklı “trip” atmayan genç kızları,
İlkokulun önünden bile geçmemiş, sosyal medyayı duymamış ama bir o kadar bilge ve bir o kadar da şefkatli analarını,
Son lokmasını bile sizinle paylaşmayı şeref sayan mağrur ve gururlu Amcalarını,
Sahi, en son ne zaman gördünüz?
Köy sokakları asfalt ve egzoz kokmaz, taptaze çiğ damlalarının genizlerde bıraktığı çocukluğunuza ait bir güzellik kokar oralarda.
Küçük ve büyükbaş hayvanları ile muhteşem bir ekosistem sunar size köy yerleri.
Akşama doğru odun ateşinin köz kokusu sarar her yeri.
Bir de tandır ateşinin çıtırtısıyla mis gibi taze ekmek.
“Güneşin sıcaklığının yüreklere vurduğu insanlar popülasyonu”
Kent merkezleri maalesef eziyet merkezleri haline geldi. Köyde her evin büyükçe bir bahçesi olur ve bu bahçenin asla bir duvarı olmaz. İletişimin önünde herhangi fiziksel bir engel olmaz köy yerlerinde.
Şehirde her apartman kendince bir duvar örer etrafına.
Köy yerinde her evin mutlaka az ya da çok bir meyve bahçesi olur, ya da tarım yaptığı tarlası. Giderler akşama kadar toprakla uğraşır ve negatif enerjilerini yine kendisinden oluştuğumuz toprak anaya bırakıp eve adeta rehabilitasyon merkezinden çıkmışçasına sakin ve dingin bir şekilde gelir.
Kent merkezinde ise akşama kadar beton bloklarla çevrili hapishanemizde topraktan çok uzak bir şekilde günleri aylara, yıllara çevirir ve sinir küpü haline geliriz.
Köyde hırsızlık olmaz, en azından köyün dışından hırsız transferi yapılmaz. Çünkü köy sınırlarına giren her kişi mutlaka herkes tarafından dikkatli süzülür, nereye gideceği, kimi göreceği sorulur. Eğer tatmin edici cevap alırlarsa gidilecek yere kadar refakat de edilir.
Kent merkezinde ise çelik kapıya eklenen demir kapı da koruyamaz sizi hırsızların gazabından.
Köy insanı toprakla hemhal olduğundan stressiz bir hayat anlayışına sahiptir demiştik ya, ee ürün almak da öyle değil midir? İstediğin kadar aceleye getir, mevsiminden önce ekinini harman edemezsin ve ne kadar sabırsızlanırsan sabırsızlan yine de yavrulayacak bir koyunu bir an önce yavrulatamazsın. O yüzden köy insanı sakin ve sabırlıdır.
Bizler yitik bir nesil haline geldik. Büyüklerimizin anlattığı köy masallarını dinledik ama hiç yaşamadık ya da damağımızda bir tat kalacak şekilde az yaşadık.
Kent merkezimiz Batman ise eh daha yeni yeni bir kent kimliğine kavuşmaya başladı ya da sancılarını çekiyor ve bunun ceremesini çekmek de bizim jenerasyona kaldı. Belki bizden sonraki kuşak veya kuşaklar çok daha güzel bir kentte yaşayacak, kurallarının içselleştirildiği, metro sisteminin kurulduğu, ticari araçlarda taksimetre sisteminin olduğu ve büyük şehirlerde olduğu gibi toplu ulaşım araçlarının 7/24 olduğu bir dönemi belki biz göremeyeceğiz ama sonraki nesiller inşallah görecektir. Ama köylerin şu an ki durumu bile 40 seneye oranla bir değişim yaşanmışken acaba bir 40 yıl sonra o köylerden de bir eser kalacak mı?
Kitap : Mark Twain’in Tom Sawyer’in Maceraları. Türkiye İşbankası Kültür Yayınları tarafından basılan eser beni benden aldı, çocukluğuma götürdü. Kitabı Cumhuriyet İlkokulu yıllarımda okumuştum. Tekrara okuyorum ve ilk defa okuyormuşum gibi bir hisse kapıldım. Öyle ya, bazı eserler vardır ki tıpkı bugün ismini zikrettiğim gibi taa 1876 yılında yazılmış ama sanki dün yazılmış ve sizin için yazılmış gibi.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
RSS
© 2019 - Batman Medya Gazetesi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=