Lütfen bekleyin..

FLAŞ HABER

HAYATIN İÇİNDEN BİR KESİT hayatinicindenbirkesit@gmail.com

BUNLARI BİLMİYOR MUYDUNUZ?

11 Ocak 2021, 13:42 Okuma: 1055

- Neden hep yoksulların açlık sınırı belirlenir? Oysa zenginlerin tokluk sınırının belirlenmesi gerekir. Çünkü doymak bilmeyen doyumsuz olan onlardır. İddia odur ki, gezegende yaşayan ve obez hastalığından muzdarip kişilerin çok yemelerinden ötürü meydana gelen hastalıklarıyla mücadelede kullanılacak meblağ ile yeryüzündeki tüm açlar doyurulabilirmiş. Zenginliklerinden ötürü şımarmış ve alçaklaşmış bu insan müsveddelerinin tarihten hiç haberleri yok galiba. İtalya'nın Napoli şehri yakınlarındaki Roma kenti Pompeii Vezüv yanardağının patlamasıyla taşlaşan insan cesetleri halen koruma altındalar. Azgınlığın sonunun nasıl bir şey olduğunu, gerçekten bunları bilmiyor muydunuz?
- Malum WhatsApp ile ilgili tartışmalar epey kızıştı. Muktedirlerin isteği de yine yerli ve milli bir yazılım programının kullanılması. Bunda tartışılacak bir şey yok. Çünkü WhatsApp bir ay sonra kullanıcı bilgilerini Facebook gibi platformlarla paylaşabilecek ve bu kişisel gizliliğin ihlali sayılır. Benim burada takıldığım konu, hayatında bu ülkeye, millete faydası olmamış bir takım zevatların yerli ve milli söylemleri. Hayatlarında bir fakire beş kuruş para verdiklerine şahit olamazsınız ama en sosyalisti de onlardır. En Müslüman da odur ama zekat vermezler, zira köpek gibi çalışıp, it gibi yediklerinden sofralarından fakir fukaraya zaten bir şey kalmaz. Bir gün askere ve polise sempatiyle selam vermez ama sosyal medyadan bir paylaşımlar yapar ki dersin harbiden yerli ve milli. Bunların yerliliği ve milliliği resmen fake hesap denilen sahte hesap cinsinden bir şey. Bir zamanlar nasıl ki Atatürkçüler vardı her yerde ve yakalarında da ADD simgesi yani Atatürkçü Düşünce Derneği rozeti. Ama gerçekten Atatürk'ü hiç sevmez, önem de vermezlerdi. Ama o zaman ki geçer akçe ünlü dolandırıcı Parsadan'ın yaptığı gibi Atatürkçülük kisvesiydi ve rahmetli Parsadan Tansu Çiller'e tahsis edilen örtülü ödenekleri de öyle iç etmişti. Şimdiki bazı kişilerin de Yerli ve Milli sevdası öyle bir şey. Keşke gerçekten yerli ve milli olsaydılar. En ufak bir kavgada inlerine sinecek olanların da bu sahte Yerli ve Milli zevatların olduğunu, bunları bilmiyor muydunuz?
Sahte yerli ve milli menfaat odakları olduğu gibi gerçekten ülkesini seven ve gerektiğinde 15 Temmuz gecesi olduğu gibi kelle koltukta can pazarına gözünü kırpmadan giden Kahramanlar da var. Bu ikisini birbirinden ayırt etmemiz lazım. Sözümüz sahtekarlara...
- Kalibrasyou bozuk, enerjisi kısık ve somurtmayı bir ilke edinen insanlar ne çok var bu topraklarda. En küçük bir hatanızda değil müsamaha, en büyük darbeyi indirme fırsatı gören bu insanlar yanlız kalmalarının sebebinin bu kötü hasletleri olduğunu görmezler mi? Hani, ayıptır-günahtır bir selam vereyim dersiniz de ağzınızın ortabeş yerine resmen s...lar. Bu tarz insanlar tıpkı bir sniper (keskin nişancı) gibi yüreğinize sıktıkları 3 kelime ile bir ömür boyu unutulmaz bir yaraya sebep olabilirler. Ama Allah'ta bu kibir abidesi beşerlere huzur vermiyor ya, bu da bize yeter. Bunlardan uzak durmanın esasında bir gereklilik olduğunu, bunları bilmiyor muydunuz?
- Ailesinden çok destek almamıştı. Maddi anlamda tam bir fiyaskoydu o'nunkisi. Ancak sağlıklı bir gen haritasına sahipti ve iyimserliği ile azmi en büyük sermayesiydi. Güleç ve enerjik yapısı en az albenisi kadar bir avantaj sağlıyordu kendisine. Ancak coğrafya kaderdir deriz ya, yaşadığı coğrafyanın sert ve haşin yapısı o'nun da üstüne üstüne gelmiş ve maddi-manevi acılar yaşamasına sebep olmuştu. Güçlüler ve muktedirler kendisine kolay bir gelecek vaad edebilecek iken elinin tersiyle itmiş, sorunlara kendi imkanlarıyla göğüs germiştir. Acıları başarı merdivenlerini bir bir tırmanmasını sağlamış, esasında değersiz olanlar o'nu değerli ve kıymetli kılmış farkında olmadan. Başkaları tek bir problemle uğraşırken, kahramanımız birkaç problemle birden uğraşmış, yılmamıştır. Hatta millet tek bir hastalık ile mücadele ederken adamımız aynı anda iki ciddi hastalıkla savaşmış. Ancak iyimser bu kişinin "yakalandığın hastalık seni öldürmüyorsa, güçlendirir" felsefesiyle bu ölümcül hastalık dönemini de artı değere dönüştürebilmiştir. Bunda en büyük emek sahibi ise tabii ki Ebedi Yol Arkadaşı. Diyeceksiniz ki kim bu yahu? Ben, sen, o. İçimizde böyle insanların var olabileceğini, bunları bilmiyor muydunuz?
 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
RSS
© 2021 - Batman Medya Gazetesi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=