Lütfen bekleyin..

FLAŞ HABER

HAYATIN İÇİNDEN BİR KESİT hayatinicindenbirkesit@gmail.com

TEMMUZ AYINDAN İNCİLER…

28 Temmuz 2021, 15:51 Okuma: 223

- Bazı tipler vardır, yanlarında kısa bir süre durmanız halinde ruhunuzun daraldığını hissettiğiniz. Ruhu kemiren bu tiplerden uzak durmak lazım. Sizi yoran, yanında enerjinizin düştüğünü, mutsuzluk girdabına girdiğinizi hissettiren herkes esasında ruhunuzu bir kanser gibi kemiren tiplerdir ki bunların bir çoğu akraba, eş-dost çevresindendir. Bu tarz insanların birtakım takıntıları da olabilir. Mesela hayatın merkezine dini veya ırkı koymak. Dini koyar, olur olmaz yerde, mesela araçta giderken bir anda ilahi dinletmeye, kahvede otururken cebinden çıkardığı küçük bir risale tarzı kitabı okumaya başlar. Demez karşımdaki kişinin ruh hali nicedir. Belki bir sorunu vardır, parasızdır, açtır, içeceği sigarayı alamamıştır, ya da şeydir, hani deriz ya Şeytan Gülmüş. Yahu anla ha, camiye gidemiyor adam. Sende ha bire ayet ve hadisleri sırala. Yada Kürt sorununu koymuştur hayatın orta merkezine. Sosyal medyada nerede kanlı ve iğrenç işkence videoları var, onları seyrediyor ve çok yakında ülkede insan avı başlayacağına dair ciddi tahminlerde bulunuyor. Esasında bu tarz kişilerin ruhları çoktan ölmüş, sırada fiziksel ölüm bekleniyor. Dikkat edin sırf bu yüzden olsa gerek hiçbir sanatsal, sportif ve kültürel faaliyet yok. Sinema izlemez, müzik dinlemez, kitap okumaz, seyahat etmez. Sürekli asık suratlı, aşırı politize olmuştur bu kişilik tipi. Ama etnik, ama dini, ama mezhebi. Amaçsız ve hedefsiz bu tarz kişilerden uzak durunuz. Aman aman...
- TPAO kendini bir türlü yenileyemiyor. Bir zamanlar 5000 kişilik personel sayısıyla Batman şehrine adeta can suyu konumunda olan ve Batman'ı İluh adındaki daru taxta birkaç kerpiç evden bugünün modern halini almasında en büyük emeği geçen kuruluşun kendini revize edemediği, geriye saydığı, 60'lı yılların Soğuk Savaş yönetim anlayışından bir türlü kurtaramadığı bir gerçek. Tam 25 sene önceydi, çimlere oturmuştuk ve bir bekçi gelip bize "hemşerim çimlere oturmak yassah" demişti. Aradan yıllar geçti ve sene 2021 ve çimlere oturduğumuz için bir bekçi bize "Abe çimlere oturmak yasax" dedi. Onca yıldan sonraki iki fark: Çeyrek asır önceki bekçinin orta anadolu şivesi yerine kitap dili ile konuşan Batman şivesi, ve bekçi yerine de güvenlik kelimesinin almasıydı. Çimlere basmak hala yasak. Haydaaa. İstanbul'da yerel yöneticiler ve dahası tüm idari birimdeki yöneticiler basbas bağırıyor, sahillerde, Eminönü, Samatya, Haliç, Bakırköy...vs çimlere oturun, piknik yapın, stres atın diye. Bizde TPAO diyor ki çimlere oturmak yasak. Bir başka konu daha var. Bir zamanlar AÖF tarzı uzaktan eğitimlere soğuk bakmasıyla bilinen kurum yetkilileri kapsama alanlarını yükselmişler. Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi, Atatürk Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi, İstanbul Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi hangi ülkenin fakültesidir? Türkiye'nin değil mi? Denklikleri mi yok acaba?  Bunun mantığını kimse anlamıyor. Kapsama alanını genişletmişler derken, işçi kadrosuyla işe girmiş kişiler daha sonra örgün eğitim yapsalar bile bu dikkate alınmıyormuş. Hatta Yüksek Lisans ve Doktora yapmış olanları bile dikkate almadıkları iddialar arasında. Bu durumdan mağdur olan bir kişi "adam fakülteyi 8 yılda bitirmiş ve TPAO'ya girmiş. O kapsam dışı personel olabiliyor ama biz üniversiteyi sonradan okuduğumuz için bizi adamdan saymıyorlar" diyor. Hatta işe girdikten sonra Batman'da mühendislik okumuş, yüksek lisans bile yapmış kişilerin var olduğu söyleniyor.
TPAO idarecileri sanırım 60'lı yıllardaki işçi profili ile bu günkü işçi profilini karşılaştırmaları gerekiyor. Şimdi benim bildiğim işçi kadrosunda Tıbbi Dökümantasyon ile başlayıp Yüksek Lisans mezunu elamanları bile var. Büyük ihtimal doktora da bitmek üzeredir. Yani demem o ki önemli olan liyakat, mezuniyet.

- İstanbul'un her tarafında kitleler halinde dolaşan Suriye ve Afganistanlılar dahası zenciler. Ancak Afganlılar gururları ve çalışkanlıkları ile sempati toplarken Suriyeliler topluma pek ayak uyduramamış gözüküyor. Gecenin bir saatinde öküz gibi böğüren mi dersin, bizde sadece kadınların seyrekte olsa kullandığı entari tarzı dolaşan tipler mi. Arabistan çöllerinde giyilen geleneksel elbise belki çöl fırtınalarından ve 55 derece sıcaklıktan korumak için uygun olabilir DE Allah aşkına İstanbul'un melteminde ne diye entari giyersiniz be adam. Gerçi uzun entari giyen bir tek Araplar değil, sanırım Afganistan ve Pakistanlıların da geleneksel entarileri var. Ama dediğim gibi topluma saygılı ve çalışkanlıkları bir nebze hafifletici sebep olabiliyor, her ne kadar garip karşılanıyor olsa bile. Tamam Cumhurbaşkanımız Suriyelileri hain Esad'ın merhametine bırakamayız diyor. Doğruda söylüyor ama bence bu ülkeye çok da alışmamalılar. Nasıl ki turistler geliyor ve bir kaç ay sonra gidiyor, Suriyeliler de bence birkaç yıl kaldıktan sonra gitsinler. Mesela Arap ülkelerine gitsinler. Fistanlarını ve eteklerini de kendileriyle götürsünler, zira Arap ülkelerinde Arap kardeşleri onları yadırgamayacaktır. Ayrıca işin ekonomik bir boyutu da var. Avrupa Birliği ha bire söz veriyor ama verdiği para ülkemin sarfettiğinin yanında devede kulak. Demişti ya Cumhurbaşkanımız açık kapı politikası uygular ve tüm kapıları sonuna kadar açar da Avrupa'yı Suriyeliler istila eder diye, e valla sonunda o'nu da yapabilir Cumhurbaşkanımız. Tamam, Suriyeliler din kardeşimiz, mazlumun bile dini sorulmaz. Ekmeğimizi de paylaşabiliriz DE anlamadığım Dünya'da bir tek Müslüman ülke biz miyiz? Malezya, Endonezya ve zengin Arap ülkeleri niçin bu garibanlara yardım etmez, bunu da anlayabilmiş değilim.

Kitap Zamanı : Yazar George Orwell, eserin ismi Hayvan Çiftliği. Can yayınları 2020 yılında basılmış. Bir seyahat esnasında bir oturuşta bitirdiğim harika bir kitap. Komunizm ve Sosyalizmin en popüler olduğu bir dönemde kaleme alınmış ve bu iki fikri yerin dibine geçiren, en az Kapitalizm kadar kurmaca-kandırmaca olduğunu ispatlamış bir kitap. Domuzlar ve insanların sömürü konusunda nasıl aynı noktada birleştiklerini, sadece düşünsel değil, evrimleşen ve iki ayak üzerinde yürüyen domuzlar ile fiziksel anlamda da birleştiklerini harika bir şekilde betimleyen bu eseri okumanızı tavsiye ederim.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
50 gün önce
131 gün önce
172 gün önce
281 gün önce
302 gün önce
309 gün önce
317 gün önce
525 gün önce
RSS
© 2021 - Batman Medya Gazetesi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=