Lütfen bekleyin..


Mustafa SEVEN

Fikirlere pranga vurulamaz

04 Ekim 2015, 21:16 Okuma: 1360

Son süreçte basın adına tehlikeli ve kaygı verici gelişmeler yaşanıyor.
Önce Diyarbakır’da muhalif duruşuyla bilinen Dicle haber Ajansı’na (DİHA) yapılan baskın ve ardından gazeteci Ahmet Hakan’a yapılan saldırılara tepkiler devam ediyor.
DİHA çalışanları götürüldükleri polis merkezinde el ve yüzlerinde ‘Barut izi’ araması dikkat çekti.
Gazetecilerin çatışmalara katıldıkları ima edilmeye çalışıldı.
Bu kadar ağır bir itham olamaz.
Elinde sağlam deliller olmadan böyle bir uygulama tam manasıyla bir skandaldır.
Tabi işin ucunda hükümete yakın medyanın ‘PKK Ajansı’ olarak lanse ettiği bir ajans varsa, yapılan tüm hukuksuzluklar mübahtır.
Bu olay başka bir ülkede yaşanmış olsa yer yerinden oynar, bakanlar istifa ederdi.
Mehmet Y. Yılmaz, saldırının ardından Hürriyet Gazetesindeki köşesinde Bu saldırıdan devleti yönetenlerin sorumlu olduğunu belirtiyor ve şu cümleleri kullanıyor; “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 13 Şubat 2015 tarihinde Meksiko City'deki basın toplantısında, ABD'de 3 Müslüman gencin öldürülmesinden sonra Obama'ya hitaben şunları söylemişti; “Ben Obama'ya sesleniyorum, 'Neredesin Başkan' diyorum. Biz siyasiler, ülkemizde işlenen cinayetlerden sorumluyuz. Tavrımızı ortaya koymak zorundayız. Çünkü halk size oylarını verirken 'Benim can güvenliğimi, mal güvenliğimi sağlayacaksın' diye veriyor. Eğer siz, bu tür bir olay karşısında sessiz kalırsanız dünya da size her zaman sessiz kalacaktır.”
Şimdi bu olayın ardından gazeteciler kime “Neredesiniz” diye seslenecek acaba?
Siz siyasiler, can ve mal güvenliğimizi sağlamak için oylarımızı aldınız.
Peki, neden korumuyorsunuz?
Aslında bırakın korumayı, zaten olayın bu merhaleye gelmesinde iktidar partisi Milletvekilleri ve iktidara yakın yazarların payı var.
Bakın saldırının ardından Sosyal medyada birçok paylaşım yapıldı.
Bu paylaşımlardan biri de daha siyasetin ilk basamaklarında olan ve ileride iyi bir siyasetçi olacağına inandığım Ak Parti Batman Gençlik Kolları Başkanı Emrullah Bardakçı var.
Ahmet Hakan’ı dövenleri kınamadığını belirterek, “Benimkisi de fikir özgürlüğü” demiş.
Birincisi kimse kimseye şunu kına diyemez, böyle bir hakkı da yoktur. Kınarsın kınamazsın özgürsün. Zaten kimsenin de Emrullah kardeşime “neden kınamıyorsun” dememiştir. Ancak öncesindeki cümle oldukça düşündürücü.
“Ahmet Hakan trafikte çıkan !! Tartışma sonucunda darp edilmiş. Kendisini dövenlerin eline sağlık.”
İşte bu cümleler bir siyasetçinin dili olmamalı.
Herkesin itiraz ettiği, karşı çıktığı durum işte bu.
Her fikrini özgürce söylersin, ancak eğer şiddet dilini kullanırsan vede siyasetçiysen burada bir terslik vardır.
Aslında bu paylaşımı ilk gün farkettim. Belki yaptığı yanlışın farkına varır ve siler diye düşündüm. Ama yazıyı yazmaya başladığım anda bile hala duruyordu.
Şiddetin uzak durması gerektiği tek insan siyasetçidir.
Siyasetçilerin bir söylemiyle ortamlık kan gölüne dönebilir. Bunu unutmamak gerekir. Bunun örneklerini geçmişte gördük ve bir daha olmasını kimse istemez.
Basın mensuplarına yönelik saldırılar ve basına baskıların arttığı şu günlerde gazeteciler birlik mesajları veriyor.
Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, gazetecilerin omuz omuza vererek mücadele etmesini gerektiğini belirterek, “Birbirimizden kurumsal güç alacağız, baskıya karşı birlikte mücadele edeceğiz. Yapılan eylemler, basın açıklamaları bu birlikteliğin ilk adımıdır. Bundan sonra gazeteciler olarak daha çok ortaklaşacağız” diye konuştu.
Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar, gazetecilerin birlikte mücadele etmesinin önemli olduğuna dikkat çekerek, “Onların birlikte neler yaptığını görünce bizim de ortaklaşmamamız kaçınılmaz. Basına yönelik baskılar son bulması için gazetelerimizi boş sayfa olarak çıkartabiliriz, ortak başlıklar atılabilir. Birlikte daha iyi mücadele edebiliriz” dedi.
Gazeteci Aslı Aydıntaşbaş, farklı ideolojilerden gazetecilerin bir araya gelmesinin önemine dikkat çekerek, gazetecilerin özgürlük tutkusunun devam edeceğini söyledi. Baskılara karşı birlikte mücadele edileceğini belirten Aydıntaşbaş, “Baskıya karşı tek yumruk olacağız. Hürriyet Gazetesi'ne saldıranlar ile DİHA muhabirlerini gözaltına alanlar arasında hiçbir fark yoktur. Türkiye'nin totaliter yapısına girmesi ile Zaman da, Cumhuriyet de, Özgür Gündem de, Hürriyet de zarar görecektir. Hepimiz aynı gemideyiz, birlikte mücadele etmeliyiz” şeklinde konuştu.
Biz gazetecilerin fikirleri ve yazdıkları hiçbir zaman herkesi memnun etmeyecektir. Zaten böyle bir durumda gazeteciliğin anlamı da olmaz. Her zaman rahatsız olacak birileri olacaktır.
Doğruları yazmaya devam edeceğiz, ne kadar baskı olursa olsun. O zaman halk adına bu işi yapanlara halkta daha çok güvenir ve sahip çıkar.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
22 gün önce
92 gün önce
162 gün önce
197 gün önce
218 gün önce
281 gün önce
463 gün önce
623 gün önce
652 gün önce
672 gün önce
707 gün önce
753 gün önce
805 gün önce
812 gün önce
822 gün önce
896 gün önce
924 gün önce
945 gün önce
966 gün önce
976 gün önce
987 gün önce
1008 gün önce
1022 gün önce
1043 gün önce
1050 gün önce
1062 gün önce
1064 gün önce
1066 gün önce
1077 gün önce
1083 gün önce
1096 gün önce
1111 gün önce
1122 gün önce
1141 gün önce
1166 gün önce
1177 gün önce
1188 gün önce
1189 gün önce
1210 gün önce
1211 gün önce
1223 gün önce
1233 gün önce
1235 gün önce
1239 gün önce
1244 gün önce
1245 gün önce
1250 gün önce
1256 gün önce
1263 gün önce
1271 gün önce
1274 gün önce
1281 gün önce
1282 gün önce
1288 gün önce
1292 gün önce
1293 gün önce
1313 gün önce
1343 gün önce
1372 gün önce
1386 gün önce
1399 gün önce
1404 gün önce
1412 gün önce
1429 gün önce
1433 gün önce
1457 gün önce
1478 gün önce
1494 gün önce
1498 gün önce
1511 gün önce
1516 gün önce
1519 gün önce
1523 gün önce
1531 gün önce
1537 gün önce
1567 gün önce
1585 gün önce
RSS
© 2019 - Batman Medya Gazetesi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=