Lütfen bekleyin..


Mustafa SEVEN

Fikirlere pranga vurulamaz

04 Ekim 2015, 21:16 Okuma: 983

Son süreçte basın adına tehlikeli ve kaygı verici gelişmeler yaşanıyor.
Önce Diyarbakır’da muhalif duruşuyla bilinen Dicle haber Ajansı’na (DİHA) yapılan baskın ve ardından gazeteci Ahmet Hakan’a yapılan saldırılara tepkiler devam ediyor.
DİHA çalışanları götürüldükleri polis merkezinde el ve yüzlerinde ‘Barut izi’ araması dikkat çekti.
Gazetecilerin çatışmalara katıldıkları ima edilmeye çalışıldı.
Bu kadar ağır bir itham olamaz.
Elinde sağlam deliller olmadan böyle bir uygulama tam manasıyla bir skandaldır.
Tabi işin ucunda hükümete yakın medyanın ‘PKK Ajansı’ olarak lanse ettiği bir ajans varsa, yapılan tüm hukuksuzluklar mübahtır.
Bu olay başka bir ülkede yaşanmış olsa yer yerinden oynar, bakanlar istifa ederdi.
Mehmet Y. Yılmaz, saldırının ardından Hürriyet Gazetesindeki köşesinde Bu saldırıdan devleti yönetenlerin sorumlu olduğunu belirtiyor ve şu cümleleri kullanıyor; “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 13 Şubat 2015 tarihinde Meksiko City'deki basın toplantısında, ABD'de 3 Müslüman gencin öldürülmesinden sonra Obama'ya hitaben şunları söylemişti; “Ben Obama'ya sesleniyorum, 'Neredesin Başkan' diyorum. Biz siyasiler, ülkemizde işlenen cinayetlerden sorumluyuz. Tavrımızı ortaya koymak zorundayız. Çünkü halk size oylarını verirken 'Benim can güvenliğimi, mal güvenliğimi sağlayacaksın' diye veriyor. Eğer siz, bu tür bir olay karşısında sessiz kalırsanız dünya da size her zaman sessiz kalacaktır.”
Şimdi bu olayın ardından gazeteciler kime “Neredesiniz” diye seslenecek acaba?
Siz siyasiler, can ve mal güvenliğimizi sağlamak için oylarımızı aldınız.
Peki, neden korumuyorsunuz?
Aslında bırakın korumayı, zaten olayın bu merhaleye gelmesinde iktidar partisi Milletvekilleri ve iktidara yakın yazarların payı var.
Bakın saldırının ardından Sosyal medyada birçok paylaşım yapıldı.
Bu paylaşımlardan biri de daha siyasetin ilk basamaklarında olan ve ileride iyi bir siyasetçi olacağına inandığım Ak Parti Batman Gençlik Kolları Başkanı Emrullah Bardakçı var.
Ahmet Hakan’ı dövenleri kınamadığını belirterek, “Benimkisi de fikir özgürlüğü” demiş.
Birincisi kimse kimseye şunu kına diyemez, böyle bir hakkı da yoktur. Kınarsın kınamazsın özgürsün. Zaten kimsenin de Emrullah kardeşime “neden kınamıyorsun” dememiştir. Ancak öncesindeki cümle oldukça düşündürücü.
“Ahmet Hakan trafikte çıkan !! Tartışma sonucunda darp edilmiş. Kendisini dövenlerin eline sağlık.”
İşte bu cümleler bir siyasetçinin dili olmamalı.
Herkesin itiraz ettiği, karşı çıktığı durum işte bu.
Her fikrini özgürce söylersin, ancak eğer şiddet dilini kullanırsan vede siyasetçiysen burada bir terslik vardır.
Aslında bu paylaşımı ilk gün farkettim. Belki yaptığı yanlışın farkına varır ve siler diye düşündüm. Ama yazıyı yazmaya başladığım anda bile hala duruyordu.
Şiddetin uzak durması gerektiği tek insan siyasetçidir.
Siyasetçilerin bir söylemiyle ortamlık kan gölüne dönebilir. Bunu unutmamak gerekir. Bunun örneklerini geçmişte gördük ve bir daha olmasını kimse istemez.
Basın mensuplarına yönelik saldırılar ve basına baskıların arttığı şu günlerde gazeteciler birlik mesajları veriyor.
Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, gazetecilerin omuz omuza vererek mücadele etmesini gerektiğini belirterek, “Birbirimizden kurumsal güç alacağız, baskıya karşı birlikte mücadele edeceğiz. Yapılan eylemler, basın açıklamaları bu birlikteliğin ilk adımıdır. Bundan sonra gazeteciler olarak daha çok ortaklaşacağız” diye konuştu.
Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar, gazetecilerin birlikte mücadele etmesinin önemli olduğuna dikkat çekerek, “Onların birlikte neler yaptığını görünce bizim de ortaklaşmamamız kaçınılmaz. Basına yönelik baskılar son bulması için gazetelerimizi boş sayfa olarak çıkartabiliriz, ortak başlıklar atılabilir. Birlikte daha iyi mücadele edebiliriz” dedi.
Gazeteci Aslı Aydıntaşbaş, farklı ideolojilerden gazetecilerin bir araya gelmesinin önemine dikkat çekerek, gazetecilerin özgürlük tutkusunun devam edeceğini söyledi. Baskılara karşı birlikte mücadele edileceğini belirten Aydıntaşbaş, “Baskıya karşı tek yumruk olacağız. Hürriyet Gazetesi'ne saldıranlar ile DİHA muhabirlerini gözaltına alanlar arasında hiçbir fark yoktur. Türkiye'nin totaliter yapısına girmesi ile Zaman da, Cumhuriyet de, Özgür Gündem de, Hürriyet de zarar görecektir. Hepimiz aynı gemideyiz, birlikte mücadele etmeliyiz” şeklinde konuştu.
Biz gazetecilerin fikirleri ve yazdıkları hiçbir zaman herkesi memnun etmeyecektir. Zaten böyle bir durumda gazeteciliğin anlamı da olmaz. Her zaman rahatsız olacak birileri olacaktır.
Doğruları yazmaya devam edeceğiz, ne kadar baskı olursa olsun. O zaman halk adına bu işi yapanlara halkta daha çok güvenir ve sahip çıkar.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
164 gün önce
193 gün önce
213 gün önce
248 gün önce
294 gün önce
346 gün önce
353 gün önce
363 gün önce
437 gün önce
465 gün önce
486 gün önce
507 gün önce
517 gün önce
528 gün önce
550 gün önce
564 gün önce
592 gün önce
604 gün önce
606 gün önce
619 gün önce
625 gün önce
638 gün önce
652 gün önce
663 gün önce
682 gün önce
708 gün önce
718 gün önce
729 gün önce
730 gün önce
751 gün önce
752 gün önce
774 gün önce
780 gün önce
785 gün önce
786 gün önce
791 gün önce
797 gün önce
804 gün önce
812 gün önce
816 gün önce
822 gün önce
823 gün önce
829 gün önce
833 gün önce
834 gün önce
884 gün önce
913 gün önce
927 gün önce
940 gün önce
945 gün önce
953 gün önce
970 gün önce
974 gün önce
1019 gün önce
1035 gün önce
1039 gün önce
1052 gün önce
1057 gün önce
1060 gün önce
1064 gün önce
1072 gün önce
1078 gün önce
1108 gün önce
1126 gün önce
RSS
© 2018 - Batman Medya Gazetesi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=