Lütfen bekleyin..


Mustafa SEVEN

Fikirlere pranga vurulamaz

04 Ekim 2015, 21:16 Okuma: 1397

Son süreçte basın adına tehlikeli ve kaygı verici gelişmeler yaşanıyor.
Önce Diyarbakır’da muhalif duruşuyla bilinen Dicle haber Ajansı’na (DİHA) yapılan baskın ve ardından gazeteci Ahmet Hakan’a yapılan saldırılara tepkiler devam ediyor.
DİHA çalışanları götürüldükleri polis merkezinde el ve yüzlerinde ‘Barut izi’ araması dikkat çekti.
Gazetecilerin çatışmalara katıldıkları ima edilmeye çalışıldı.
Bu kadar ağır bir itham olamaz.
Elinde sağlam deliller olmadan böyle bir uygulama tam manasıyla bir skandaldır.
Tabi işin ucunda hükümete yakın medyanın ‘PKK Ajansı’ olarak lanse ettiği bir ajans varsa, yapılan tüm hukuksuzluklar mübahtır.
Bu olay başka bir ülkede yaşanmış olsa yer yerinden oynar, bakanlar istifa ederdi.
Mehmet Y. Yılmaz, saldırının ardından Hürriyet Gazetesindeki köşesinde Bu saldırıdan devleti yönetenlerin sorumlu olduğunu belirtiyor ve şu cümleleri kullanıyor; “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 13 Şubat 2015 tarihinde Meksiko City'deki basın toplantısında, ABD'de 3 Müslüman gencin öldürülmesinden sonra Obama'ya hitaben şunları söylemişti; “Ben Obama'ya sesleniyorum, 'Neredesin Başkan' diyorum. Biz siyasiler, ülkemizde işlenen cinayetlerden sorumluyuz. Tavrımızı ortaya koymak zorundayız. Çünkü halk size oylarını verirken 'Benim can güvenliğimi, mal güvenliğimi sağlayacaksın' diye veriyor. Eğer siz, bu tür bir olay karşısında sessiz kalırsanız dünya da size her zaman sessiz kalacaktır.”
Şimdi bu olayın ardından gazeteciler kime “Neredesiniz” diye seslenecek acaba?
Siz siyasiler, can ve mal güvenliğimizi sağlamak için oylarımızı aldınız.
Peki, neden korumuyorsunuz?
Aslında bırakın korumayı, zaten olayın bu merhaleye gelmesinde iktidar partisi Milletvekilleri ve iktidara yakın yazarların payı var.
Bakın saldırının ardından Sosyal medyada birçok paylaşım yapıldı.
Bu paylaşımlardan biri de daha siyasetin ilk basamaklarında olan ve ileride iyi bir siyasetçi olacağına inandığım Ak Parti Batman Gençlik Kolları Başkanı Emrullah Bardakçı var.
Ahmet Hakan’ı dövenleri kınamadığını belirterek, “Benimkisi de fikir özgürlüğü” demiş.
Birincisi kimse kimseye şunu kına diyemez, böyle bir hakkı da yoktur. Kınarsın kınamazsın özgürsün. Zaten kimsenin de Emrullah kardeşime “neden kınamıyorsun” dememiştir. Ancak öncesindeki cümle oldukça düşündürücü.
“Ahmet Hakan trafikte çıkan !! Tartışma sonucunda darp edilmiş. Kendisini dövenlerin eline sağlık.”
İşte bu cümleler bir siyasetçinin dili olmamalı.
Herkesin itiraz ettiği, karşı çıktığı durum işte bu.
Her fikrini özgürce söylersin, ancak eğer şiddet dilini kullanırsan vede siyasetçiysen burada bir terslik vardır.
Aslında bu paylaşımı ilk gün farkettim. Belki yaptığı yanlışın farkına varır ve siler diye düşündüm. Ama yazıyı yazmaya başladığım anda bile hala duruyordu.
Şiddetin uzak durması gerektiği tek insan siyasetçidir.
Siyasetçilerin bir söylemiyle ortamlık kan gölüne dönebilir. Bunu unutmamak gerekir. Bunun örneklerini geçmişte gördük ve bir daha olmasını kimse istemez.
Basın mensuplarına yönelik saldırılar ve basına baskıların arttığı şu günlerde gazeteciler birlik mesajları veriyor.
Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, gazetecilerin omuz omuza vererek mücadele etmesini gerektiğini belirterek, “Birbirimizden kurumsal güç alacağız, baskıya karşı birlikte mücadele edeceğiz. Yapılan eylemler, basın açıklamaları bu birlikteliğin ilk adımıdır. Bundan sonra gazeteciler olarak daha çok ortaklaşacağız” diye konuştu.
Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar, gazetecilerin birlikte mücadele etmesinin önemli olduğuna dikkat çekerek, “Onların birlikte neler yaptığını görünce bizim de ortaklaşmamamız kaçınılmaz. Basına yönelik baskılar son bulması için gazetelerimizi boş sayfa olarak çıkartabiliriz, ortak başlıklar atılabilir. Birlikte daha iyi mücadele edebiliriz” dedi.
Gazeteci Aslı Aydıntaşbaş, farklı ideolojilerden gazetecilerin bir araya gelmesinin önemine dikkat çekerek, gazetecilerin özgürlük tutkusunun devam edeceğini söyledi. Baskılara karşı birlikte mücadele edileceğini belirten Aydıntaşbaş, “Baskıya karşı tek yumruk olacağız. Hürriyet Gazetesi'ne saldıranlar ile DİHA muhabirlerini gözaltına alanlar arasında hiçbir fark yoktur. Türkiye'nin totaliter yapısına girmesi ile Zaman da, Cumhuriyet de, Özgür Gündem de, Hürriyet de zarar görecektir. Hepimiz aynı gemideyiz, birlikte mücadele etmeliyiz” şeklinde konuştu.
Biz gazetecilerin fikirleri ve yazdıkları hiçbir zaman herkesi memnun etmeyecektir. Zaten böyle bir durumda gazeteciliğin anlamı da olmaz. Her zaman rahatsız olacak birileri olacaktır.
Doğruları yazmaya devam edeceğiz, ne kadar baskı olursa olsun. O zaman halk adına bu işi yapanlara halkta daha çok güvenir ve sahip çıkar.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
78 gün önce
148 gün önce
218 gün önce
253 gün önce
274 gün önce
337 gün önce
518 gün önce
678 gün önce
708 gün önce
727 gün önce
762 gün önce
808 gün önce
860 gün önce
867 gün önce
877 gün önce
951 gün önce
979 gün önce
1000 gün önce
1021 gün önce
1031 gün önce
1042 gün önce
1064 gün önce
1078 gün önce
1098 gün önce
1106 gün önce
1118 gün önce
1120 gün önce
1121 gün önce
1133 gün önce
1139 gün önce
1152 gün önce
1166 gün önce
1178 gün önce
1196 gün önce
1222 gün önce
1232 gün önce
1243 gün önce
1244 gün önce
1266 gün önce
1266 gün önce
1279 gün önce
1288 gün önce
1290 gün önce
1294 gün önce
1299 gün önce
1300 gün önce
1305 gün önce
1311 gün önce
1319 gün önce
1326 gün önce
1330 gün önce
1336 gün önce
1337 gün önce
1343 gün önce
1347 gün önce
1348 gün önce
1368 gün önce
1399 gün önce
1427 gün önce
1442 gün önce
1454 gün önce
1459 gün önce
1468 gün önce
1484 gün önce
1488 gün önce
1512 gün önce
1533 gün önce
1549 gün önce
1553 gün önce
1566 gün önce
1571 gün önce
1575 gün önce
1578 gün önce
1586 gün önce
1592 gün önce
1622 gün önce
1640 gün önce
RSS
© 2019 - Batman Medya Gazetesi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=