Lütfen bekleyin..


Mustafa SEVEN

Fikirlere pranga vurulamaz

04 Ekim 2015, 21:16 Okuma: 929

Son süreçte basın adına tehlikeli ve kaygı verici gelişmeler yaşanıyor.
Önce Diyarbakır’da muhalif duruşuyla bilinen Dicle haber Ajansı’na (DİHA) yapılan baskın ve ardından gazeteci Ahmet Hakan’a yapılan saldırılara tepkiler devam ediyor.
DİHA çalışanları götürüldükleri polis merkezinde el ve yüzlerinde ‘Barut izi’ araması dikkat çekti.
Gazetecilerin çatışmalara katıldıkları ima edilmeye çalışıldı.
Bu kadar ağır bir itham olamaz.
Elinde sağlam deliller olmadan böyle bir uygulama tam manasıyla bir skandaldır.
Tabi işin ucunda hükümete yakın medyanın ‘PKK Ajansı’ olarak lanse ettiği bir ajans varsa, yapılan tüm hukuksuzluklar mübahtır.
Bu olay başka bir ülkede yaşanmış olsa yer yerinden oynar, bakanlar istifa ederdi.
Mehmet Y. Yılmaz, saldırının ardından Hürriyet Gazetesindeki köşesinde Bu saldırıdan devleti yönetenlerin sorumlu olduğunu belirtiyor ve şu cümleleri kullanıyor; “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 13 Şubat 2015 tarihinde Meksiko City'deki basın toplantısında, ABD'de 3 Müslüman gencin öldürülmesinden sonra Obama'ya hitaben şunları söylemişti; “Ben Obama'ya sesleniyorum, 'Neredesin Başkan' diyorum. Biz siyasiler, ülkemizde işlenen cinayetlerden sorumluyuz. Tavrımızı ortaya koymak zorundayız. Çünkü halk size oylarını verirken 'Benim can güvenliğimi, mal güvenliğimi sağlayacaksın' diye veriyor. Eğer siz, bu tür bir olay karşısında sessiz kalırsanız dünya da size her zaman sessiz kalacaktır.”
Şimdi bu olayın ardından gazeteciler kime “Neredesiniz” diye seslenecek acaba?
Siz siyasiler, can ve mal güvenliğimizi sağlamak için oylarımızı aldınız.
Peki, neden korumuyorsunuz?
Aslında bırakın korumayı, zaten olayın bu merhaleye gelmesinde iktidar partisi Milletvekilleri ve iktidara yakın yazarların payı var.
Bakın saldırının ardından Sosyal medyada birçok paylaşım yapıldı.
Bu paylaşımlardan biri de daha siyasetin ilk basamaklarında olan ve ileride iyi bir siyasetçi olacağına inandığım Ak Parti Batman Gençlik Kolları Başkanı Emrullah Bardakçı var.
Ahmet Hakan’ı dövenleri kınamadığını belirterek, “Benimkisi de fikir özgürlüğü” demiş.
Birincisi kimse kimseye şunu kına diyemez, böyle bir hakkı da yoktur. Kınarsın kınamazsın özgürsün. Zaten kimsenin de Emrullah kardeşime “neden kınamıyorsun” dememiştir. Ancak öncesindeki cümle oldukça düşündürücü.
“Ahmet Hakan trafikte çıkan !! Tartışma sonucunda darp edilmiş. Kendisini dövenlerin eline sağlık.”
İşte bu cümleler bir siyasetçinin dili olmamalı.
Herkesin itiraz ettiği, karşı çıktığı durum işte bu.
Her fikrini özgürce söylersin, ancak eğer şiddet dilini kullanırsan vede siyasetçiysen burada bir terslik vardır.
Aslında bu paylaşımı ilk gün farkettim. Belki yaptığı yanlışın farkına varır ve siler diye düşündüm. Ama yazıyı yazmaya başladığım anda bile hala duruyordu.
Şiddetin uzak durması gerektiği tek insan siyasetçidir.
Siyasetçilerin bir söylemiyle ortamlık kan gölüne dönebilir. Bunu unutmamak gerekir. Bunun örneklerini geçmişte gördük ve bir daha olmasını kimse istemez.
Basın mensuplarına yönelik saldırılar ve basına baskıların arttığı şu günlerde gazeteciler birlik mesajları veriyor.
Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, gazetecilerin omuz omuza vererek mücadele etmesini gerektiğini belirterek, “Birbirimizden kurumsal güç alacağız, baskıya karşı birlikte mücadele edeceğiz. Yapılan eylemler, basın açıklamaları bu birlikteliğin ilk adımıdır. Bundan sonra gazeteciler olarak daha çok ortaklaşacağız” diye konuştu.
Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar, gazetecilerin birlikte mücadele etmesinin önemli olduğuna dikkat çekerek, “Onların birlikte neler yaptığını görünce bizim de ortaklaşmamamız kaçınılmaz. Basına yönelik baskılar son bulması için gazetelerimizi boş sayfa olarak çıkartabiliriz, ortak başlıklar atılabilir. Birlikte daha iyi mücadele edebiliriz” dedi.
Gazeteci Aslı Aydıntaşbaş, farklı ideolojilerden gazetecilerin bir araya gelmesinin önemine dikkat çekerek, gazetecilerin özgürlük tutkusunun devam edeceğini söyledi. Baskılara karşı birlikte mücadele edileceğini belirten Aydıntaşbaş, “Baskıya karşı tek yumruk olacağız. Hürriyet Gazetesi'ne saldıranlar ile DİHA muhabirlerini gözaltına alanlar arasında hiçbir fark yoktur. Türkiye'nin totaliter yapısına girmesi ile Zaman da, Cumhuriyet de, Özgür Gündem de, Hürriyet de zarar görecektir. Hepimiz aynı gemideyiz, birlikte mücadele etmeliyiz” şeklinde konuştu.
Biz gazetecilerin fikirleri ve yazdıkları hiçbir zaman herkesi memnun etmeyecektir. Zaten böyle bir durumda gazeteciliğin anlamı da olmaz. Her zaman rahatsız olacak birileri olacaktır.
Doğruları yazmaya devam edeceğiz, ne kadar baskı olursa olsun. O zaman halk adına bu işi yapanlara halkta daha çok güvenir ve sahip çıkar.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
105 gün önce
134 gün önce
154 gün önce
189 gün önce
235 gün önce
287 gün önce
294 gün önce
304 gün önce
378 gün önce
406 gün önce
427 gün önce
448 gün önce
458 gün önce
469 gün önce
490 gün önce
504 gün önce
532 gün önce
544 gün önce
546 gün önce
559 gün önce
565 gün önce
578 gün önce
593 gün önce
604 gün önce
623 gün önce
648 gün önce
659 gün önce
670 gün önce
671 gün önce
692 gün önce
693 gün önce
715 gün önce
721 gün önce
726 gün önce
727 gün önce
732 gün önce
738 gün önce
745 gün önce
753 gün önce
756 gün önce
762 gün önce
764 gün önce
770 gün önce
773 gün önce
775 gün önce
825 gün önce
854 gün önce
868 gün önce
881 gün önce
886 gün önce
894 gün önce
911 gün önce
915 gün önce
960 gün önce
975 gün önce
993 gün önce
998 gün önce
1001 gün önce
1005 gün önce
1013 gün önce
1018 gün önce
1048 gün önce
1066 gün önce
RSS
© 2018 - Batman Medya Gazetesi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=