Lütfen bekleyin..


Mustafa SEVEN

Barış’ı istemenin suçu nedir?

12 Ekim 2015, 17:43 Okuma: 1095


Size birkaç suç ve TCK’daki ceza karşılığını aktarayım…
İNSAN TİCARETİ ( Zorla çalıştırmak gibi) MD-80 8 Yıldan 12 yıla kadar hapis.
KASTEN ÖLDÜRME MD-81 Müebbet Hapis.
KASTEN ÖLDÜRMENİN (Nitelikli Halleri) MD-82 Ağırlaşmış Müebbet hapis.
İNTİHARA YÖNLENDİRME (Azmettirme) MD-84 2 yıldan 5 yıla kadar hapis.
İNSAN ÜZERİNDE DENEY (Rıza olmaksızın tedavi amaçlı deneme yapmak)
MD-90 1 yıldan 3 yıla kadar hapis.
ORGAN VEYA DOKU TİCARETİ (Rıza olmaksızın canlıdan veya ölüden organ, doku vb almak MD-91 5 yıldan 9 yıla kadar hapis.
İŞKENCE MD-94 3 yıldan 12 yıla kadar hapis.
İnternet ortamında çokça araştırdım. Birçok suç ve karşılığı ceza buldum.
Bu listeyi uzatmak, hatta sayfalar dolusu yazmak mümkün.
Aslında aradığım bir şey vardı. Barış istemenin karşılığı olan cezayı aradım.
Aradım ama bulamadım.
TCK’da barış’ı istemenin cezası yok.
Yani bu ülkenin toprakları üzerinde eğer barışı istiyorsanız suç değil.
O zaman Ankara’da ölen 100’ü aşkın kişinin istediği neydi?
Veya şöyle sorayım; bu insanların suçu neydi?
O patlamada dikkatimi çeken bir kare vardı.
Oraya ‘Barış’ı haykırmak için gidenlerin ellerinde taşıdığı küçük dövizler vardı.
Beyaz zemin üzerinde kırmızı yazıyla ‘Barış’ yazıyordu.
Ancak onu taşıyan kişinin kanıyla beyaz zeminin hepsi kırmızı renge bürümüştü. Yani artık ‘Barış’ okunmuyordu.
Hangi din. Hangi vicdan, hangi insanlık kabul edebilir böyle bir katliamı, vahşeti.
Aslın Batman'ın Gercüş ilçesinden olan ve Ankara’da oturan İbrahim Atılgan, oğlu Muhammed Veysel Atılgan ile birlikte gitmişti mitinge. İkisi de can verdi insanlığa karşı işlenen bu alçakça saldırıda. 
9 yaşındaki Veysel Atılgan'ın öğretmeni onun ardından bir mektup yazdı.
Öğretmeni, “Ankara'daki hain saldırıda öğrencimi kaybettim” diyerek başladı mektubuna... gerisini ise şöyle getirdi; “Sevgili öğrencim Muhammed Veysel Atılgan, küçücük bedeninde taşıdığın kocaman yüreğinle barış dediğin için babanla el ele katillerin hedefi oldun. Başkentin göbeğinde faşist saldırıya maruz kaldın. Arkadaşlarınla daha dün mendil kapmaca oynarkenki coşkun gözlerimin önünden gitmiyor. Şimdi söyle güzel gözlü güzel yürekli çocuğum nasıl anlatayım arkadaşlarına barış sözcüğünün anlamını?
Ben bu dersi seni anmadan nasıl veririm? Seni, barış sözünü kullanmadan anlatırsam eksik olur, barış dersem peki arkadaşların sormaz mı 'barış ölüme eş mi öğretmenim?' diye. Küçücük bedenin ağzı salyalı katillerin hangi egolarını tatmin etti acaba? Güzel gözlü, güzel yürekli oğlum sana söz, oturmaktan hoşlandığın o cam kenarındaki yerin hep senin olacak. Barışın güvercini sensin artık benim için…”
Sahi öğretmenler öğrencilerine, babalar ve anneler çocuklarına ‘Barış’ sözcüğünün anlamına nasıl anlatacaklar?
TCK’da ceza karşılığı yok barışı istemenin. Ama en ağır cezayı verdiler.
Barış için uzanan ellere bomba verdiler.
Koca (!) bir ülkenin istihbaratı uyudu ve iddia edilen canlı bombalar ellerini kollarını sallayarak Ankara’nın göbeğinde onlarca insanın canını aldı. Böyle bir şey var mı?
Şimdi tartışılıyor; “Acaba burada ihmal var mı?”
İhmal yoksa o zaman bunca insan neden öldü?
İzmit Körfez geçişi asma köprüsünde çalışan 51 yaşındaki Japon mühendis Kishi Ryoichi, ‘Catwalk’ olarak bilinen halatın kopmasından kendisini sorumlu tutarak intihar etti.
Mühendisin intiharından önce yazdığı notta halatın kopmasından kendisini sorumlu tutarak yaşamına son verdiği belirtildi.
Bu olayda ölen yok, yaralanan da. Ancak bu insan buna ‘Şeref’ gözüyle baktı ve canına kıydı.
ABD’de üç Müslüman gencin öldürülmesinin ardından “Ben, Sayın Obama’ya sesleniyorum, ‘Neredesin Başkan’ diyorum. Dışişleri Bakanına, Biden’e sesleniyorum, ‘Neredesiniz’ diyorum. Biz siyasiler, ülkemizde işlenen cinayetlerden sorumluyuz” diyenler ve bu katliamda sorumluluğu olanlar bu Japon mühendis kadar onurlu olabilecekler mi?
Bir ülkenin başkentinde böylesine büyük bir terör saldırısı yapılıyorsa ve hala ‘acaba bir zafiyet var mı?’ diye aranıyorsak vay halimize.
Hangi ülkede böylesine bir olay olmuş olsa, başta İçişleri Bakanı anında çıkar istifa eder.
Sonda tüm hükümet çekilir gider.
Bir gazetecinin bunu sormasına bile lüzum kalmadan o koltuğu terk eder.
Bizim devlet memuru İçişleri Bakanı ise hala, “soruşturma bitsin öyle düşünürüm” diyor.
Bu ülkeyi yönetenler sorumluluktan böyle kaçarsa, ‘Barış’ isteyenlere ölüm cezası verenler daha da artacaktır.
 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
164 gün önce
193 gün önce
213 gün önce
248 gün önce
294 gün önce
346 gün önce
353 gün önce
363 gün önce
437 gün önce
465 gün önce
486 gün önce
507 gün önce
517 gün önce
528 gün önce
550 gün önce
564 gün önce
592 gün önce
604 gün önce
606 gün önce
619 gün önce
625 gün önce
638 gün önce
652 gün önce
663 gün önce
682 gün önce
708 gün önce
718 gün önce
729 gün önce
730 gün önce
751 gün önce
752 gün önce
774 gün önce
780 gün önce
785 gün önce
786 gün önce
791 gün önce
797 gün önce
804 gün önce
812 gün önce
816 gün önce
822 gün önce
823 gün önce
829 gün önce
833 gün önce
834 gün önce
884 gün önce
913 gün önce
927 gün önce
940 gün önce
945 gün önce
953 gün önce
970 gün önce
974 gün önce
1019 gün önce
1035 gün önce
1039 gün önce
1052 gün önce
1057 gün önce
1060 gün önce
1064 gün önce
1072 gün önce
1078 gün önce
1108 gün önce
1126 gün önce
RSS
© 2018 - Batman Medya Gazetesi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=