Lütfen bekleyin..


Mustafa SEVEN

Öldürülürken bile barış istemek

18 Kasım 2015, 16:42 Okuma: 817


Yanıbaşımızdaki ilçe Silvan’da 12 gün süren sokağa çıkma yasağının sona ermesiyle yaşananlar günyüzüne çıktı.
12 gün boyunca orada neler yaşandığından kimsenin haberi olmadı.
Mescit ve Tekel mahallelerinde neredeyse kurşun ve roket isabet etmeyen tek bir ev bile yok.
Herhalde birileri kamyonlarla cephane taşımış çatışmaların yaşandığı mahallelere.
Bazı evlere bakıyorsun eski ve kullanılmayan evler zannedersin, ancak hiçte öyle değil. O kadar çok kurşun isabet etmişki, cam-çerçeve şöyle dursun, duvarlar bile yıkılmış.
12 gün boyunca kimsenin haber alamadığı ilçe neredeyse harabeye döndü.
Şimdi sokağa çıkma yasağının ardından yaralar sarılmaya çalışılıyor.
Silvan belediyesinin yanısıra Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ekipleri de sokaklarda çalışıyor.
Orada yaşananları merak eden vatandaşlar şimdi akın akın Mescit ve Tekel mahallelerine gidiyor.
Bilmezsen bir turistik gezi zannedersin.
İnsanlar meraklı ve hayretler içinde etrafa bakınıyor, kimisi ise elinde fotoğraf makinesi veya cep telefonu resim çekiyor. Kaydettikleri tarihi bir mekan değil, tarihin tanıklık ettiği en büyük zulümlerden biridir.
Orada neler yaşandığına dair Mazlum der heyetinin incelemeleri olmuştu. Ve bu incelemelerin ardından hazırlanan rapor açıklandı.
Mazlum-Der Diyarbakır Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Derya Tanrıverdi, ilçede güvenlik güçleriyle PKK'nin gençlik yapılanması YDG-H'liler arasında çıkan çatışmalar nedeniyle 3 mahalleden yaklaşık 25 bin kişinin evlerini terk ederek, başka mahalle ya da farklı illere göç ettiğini söyledi. Çatışmaların olduğu mahallelerde güvenlik güçlerince duvarlara yazılar yazıldığını söyleyen Tanrıverdi, “Bu yazılamalar çatışma mahallinde yaşayan sivillere karşı yerleşik bir nefret duygu durumunun yaşandığına işarettir. Yaşananlara ve yazılamalara maruz kalan mahalle sakinleri ve özellikle çocuklar otoriteye karşı güvensizlik ve nefret duygularına sahip olma eğilimi taşımaktadır” dedi. Tanrıverdi, duvara yazı yazanların saptanarak, soruşturma açılmasını istedi.
Derya Tanrıverdi, çatışmalar nedeniyle 3 mahalle başta olmak üzere Silvan'da ticari faaliyetin durma noktasına geldiğini ifade ederek, “Birçok işletme ve işyeri kepenkleri kırılarak kullanılamaz hale getirilmiştir. Bazı dükkan ve marketlerin ateşe verildiği görülmüştür” diye konuştu.
Devlet yetkililerince sivil ölümlerinin görmezden gelindiğini de iddia eden Tanrıverdi, bu nedenle kamuoyundan ve yaşamlarını yitirenlerden özür dilenmesini istedi.
Çatışmalarda ölenler ve yaralananlarla ilgili adli sürecin başlatılması gerektiğini söyleyen Tanrıverdi, şunları söyledi; “Operasyonlara katılan emniyet güçlerinin silahlarına el konularak ölü ve yaralıların vücutlarından çıkan mermi çekirdekleri üzerinde balistik inceleme yapılmalı. Olaylarda kastı, ihmali ve kusuru olanlar tespit edilerek açığa alınmalı. Haklarında adli ve idari süreçler adil ve etkin bir şekilde işletilerek sorumlular cezalandırılmak suretiyle kamu vicdanı tatmin edilmelidir.”
Ölenlerin aileleri ve işyeri talan edilenlere tazminat ödenmesi de isteniyor raporda.
Peki 12 gün boyunca ölüm ile yaşam arasındaki ince çizgide kalan Silvan halkı ne diyor.
Tekel Mahallesi'nde oturan 83 yaşındaki Mehmet Şerif Coşkun, yeğeni Engin Gezici'yi kurtarmaya çalışırken vurulan İsmet Gezici'nin cenazesinin mahalleden çıkartan 5-6 kişiden biri olduğunu belirtiyor ve ekliyor; “Bir bendim, iki çocuğum ve eşim. Aldık cenazeyi. Bir de giderken bağırdım. Gelin Allah için, biz insanız. Biz Müslümanız. Yetmez mi o kadar ölüm, acı? Yetmiyor mu? O tepenin karşısından mermi geliyordu. Top sesi geliyordu. Rüzgar gibi mermiler arkamızdan geliyordu. Burada ne yapalım? Ya bizleri tamamen imha etsinler ya bu son olsun.” Sonra evini göstererek, “Ben bu evde üç gün üç gece aç kaldım. Lahana yaprakları var ya, üç gece yediğimiz içtiğimiz lahana yaprakları oldu. Su yoktu. Elektrik yoktu. Kurşunlardan su depoları delinmişti.”
Çatışmada vurularak öldürülen Yakup Sinbağ’ın evinde yas var.
Taziyeye gelen gidenlerin hesabı yok.
Anne Fatma Sinbağ Kürtçe ağıtlar yakıyor, “12 günde bize bir katliam yaşattılar” diyerek başladığı sözlerini şöyle sürdürüyor; “Bizler kaçtık ancak çocuklarım kaldı. Biz gittikten sonra bir çocuğum öldürüldü. Bunu televizyondan öğrendim ve mahalleye geldim. Her yerden top atışları yapılıyordu. Her yerden silah sesleri geliyordu. Çığlıklar yükseliyordu. Biz de bunlar nedeniyle üstüne gidemedik, sonradan hastaneye kaldırdılar. Benim çocuğum evinde yaşayan sivil bir gençti. Burada 'terörist' diye hep sivilleri öldürdüler. Vicdan ve adalet kalmamış. Onların çocuklarına böyle yaklaşılsa kabul ederler miydi? Oğlumuzu suçsuz, günahsız bir şekilde evde öldürmelerini kabul etmiyoruz. Bizler hep barış istedik, hala da barış diyoruz. Biz ne gerilla annesi, ne asker annesi, ne de polis annesinin ağlamasını istemiyoruz.”
Oğlu, canının yarısı öldürülürken bile ‘Barış’ isteyen bir anne gördünüz mü? Canı gitmiş ama o yine de ‘Barış’ istiyor. Ülkeyi yönetenler duyar mı acaba?
 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
41 gün önce
61 gün önce
96 gün önce
142 gün önce
194 gün önce
201 gün önce
211 gün önce
285 gün önce
313 gün önce
334 gün önce
355 gün önce
365 gün önce
376 gün önce
397 gün önce
411 gün önce
439 gün önce
451 gün önce
453 gün önce
466 gün önce
472 gün önce
485 gün önce
500 gün önce
511 gün önce
530 gün önce
556 gün önce
566 gün önce
577 gün önce
578 gün önce
599 gün önce
600 gün önce
622 gün önce
628 gün önce
633 gün önce
634 gün önce
639 gün önce
645 gün önce
652 gün önce
660 gün önce
663 gün önce
670 gün önce
671 gün önce
677 gün önce
681 gün önce
682 gün önce
732 gün önce
761 gün önce
775 gün önce
788 gün önce
793 gün önce
801 gün önce
818 gün önce
822 gün önce
867 gün önce
883 gün önce
900 gün önce
905 gün önce
908 gün önce
912 gün önce
920 gün önce
926 gün önce
956 gün önce
974 gün önce
RSS
© 2018 - Batman Medya Gazetesi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=