Lütfen bekleyin..


Mustafa SEVEN

Artık Barış istemek suç oldu

17 Ocak 2016, 20:12 Okuma: 903


Şimdi durum öyle bir hal aldı ki, bu ülkede Barış’ı istemek bile suç oldu.
Biri çıkıp canlı yayında “Artık çocuklar ölmesin” dedi, neredeyse linç edilecekti.
Peki ne demişti Ayşe öğretmen; “Ülkenin doğusunda yaşananların farkında mısınız? Burada yaşananlar ekranlarda çok farklı aktarılıyor. Sessiz kalmayın. Görün, duyun ve artık bize el verin. Yazık; insanlar ölmesin, çocuklar ölmesin, anneler ağlamasın. Öğrencilerini terk eden öğretmenler oralara nasıl dönecekler ve o çocukların gözlerinin içine nasıl bakacaklar?.”
Söyledikleri bundan ibaretti.
Ne kimseyi rencide edecek bir söz, ne de iddia edildiği gibi ‘örgüt propagandası’ var bu sözlerde.
Şimdi sorarım sizlere, kim ‘Çocuklar ölmesin, analar ağlamasın’ demiyor ki?.
Bunu istemeyecek biri var mı?
Cumhurbaşkanına sorun, Başbakan’a sorun aynısını söylemeyecek mi?
Eminim onlarda ‘Çocuklar ölmesin, analar ağlamasın’ diyecektir.
Peki, o zaman neden büyük bir kıyamet koparıldı.
Öyle oldu ki neredeyse bu sözleri söyleyen öğretmeni idam edeceklerdi.
İnsani taleplerden dolayı bu kişi hakkında hemen soruşturma başlatıldı.
Ayşe öğretmenin söyledikleri tam unutulacak derken, bu kez akademisyenlerin yayınladığı bildiri gündeme oturdu.
Bölgede aylardır tam bir savaş hali var.
Çünkü sadece savaş hallerinde çok ağır silahlar, top, tank ve uçaksavarlar kullanılır. 
İşte bu silahlar şu anda Sur, Şırnak, Cizre, Silopi ve Nusaybin’de kullanılıyor.
İşte akademisyenler buna dikkat çekmek için bir bildiri yayınladı.
Önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan akademisyenlerin bildirisine ateş püskürdü, ardından kamuoyunda kıyametler koptu.
Peki, gündeme oturan akademisyenlerin bildirisi neden bu kadar tepki çekti?
İşte Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi tarafından yayınlanan ‘Bu suça ortak olmayacağız’ başlıklı bildiri; “Bu ülkenin akademisyen ve araştırmacıları olarak bu suça ortak olmayacağız!
Türkiye Cumhuriyeti; vatandaşlarını Sur'da, Silvan'da, Nusaybin'de, Cizre'de, Silopi'de ve daha pek çok yerde haftalarca süren sokağa çıkma yasakları altında fiilen açlığa ve susuzluğa mahkûm etmekte, yerleşim yerlerine ancak bir savaşta kullanılacak ağır silahlarla saldırarak, yaşam hakkı, özgürlük ve güvenlik hakkı, işkence ve kötü muamele yasağı başta olmak üzere anayasa ve taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ile koruma altına alınmış olan hemen tüm hak ve özgürlükleri ihlal etmektedir.
Bu kasıtlı ve planlı kıyım Türkiye'nin kendi hukukunun ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası antlaşmaların, uluslararası teamül hukukunun ve uluslararası hukukun emredici kurallarının da ağır bir ihlali niteliğindedir.
Devletin başta Kürt halkı olmak üzere tüm bölge halklarına karşı gerçekleştirdiği katliam ve uyguladığı bilinçli sürgün politikasından derhal vazgeçmesini, sokağa çıkma yasaklarının kaldırılmasını, gerçekleşen insan hakları ihlallerinin sorumlularının tespit edilerek cezalandırılmasını, yasağın uygulandığı yerde yaşayan vatandaşların uğradığı maddi ve manevi zararların tespit edilerek tazmin edilmesini, bu amaçla ulusal ve uluslararası bağımsız gözlemcilerin yıkım bölgelerinde giriş, gözlem ve raporlama yapmasına izin verilmesini talep ediyoruz.
Müzakere koşullarının hazırlanmasını ve kalıcı bir barış için çözüm yollarının kurulmasını, hükümetin Kürt siyasi iradesinin taleplerini içeren bir yol haritasını oluşturmasını talep ediyoruz. Müzakere görüşmelerinde toplumun geniş kesimlerinden bağımsız gözlemcilerin bulunmasını talep ediyor ve bu gözlemciler arasında gönüllü olarak yer almak istediğimizi beyan ediyoruz. Siyasi iktidarın muhalefeti bastırmaya yönelik tüm yaptırımlarına karşı çıkıyoruz.
Devletin vatandaşlarına uyguladığı şiddete hemen şimdi son vermesini talep ediyor, bu ülkenin akademisyen ve araştırmacıları olarak sessiz kalıp bu katliamın suç ortağı olmayacağımızı beyan ediyor, bu talebimiz yerine gelene kadar siyasi partiler, meclis ve uluslararası kamuoyu nezdinde temaslarımızı durmaksızın sürdüreceğimizi taahhüt ediyoruz.”
İşte bu sözleri için akademisyenlere yönelik bir linç kampanyası başlatıldı.
Önce Cumhurbaşkanı Erdoğan tepki gösterdi ve , “Bütün bu terör olayları karşısında kalkıp da kapkara bir bildiri yayınlayıp o katliamların altına imzayı koyan akademisyenleri özellikle tekrar kınıyorum, şiddetle kınıyorum. Milletimizin kimin kim olduğunu çok daha yakından anlamasını, yani önünde profesör, doçent olması kimseyi aydın yapmaz. Bunlar kapkaranlık insanlardır. Bunlar zalimdir, bunlar alçaktır” dedi.
Ardından adeta bir cadı avı başlatıldı.
Kimisi gözaltına alındı, kimisi görevden uzaklaştırıldı ve birçoğu hakkında soruşturma başlatıldı.
Burada kimse Barış istemesin, kimse bölgede yaşanan hukuksuzlukları, hak ihlallerini gündeme getirmesin mesajı verilmek isteniyor. Yani “Bak eğer barış’ı istersen böyle olursun” denmek isteniyor.
İnanası gelmiyor insanın.
Bir ülkede barış’ı istemek, ‘çocuklar ölmesin’ demek suç sayılıyor.

 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
108 gün önce
137 gün önce
157 gün önce
192 gün önce
238 gün önce
290 gün önce
297 gün önce
307 gün önce
381 gün önce
409 gün önce
430 gün önce
451 gün önce
461 gün önce
472 gün önce
493 gün önce
507 gün önce
535 gün önce
547 gün önce
549 gün önce
562 gün önce
568 gün önce
581 gün önce
596 gün önce
607 gün önce
626 gün önce
652 gün önce
662 gün önce
673 gün önce
674 gün önce
695 gün önce
696 gün önce
718 gün önce
724 gün önce
729 gün önce
730 gün önce
735 gün önce
741 gün önce
748 gün önce
756 gün önce
759 gün önce
766 gün önce
767 gün önce
773 gün önce
777 gün önce
778 gün önce
828 gün önce
857 gün önce
871 gün önce
884 gün önce
889 gün önce
897 gün önce
914 gün önce
918 gün önce
963 gün önce
979 gün önce
996 gün önce
1001 gün önce
1004 gün önce
1008 gün önce
1016 gün önce
1022 gün önce
1052 gün önce
1070 gün önce
RSS
© 2018 - Batman Medya Gazetesi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=