Lütfen bekleyin..


Mustafa SEVEN

İmralı yolu açılırsa…

22 Mart 2016, 23:52 Okuma: 1223


Ufak tefek olaylar yaşansa da çözüm sürecinin devam ettiği 3 yıla yakın sürede herkesin istediği bir ortamı yaşadık.
Ölümlerin olmadığı, anaların gözyaşı dökmediği, şehirlere cenazelerin gelmediği bir süreç.
Şuna anlam veremiyorum; böylesine bir süreçten kim rahatsız oldu da süreci bitirdi.
Şimdi gelinen noktaya bir bakın.
O dönemi mumla arar olduk.
Hergün bölgeden ölüm haberleri geliyor.
Ülkenin dört bir yanına giden polis ve asker cenazeleri ocaklara ateşler düşürüyor.
Ölen gençlerin haddi hesabı yok.
Bir ‘Kamu Düzeni’dir tutturdular.
Kimse ne olduğunu tam manasıyla bilmiyor.
Tamamen polisiye yöntemlerle nasıl kamu düzeni sağlanacak bunu da açıklayacak mantık yok.
İmralı Heyeti sözcüsü HDP Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, önceki gün kutlanan Diyarbakır Newroz’unda konuşurken, Öcalan’ın Kamu Düzeni ile ilgili ilginç sözünü söyledi. Öcalan, “Kürt evine giremiyor, Türk evinden çıkamıyor” diye yorumlamış Kamu Düzeni’ni.
Gerçekten de şu an böylesine bir durum yaşanıyor.
Bölge illerinde ve ilçelerindeki çatışmalardan halk göç ediyor. Yani evlerine giremiyor.
Peki ya batıda durum ne?
Onlarda büyük şehirlerde patlayan bombalar yüzünden korkudan evlerinden çıkamıyor.
Türkiye'nin en kalabalık caddesi unvanını taşıyan İstiklal, ülkede art arda yaşanan bombalı saldırılar ve son olarak da 19 Mart'ta caddede 4 kişinin ölümü 39 kişinin de yaralanması ile sonuçlanan DAİŞ'in canlı bomba saldırısının ardından en sessiz günlerini yaşıyor.
Her gün ortalama 1,5 milyon insanın ziyaret ettiği caddede işyerleri bulunan esnaflar bir yandan patlamada yaşanan can kayıplarının üzüntüsünü yaşıyor, diğer yandan da karşı karşıya kaldıkları güvenlik sorunu ve ekonomik krizin etkisinde.
Ülkenin içinde bulunduğu savaş ortamından dolayı uzun süredir caddenin eski günlerine göre sessiz olduğunu belirten esnaflar, caddede gerçekleşen bombalı saldırının ardından sessizliğin daha da derinleştiğini söyledi.
Batıda da durum böyle ne yazık ki.
Ülkenin dört bir yanında vatandaşlar kendini güvende hissetmiyorsa, ortada bir yanlış var demektir. Kamu düzeninin sağlanamadığı bir ülkede Kamu Düzeni Müsteşarı hala görevdeyse, vay halimize.
Peki, Türkiye’nin şu anda içinde bulunduğu ortamdan kurtulması için ne yapılabilir?
Bunun için öncelikle ellerin tetikten çekilmesi gerekir.
Bunu sağlayacak güç kimde var derseniz, taraflı tarafsız herkes İmralı’da tutuklu bulunan Öcalan’ı gösteriyor.
Eğer yeniden heyetlerin görüşmeleri ve müzakereler başlarsa yine çatışmasızlık ortamı yaratılacağından şüphe duymuyorum.
Önceki gün kutlanan Diyarbakır Newroz’unda konuşan İmralı Heyeti Sözcüsü Sırrı Süreyya Önder de tam bu noktaya dikkat çekti.
Önder’in konuşmasından satırbaşları şöyle; “Bu bölgenin gerçekliğinden hiçbir şey anlamayanlar sürekli bizi baskı altına almaya çalışıyorlar. Falancayı kınayın, filancayı lanetleyin diyorlar. Buradaki anaları tanısalar evlatlarının bir kısmını dağlara bir kısmını mezara bir kısmını meclise gönderdiklerini bilirlerdi. Tahir Elçi şahsında hepsine söz veriyoruz. Bu barışı getireceğiz. Ölümler genç yaşında toprağa girenler boşu boşuna girmediler onlara borcumuzdur bu topraklara barışı özgür eşit bir yaşamı getirmek.
Barış uzak değil. Bu topraklarda iktidarı eline geçirenlerin hikmetle öğrenme alışkanlığı yok ancak felaketle öğrenebiliyorlar. Hem ülkemizi hem bölgemizi bir yeryüzü cenneti haline getireceğimiz yöntem nettir, açıktır, onun da yolu demokratik siyaset ve müzakerelerdir. Buradan İmralı Heyeti olarak Sayın Başbakan'a çağrı yapıyorum; laf kalabalığını bir kenara bırakın. Bölgenin gerçekliğini bizim kadar biliyorsunuz. Bunun sürdürülebilir olmadığını biliyorsunuz. Bölge halkının demokratik sabrı daha berhava olmuş değil. Sizde başbakansınız bu topraklara kaçak gelip gideceğinize açın İmralı yolunu sizinle mutabakat kaldığımız ne varsa oradan başlatalım bir hafta içinde ülkemizin çehresini değiştirelim. Sen el kapılarında vatandaşlarımızı serbeste dolaştıracağım derken memleketinizde insanlar dolaşamıyor bundan utanmıyor musunuz? Bütün arkadaşlarımız ve kurumlarımızla size son derece önemli bir çağrı yapıyoruz. Bütün annelere buradan taahhüt ediyorum; bu ülkede bu ciddiyetle yaklaşırlarsa çatışmasızlığın sağlanması bir haftalık iştir. 8 gün olursa beni Diyarbakır meydanında dara çekin, ah çeken alçaktır.”
Şimdi merak edilen konu, Diyarbakır’dan yapılan bu çağrının Ankara’da nasıl yankı bulacağı.
Amaç barışı getirmek mi, yoksa daha fazla kan dökmek mi? Bunun cevabını verecek olan hükümettir.
Bu kadar kan döküldüğü yetmez mi?
 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
101 gün önce
171 gün önce
241 gün önce
276 gün önce
297 gün önce
360 gün önce
542 gün önce
702 gün önce
731 gün önce
751 gün önce
786 gün önce
832 gün önce
884 gün önce
891 gün önce
901 gün önce
975 gün önce
1003 gün önce
1024 gün önce
1045 gün önce
1055 gün önce
1066 gün önce
1087 gün önce
1101 gün önce
1122 gün önce
1129 gün önce
1141 gün önce
1143 gün önce
1145 gün önce
1156 gün önce
1162 gün önce
1175 gün önce
1190 gün önce
1201 gün önce
1220 gün önce
1245 gün önce
1256 gün önce
1267 gün önce
1268 gün önce
1289 gün önce
1290 gün önce
1302 gün önce
1312 gün önce
1314 gün önce
1318 gün önce
1323 gün önce
1324 gün önce
1329 gün önce
1335 gün önce
1342 gün önce
1350 gün önce
1353 gün önce
1360 gün önce
1361 gün önce
1367 gün önce
1371 gün önce
1372 gün önce
1392 gün önce
1422 gün önce
1451 gün önce
1465 gün önce
1478 gün önce
1483 gün önce
1491 gün önce
1508 gün önce
1512 gün önce
1536 gün önce
1557 gün önce
1573 gün önce
1577 gün önce
1590 gün önce
1595 gün önce
1598 gün önce
1602 gün önce
1610 gün önce
1616 gün önce
1645 gün önce
1664 gün önce
RSS
© 2019 - Batman Medya Gazetesi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=