Lütfen bekleyin..


Mustafa SEVEN

Ne çok yasakçı olduk

11 Nisan 2016, 17:18 Okuma: 1052

80 ve 90’lı yıllarda “Dur hemşerim yassağ” sözcüğünü çok dinledik, duyduk.
İnsan nerede bir yasak görse, çiğneyesi geliyor.
Yasaklar çiğnenmek içindir dememişler boşuna.
Sanırım gelen bir tepki olsa gerek yasaklara karşı neredeyse herkesin alerjisi var gibi.
Cumhuriyet Gazetesinden Mine Gökçe Kırıkkanat’ın yasaklarla ilgili eski yazılarından biri geldi aklıma.
Onun bir bölümünü paylaşmak istiyorum;

Geçen Çarşamba günü Kadıköy-Beşiktaş seferini yapan 15:15 vapuruna bindim. Alt arka salon yolcuları arasındaydım. Vapur kalktıktan kısa bir süre sonra, üç gencin oturduğu köşeden caz notaları yükseldi.
Delikanlının biri gitar, öteki saksofon, genç kız ise mızıka çalıyordu. Ankara’nın Bağları türküsünü, başarılı bir caz yorumuyla çalıp söylemeye başladılar. Keyifle dinliyorduk.
Ansızın ızbandut gibi bir çımacı girdi içeri. Hiddetli adımlarla gençlerin yanına gidip, bir şeyler söyledi. Gençler müziği kesti, ama kütük yasakçılara da şerbetli görünüyorlardı. Gitar çalanın, “Para toplamıyoruz ki, müzik ve şarkı da mı yasak?” diye sorduğunu duydum.
Ansızın bir erkek yolcu fırladı kalktı yerinden. “Bu da mı yasak?” diye sordu, çam yarması vapur görevlisine. “Bu da mı?..” Bir başka yolcu, oturduğu yerden, “Biz şikâyetçi değiliz, canımız isterse para da veririz, sana ne?” diye bağırdı, kendisinden iki kat iri çımacıya.
***
Derken, inanılmaz bir şey oldu, itiraz eden ilk yolcu, türküyü kaldığı yerden alıp, avazı çıktığı kadar bağıra bağıra söylemeye başladı:

“Ankara’nın bağları da
Büklüm büklüm yolları
Ne zaman sarhoş oldun da
Kaldıramıyon kolları!...”

O ana kadar sessiz kalan kadınlar, erkekler, türküyü alkışlar eşliğinde, hep bir ağızdan söylemeye başlamasın mı?
Yer yerinden oynuyordu.
İçeri girerken afrından tafrından geçilmeyen çımacı, epeyce şaşkın ve ürkmüş, çıkıp gitti. Yolcuların, “Çalın çocuklar, çalın!” diye teşvik ettikleri genç müzisyenler, Ankara’nın Bağları’nı bitirip, Commandante Che Guevara ağıtına geçtiler.
Salona, dokunanı çarpacak bir öfke egemendi.
Kimi sözlerini bilmediği şarkıya “nını, nını” diye eşlik edip el çırparken, kimileri de yüksek sesle verip veriştiriyordu: “Mevlüt okusalar yasak değil tabii!”, “Suriyeli dilencilerin para toplamasına ses çıkarmazlar ama!..” nidalarıyla.
Bazıları gençlerin yanına gidip, “Siz istemiyorsunuz, ben veriyorum!” diye ceplerine para tıkıştırdı. Beşiktaş’a yaklaşmıştık. Enstrümanlar kılıflandı. Müzisyenlerden gitarist olanı, “Desteğinize teşekkür ederiz”dedi. “Ama şimdi zabıtayı çağırmıştır bunlar, bizi iskeleden alacaklar. Birlikte çıkalım, belki bir şansımız olur...”
Vapur iskeleye yanaşıyordu. Gerçekten de dört zabıta bekliyordu çıkışta, lumbozlardan görüyorduk. Yolcular ayağa kalkıp gençleri ortalarına alarak çıkışa doğru yürüdü.
Küçük kızının elini tutan bir baba, müzisyenlere “Sizin eli boş çıkmanız daha doğru olur” dedi. “Verin bakayım şu gitarı bana!”
Tüm gerçek cesurlar gibi, ufak tefek, kendi halinde bir adamdı. Aldı gitarı, bir elinde kızı, bir elinde gitar, ilerledi kapıya. Bir başka yolcu, saksofonu alıp astı omzuna. Genç kıza, mızıkayı cebine sokup, önden gitmesi söylendi. Eh, artık benim de bir şey yapmam gerekiyordu. Müzik üçlüsünün lideri olduğu anlaşılan gitariste yaklaşıp koluna girdim, “Sen benim oğlumsun, ben de senin annen, yürüyelim!” dedim.
Müzisyenler, yolcuların nasıl gergin ve her birinin yaptığı her hareketin bir karar olduğunun, pek farkında değildi. Gençliğe özgü aldırmazlıkla durumu çok eğlenceli buluyor, kıkır kıkır gülüyorlardı. Oysa onlara sahip çıkanlar, kavgayı göze almışlığın sessiz ciddiyeti içindeydiler.
Korumaya aldığımız gençlerin göremediği o vahim kararlılığı, onları bekleyen dört zabıta sezdi. Donup kaldılar. Gözlerinin içine baka baka, önlerinden geçip gittik, hep birlikte. Yola çıktığımızda, müzik aletlerini teslim alan gençler “Sağol abla, sağol abi!” cıvıltıları arasında uzaklaşırken, biz erişkinler aynı gergin sessizlik ve ciddiyet içinde dağıldık.
Şimdilerdeki yasak ne biliyor musunuz?
Cizre'de 79 gün süren yasaklar ve operasyonların ardından, Gündem Çocuk Derneği ve Çocuklar için Barış Girişimi üyeleri savaşın etkisinde kalan Cizreli çocuklarla bir araya gelmek üzere kente gitti. Etkinlikte çocuklarla çeşitli oyunlar oynandı.
Ancak etkinliğin başlamasından kısa bir süre sonra çok sayıda polis ve asker, zırhlı araç eşliğinde okulu ablukaya aldı.
Yapılan kimlik kontrolü sonrası ise "Kaymakam ve emniyet amirinin izni olmadan hiçbir etkinlik yapamazsınız" denilen girişim üyelerini ve çocukları okuldan uzaklaştırdı.
Yasakların ve ölümlerin durması için vapurdaki gibi herkesin ayağa kalkması ve haykırması gerekiyor sanırım.

 

 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
32 gün önce
95 gün önce
277 gün önce
437 gün önce
466 gün önce
486 gün önce
521 gün önce
567 gün önce
619 gün önce
626 gün önce
636 gün önce
710 gün önce
738 gün önce
759 gün önce
780 gün önce
790 gün önce
801 gün önce
822 gün önce
837 gün önce
864 gün önce
877 gün önce
879 gün önce
892 gün önce
898 gün önce
911 gün önce
925 gün önce
936 gün önce
955 gün önce
981 gün önce
991 gün önce
1002 gün önce
1003 gün önce
1024 gün önce
1025 gün önce
1037 gün önce
1047 gün önce
1049 gün önce
1053 gün önce
1058 gün önce
1059 gün önce
1064 gün önce
1070 gün önce
1077 gün önce
1085 gün önce
1089 gün önce
1095 gün önce
1096 gün önce
1102 gün önce
1106 gün önce
1107 gün önce
1127 gün önce
1157 gün önce
1186 gün önce
1200 gün önce
1213 gün önce
1218 gün önce
1226 gün önce
1243 gün önce
1247 gün önce
1271 gün önce
1292 gün önce
1308 gün önce
1312 gün önce
1325 gün önce
1330 gün önce
1333 gün önce
1337 gün önce
1345 gün önce
1351 gün önce
1381 gün önce
1399 gün önce
RSS
© 2019 - Batman Medya Gazetesi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=