Lütfen bekleyin..


Mustafa SEVEN

Ne çok yasakçı olduk

11 Nisan 2016, 17:18 Okuma: 1236

80 ve 90’lı yıllarda “Dur hemşerim yassağ” sözcüğünü çok dinledik, duyduk.
İnsan nerede bir yasak görse, çiğneyesi geliyor.
Yasaklar çiğnenmek içindir dememişler boşuna.
Sanırım gelen bir tepki olsa gerek yasaklara karşı neredeyse herkesin alerjisi var gibi.
Cumhuriyet Gazetesinden Mine Gökçe Kırıkkanat’ın yasaklarla ilgili eski yazılarından biri geldi aklıma.
Onun bir bölümünü paylaşmak istiyorum;

Geçen Çarşamba günü Kadıköy-Beşiktaş seferini yapan 15:15 vapuruna bindim. Alt arka salon yolcuları arasındaydım. Vapur kalktıktan kısa bir süre sonra, üç gencin oturduğu köşeden caz notaları yükseldi.
Delikanlının biri gitar, öteki saksofon, genç kız ise mızıka çalıyordu. Ankara’nın Bağları türküsünü, başarılı bir caz yorumuyla çalıp söylemeye başladılar. Keyifle dinliyorduk.
Ansızın ızbandut gibi bir çımacı girdi içeri. Hiddetli adımlarla gençlerin yanına gidip, bir şeyler söyledi. Gençler müziği kesti, ama kütük yasakçılara da şerbetli görünüyorlardı. Gitar çalanın, “Para toplamıyoruz ki, müzik ve şarkı da mı yasak?” diye sorduğunu duydum.
Ansızın bir erkek yolcu fırladı kalktı yerinden. “Bu da mı yasak?” diye sordu, çam yarması vapur görevlisine. “Bu da mı?..” Bir başka yolcu, oturduğu yerden, “Biz şikâyetçi değiliz, canımız isterse para da veririz, sana ne?” diye bağırdı, kendisinden iki kat iri çımacıya.
***
Derken, inanılmaz bir şey oldu, itiraz eden ilk yolcu, türküyü kaldığı yerden alıp, avazı çıktığı kadar bağıra bağıra söylemeye başladı:

“Ankara’nın bağları da
Büklüm büklüm yolları
Ne zaman sarhoş oldun da
Kaldıramıyon kolları!...”

O ana kadar sessiz kalan kadınlar, erkekler, türküyü alkışlar eşliğinde, hep bir ağızdan söylemeye başlamasın mı?
Yer yerinden oynuyordu.
İçeri girerken afrından tafrından geçilmeyen çımacı, epeyce şaşkın ve ürkmüş, çıkıp gitti. Yolcuların, “Çalın çocuklar, çalın!” diye teşvik ettikleri genç müzisyenler, Ankara’nın Bağları’nı bitirip, Commandante Che Guevara ağıtına geçtiler.
Salona, dokunanı çarpacak bir öfke egemendi.
Kimi sözlerini bilmediği şarkıya “nını, nını” diye eşlik edip el çırparken, kimileri de yüksek sesle verip veriştiriyordu: “Mevlüt okusalar yasak değil tabii!”, “Suriyeli dilencilerin para toplamasına ses çıkarmazlar ama!..” nidalarıyla.
Bazıları gençlerin yanına gidip, “Siz istemiyorsunuz, ben veriyorum!” diye ceplerine para tıkıştırdı. Beşiktaş’a yaklaşmıştık. Enstrümanlar kılıflandı. Müzisyenlerden gitarist olanı, “Desteğinize teşekkür ederiz”dedi. “Ama şimdi zabıtayı çağırmıştır bunlar, bizi iskeleden alacaklar. Birlikte çıkalım, belki bir şansımız olur...”
Vapur iskeleye yanaşıyordu. Gerçekten de dört zabıta bekliyordu çıkışta, lumbozlardan görüyorduk. Yolcular ayağa kalkıp gençleri ortalarına alarak çıkışa doğru yürüdü.
Küçük kızının elini tutan bir baba, müzisyenlere “Sizin eli boş çıkmanız daha doğru olur” dedi. “Verin bakayım şu gitarı bana!”
Tüm gerçek cesurlar gibi, ufak tefek, kendi halinde bir adamdı. Aldı gitarı, bir elinde kızı, bir elinde gitar, ilerledi kapıya. Bir başka yolcu, saksofonu alıp astı omzuna. Genç kıza, mızıkayı cebine sokup, önden gitmesi söylendi. Eh, artık benim de bir şey yapmam gerekiyordu. Müzik üçlüsünün lideri olduğu anlaşılan gitariste yaklaşıp koluna girdim, “Sen benim oğlumsun, ben de senin annen, yürüyelim!” dedim.
Müzisyenler, yolcuların nasıl gergin ve her birinin yaptığı her hareketin bir karar olduğunun, pek farkında değildi. Gençliğe özgü aldırmazlıkla durumu çok eğlenceli buluyor, kıkır kıkır gülüyorlardı. Oysa onlara sahip çıkanlar, kavgayı göze almışlığın sessiz ciddiyeti içindeydiler.
Korumaya aldığımız gençlerin göremediği o vahim kararlılığı, onları bekleyen dört zabıta sezdi. Donup kaldılar. Gözlerinin içine baka baka, önlerinden geçip gittik, hep birlikte. Yola çıktığımızda, müzik aletlerini teslim alan gençler “Sağol abla, sağol abi!” cıvıltıları arasında uzaklaşırken, biz erişkinler aynı gergin sessizlik ve ciddiyet içinde dağıldık.
Şimdilerdeki yasak ne biliyor musunuz?
Cizre'de 79 gün süren yasaklar ve operasyonların ardından, Gündem Çocuk Derneği ve Çocuklar için Barış Girişimi üyeleri savaşın etkisinde kalan Cizreli çocuklarla bir araya gelmek üzere kente gitti. Etkinlikte çocuklarla çeşitli oyunlar oynandı.
Ancak etkinliğin başlamasından kısa bir süre sonra çok sayıda polis ve asker, zırhlı araç eşliğinde okulu ablukaya aldı.
Yapılan kimlik kontrolü sonrası ise "Kaymakam ve emniyet amirinin izni olmadan hiçbir etkinlik yapamazsınız" denilen girişim üyelerini ve çocukları okuldan uzaklaştırdı.
Yasakların ve ölümlerin durması için vapurdaki gibi herkesin ayağa kalkması ve haykırması gerekiyor sanırım.

 

 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
97 gün önce
167 gün önce
237 gün önce
272 gün önce
294 gün önce
357 gün önce
538 gün önce
698 gün önce
727 gün önce
747 gün önce
782 gün önce
828 gün önce
880 gün önce
887 gün önce
897 gün önce
971 gün önce
999 gün önce
1020 gün önce
1041 gün önce
1051 gün önce
1062 gün önce
1084 gün önce
1098 gün önce
1118 gün önce
1126 gün önce
1138 gün önce
1140 gün önce
1141 gün önce
1153 gün önce
1159 gün önce
1172 gün önce
1186 gün önce
1198 gün önce
1216 gün önce
1242 gün önce
1252 gün önce
1263 gün önce
1264 gün önce
1285 gün önce
1286 gün önce
1299 gün önce
1308 gün önce
1310 gün önce
1314 gün önce
1319 gün önce
1320 gün önce
1325 gün önce
1331 gün önce
1338 gün önce
1346 gün önce
1350 gün önce
1356 gün önce
1357 gün önce
1363 gün önce
1367 gün önce
1368 gün önce
1388 gün önce
1418 gün önce
1447 gün önce
1462 gün önce
1474 gün önce
1479 gün önce
1487 gün önce
1504 gün önce
1508 gün önce
1532 gün önce
1553 gün önce
1569 gün önce
1573 gün önce
1586 gün önce
1591 gün önce
1594 gün önce
1598 gün önce
1606 gün önce
1612 gün önce
1642 gün önce
1660 gün önce
RSS
© 2019 - Batman Medya Gazetesi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=