Batman’da hayata geçirilen 3 bin 800 konutluk TOKİ projesi, öyle bir vitrine konuldu ki… İtiraf edeyim; her şeye akıl ve mantık süzgeciyle bakan biri olarak ben bile bir an “acaba mı?” dedim. Ama sonra durup düşündüm. Evet, devir algı, manipülasyon ve PR devri. Parlatılan her şey altın olmuyor. Şimdi, neden TOKİ projelerini özellikle bu haliyle mantıklı bulmadığımı tek tek anlatayım.
20 Yıl Satamazsın, Kiraya Veremezsin: Fiili Mahkumiyet
Kağıt üzerinde kimse zorlanmıyor, ama pratikte durum çok net: Borç bitmeden satamazsın, kiraya veremezsin, başka bir yere taşınıp sermaye oluşturamazsın. İşin değişse, çocuğun okulu değişse, hayatın değişse bile esnekliğin yok. Bu kural, “spekülasyonu engelleme” iddiasıyla getiriliyor ama bedeli tamamen dar gelirli ödüyor. Hukuken özgürsün belki, ama fiilen o muhitte yaşamaya mahkumsun.
Artan Taksitler: En Büyük Tuzak
Bir diğer büyük problem de taksitler. Eskiden bankadan kredi çektiğinde ne olurdu? En geç 1–2 yıl sonra enflasyon taksiti ezer, ödeme rahatlar.
TOKİ’de ise tam tersi: Taksitler sabit değil, memur maaş artışına endeksli. Yani zamanla artıyor Bu da sana şunu tokat gibi yüzüne vuruyor: Bu ülkede fiyat istikrarı yok. Bankaların yüksek bedelli kredi vermekten kaçınmasının ardında da bence şu zihniyet var: “Vatandaşı mecburen bu ikinci sınıf sosyal konutlara yönlendirelim.”
TOKİ Muhitleri Neden Varoşlaşıyor? (Bu Bir Algı Değil, Sosyoloji)
Evet, bu gerçek. Sebep bireyler değil, yoğunlaşma. TOKİ’ler genelde: Ucuz arsa neredeyse oraya yapılıyor, şehir merkezinden uzak, ulaşımı zayıf, sosyal donatısı yetersiz. Bunun üzerine ne ekleniyor? Aynı sosyo-ekonomik gruptan binlerce insanın tek bir alana sıkıştırılması.
Sonuç: Gelir çeşitliliği yok, eğitim çeşitliliği yok, kültürel çeşitlilik yok. Ortaya çıkan tablo şu: Mekunsal yoksulluk + sosyal gettolaşma. Bu sadece Türkiye’ye özgü de değil. Dünyada sosyal konut politikalarının en büyük hatası tam olarak bu.
Sorun İnsan Değil, Seçeneksizlik
Her mahallede gürültücü de olur, kural tanımaz da, eğitimli de, sessiz sakin de. Ama TOKİ’de: Alternatif yok, seçim yok, kaçış yok. Bu yüzden en sorunlu davranışlar daha görünür, daha baskın hale geliyor. İnsan ister istemez şunu düşünüyor: “Ben burada sıkıştım.”
Asıl Problem Nerede?
TOKİ konut üretirken insanı değil, binayı merkeze alıyor. Eksik olanlar çok net: Karma gelir grubu (alt + orta sınıf birlikte)
Gerçek sosyal yaşam alanları, zamanla esneyen mülkiyet hakkı (5 yıl sonra kiralama, devir, satış gibi), dargelirliye hitap ettiğini iddia edip 200 bin TL’ye yaklaşan peşinatlar. Bunlar olmayınca ne oluyor? “Ev sahibi oluyorsun ama hayat kaliten sabitleniyor.” İnsan aldığı bir spor ayakkabıyı bile iki yıl sonra giymek istemezken, neden 20 yıl aynı muhitte yaşamak zorunda kalsın?
Kısa ve Net: Son Söz
Evet, 20 yıl satamama/kiraya verememe kuralı insanı o muhitte yaşamaya zorlar. Evet, TOKİ yerleşimleri istemeden varoşlaşmayı besler. Ama bu TOKİ’de yaşayan insanların suçu değildir. Bu, yanlış şehircilik ve yanlış sosyal politika tasarımının sonucudur. Hiç mi iyi yanı yok? Var.
En büyük artısı: binaların gerçekten sağlam yapılması. Estetikten çoğu zaman yoksun olsalar bile. Gerisi mi? Ciddi şekilde yeniden düşünülmesi gereken bir sistem.