Türkiye’de kamu yatırımlarının başarısı yalnızca ayrılan bütçeyle değil, doğru planlama ve yerinde örgütlenmeyle ölçülür.
Özellikle ulaştırma gibi doğrudan hayatın içine dokunan alanlarda bu gerçek çok daha belirgindir. Bugün Güneydoğu Anadolu’da yaşanan karayolu sorunları da tam olarak bu noktada karşımıza çıkmaktadır.
1950 yılında Diyarbakır’da kurulan Karayolları 9. Bölge Müdürlüğü, uzun yıllar boyunca önemli hizmetler üretmiş, bölgenin yol ağının oluşmasında ciddi katkılar sunmuştur. Ancak aradan geçen 75 yılda bölge, yalnızca yollarıyla değil; nüfusuyla, şehirleşmesiyle, ticaretiyle ve ihtiyaçlarıyla bambaşka bir noktaya gelmiştir.
1950’li yıllarda Diyarbakır, Mardin, Şanlıurfa, Batman, Siirt ve Şırnak illerinin toplam nüfusu yaklaşık 123 bin civarındaydı. Bu dönemde bölgedeki yol ağı; büyük ölçüde stabilize, tek şeritli ve mevsim şartlarına bağlı ulaşımı esas alan sınırlı bir yapıdan oluşuyordu. İl merkezlerini birbirine bağlayan birkaç ana güzergâh dışında kırsal bağlantılar zayıf, trafik hacmi ise son derece düşüktü. Dolayısıyla Karayollarının o dönemdeki bölgesel yapılanması, mevcut nüfus ve sınırlı ulaşım ihtiyacını karşılamak için yeterli kabul edilebiliyordu.
Bugün ise tablo tamamen değişmiştir. 2026 yılı itibarıyla bölge nüfusu 6,5 milyonu aşmış, araç sayısı katlanmış, ticaret hacmi büyümüş ve ulaşım talebi çok boyutlu hâle gelmiştir. Bölge artık yalnızca şehirleri birbirine bağlayan yollarla değil; uluslararası ticaret koridorları, sınır kapılarına uzanan lojistik hatlar, sanayi ve organize tarım bölgelerine erişim yolları ile karmaşık bir ulaşım ağına sahiptir. Bölünmüş yollar, tüneller, viyadükler, çevre yolları ve ağır tonajlı araç trafiği; karayolları hizmetlerini hem teknik hem de idari açıdan çok daha zorlayıcı bir noktaya taşımıştır.
Buna karşın, karayolu hizmetlerini yürüten idari yapı büyük ölçüde aynı kalmıştır. Bugün Karayolları 9. Bölge Müdürlüğü’nün sorumluluğunda kalan coğrafya, hem genişliği hem de fiziki zorlukları itibarıyla tek merkezden etkin biçimde yönetilemeyecek boyutlara ulaşmıştır. Bunun doğal sonucu olarak da birçok hayati yol projesi ya gecikmekte ya da yıllarca planlama aşamasında beklemektedir.
Siirt–Şırnak–Habur bağlantı yolları, Siirt–Batman hattı, Batman–Sason–Muş güzergahı, Batman–Savur–Mardin yolu ve Batman’ın yıllardır çözülemeyen çevre yolu ihtiyacı bu durumun en somut örnekleridir. Bu yollar yalnızca asfalt meselesi değildir; ticarettir, güvenliktir, sağlığa erişimdir, üreticinin pazara ulaşmasıdır. Geciken her proje, bölgenin kalkınma hızını biraz daha yavaşlatmaktadır.
Tam da bu nedenle Batman merkezli, Batman–Siirt–Şırnak illerini kapsayacak yeni bir Karayolları Bölge Müdürlüğü’nün kurulması artık bir tercih değil, açık bir zorunluluktur. Böyle bir yapılanma, hem 9. Bölge Müdürlüğü’nün üzerindeki aşırı iş yükünü hafifletecek hem de yerinde, hızlı ve etkin karar alma imkânı sağlayacaktır.
Yeni bir bölge müdürlüğü; projelerin sahada daha yakından takip edilmesini, uygulama süreçlerinin hızlanmasını ve kaynakların daha verimli kullanılmasını mümkün kılacaktır. Bu durum, yatırımların zamanında tamamlanmasına ve bölgesel kalkınmanın ivme kazanmasına doğrudan katkı sunacaktır.
Batman’ın bölgesel konumu, sanayi potansiyeli ve ulaşım ağlarının kesişme noktasında yer alması dikkate alındığında, böyle bir merkezin burada kurulması son derece rasyoneldir. Bu adım yalnızca Batman için değil; Siirt ve Şırnak için de uzun vadeli ve kalıcı bir kazanım olacaktır.
Özetle konu, idari bir unvan ya da tabela talebi değildir. Esas olan; nüfusu, ekonomisi ve ulaşım yükü artan bir bölge için güçlü ve etkin bir kurumsal yapılanmanın hayata geçirilmesidir. 19. Karayolları Bölge Müdürlüğü’nün ihdası, ilimizde istihdamın güçlendirilmesine ve bölgenin uzun vadeli gelişimine doğrudan katkı sağlayacaktır.