Son yıllarda toplumda yeni bir erdem tanımı dolaşımda: Kırıcıysan dürüstsün, incitiyorsan özgüvenlisin, susturulamıyorsan güçlüsün. Oysa psikoloji bize bambaşka bir şey söylüyor.
Her yüksek ses özgüven değildir. Her netlik güç değildir. Ve her “kendim oluyorum” cümlesi masum değildir.
Bugün birçok ilişki, iş ortamı ve aile düzeni; özgüven kılıfına sokulmuş zorbalıklar yüzünden yıpranıyor.
Özgüven Sessizdir, Zorbalık Israrcı
Sağlıklı özgüven, başkasını bastırma ihtiyacı duymaz.
Kendinden emin insan;
Zorbalık ise çoğu zaman şu cümlelerle gizlenir:
Hayır.
Bu açık sözlülük değil, duygusal sınır ihlalidir.
Sınır İhlali Nerede Başlar?
Bir insan;
Ve dikkat: Zorbalık her zaman bağırmaz.
Bazen sakin bir ses tonuyla, bazen “iyiliğin için söylüyorum” cümlesiyle gelir.
Neden Bu Kadar Karıştırıyoruz?
Çünkü birçok insan sınır nedir bilmeden büyüdü.
Çocukken fikri sorulmayan, duygusu görülmeyen, itiraz ettiğinde suçlanan bireyler yetişkinlikte iki yoldan birini seçer:
İkinci yol dışarıdan güçlü görünür; ama içten içe derin bir değersizlik duygusunu taşır. Başkalarını ezmeden duramayan insan, aslında kendi ayakta duramıyordur.
Gerçek Güç Nasıl Görünür?
Gerçek güç;
En güçlü insanlar, en az zarar verenlerdir.
Topluma Ayna
Bugün “özgüvenli” diye alkışladığımız birçok davranış, aslında duygusal şiddetin normalleştirilmiş hâlidir. İlişkiler bu yüzden yorucu, iş yerleri bu yüzden toksik, insanlar bu yüzden sürekli tetiktedir. Çünkü sınır çizen değil, sınır aşan yüceltiliyor.
Son Söz
Özgüven; başkasının alanına basmadan yürüyebilmektir. Zorbalık ise kendi ayakta duramadığı için başkasını itmeye çalışmaktır. Ve şunu net söylemek gerekir: Başkalarını susturarak güçlü olunmaz. Sınır ihlal ederek özgüven inşa edilmez.
Güç; incitmeden de var olabilmektir.