KAVUŞMANIN AĞIR BEDELİ: SESSİZ BİR HÜZÜN

Hayat denilen bu meçhul yolculukta bazı ayrılıklar yalnızca mesafelerle açıklanamaz.

KAVUŞMANIN AĞIR BEDELİ: SESSİZ BİR HÜZÜN
Yayınlama: 26.01.2026 11:34:38
25
A+
A-

Kimi zaman yıllar süren, sessiz ve görünmez engeller girer araya. Bu engeller çoğu zaman insan hayatını derinden etkileyen kararların ve uzun süreçlerin doğal sonucudur.

O engellerin ardında kalan insanlar, sevdiklerinden ve bir dokunuştan uzak kalır. Ömürlerinin en verimli çağları, belirsizliğin ve bekleyişin gölgesinde geçer. Zaman, onlar için takvim yapraklarından çok, sabırla sayılan günlerin toplamıdır.

Dışarıda dünya değişir, çocuklar büyür, mevsimler döner. İçeride ise umut, hasret ve bekleyiş aynı çizgide ilerler. Hayat akar; fakat bazı hayatlar daha ağır, daha sessiz ve daha yavaş ilerler.

Sonra o uzun bekleyişin sona erdiği bir gün gelir. Perdeler aralanır, ışık içeri süzülür. Yeni bir başlangıç, ilk anda sevinçten çok bir yorgunlukla karşılanır. Çünkü zaman, geride telafisi olmayan izler bırakmıştır.

İşte o an, yılların biriktirdiği sessiz acı; dışarıda bekleyenlerin eksik kalmış sevinciyle buluşur. Yıllar sonra gerçekleşen kavuşmalar gürültülü değildir. Sessizdir; çünkü yaşananlar söze kolay dökülemez.

Ne var ki her bekleyiş mutlu bir kavuşmayla sonuçlanmaz. Kimi zaman geride yalnızca bir hatıra, derin bir boşluk ya da tamamlanamamış bir hayat kalır. Bekleyenlerin bir kısmı o günü göremez; kavuşma, bazıları için sadece bir eksikliğin adı olur.

Bu nedenle her yeni başlangıç tam bir sevinç taşımaz. Bazen geç kalmışlığın, yitirilen zamanın ve yaşanamayan anların ağırlığını da beraberinde getirir. İnsan, dışarı çıktığında yalnızca yeni bir hayatın eşiğine değil; geride kalanların yokluğuna da bakmak zorunda kalır.

Bu uzun bekleyişin geride bıraktığı tablo, yalnızca bireysel hikâyelerden ibaret değildir. Toplumsal hafızada sessiz izler bırakan, kolay anlatılamayan bir gerçekliğe işaret eder. Kaybedilen yılların, ertelenen hayatların ve yarım kalan hikâyelerin hüznü, bu sessizliğin içindedir.

Ne bir zafer çığlığı duyulur ne de yüksek sesli bir itiraz…

Sadece derin bir yorgunluk ve kırılgan bir umut kalır.

Gözyaşları ise hem biten ayrılığın hem de geri getirilemeyen zamanın sessiz tanığı olur.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.