Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Dijitalleşme ile birlikte birçok sektörde alışveriş hayatı kolaylaşırken, özellikle gıda alışverişlerinde çok daha dikkatli olunması gereken hususlar da ortaya çıkmıştır.
Artık Türkiye’nin bir ucundaki yöresel lezzetlere ulaşmak sadece bir tık uzağımızdadır.
Erzurum kavurması, Aydın zeytinyağı, Kars kaşarı ve peyniri gibi coğrafi işaretli ürünler internet üzerinden kolaylıkla sipariş edilebilmektedir. Ancak burada önemli bir noktaya dikkat çekmek gerekir: İnternet üzerinden yapılan satışlarda yanıltıcı ve güvenilir olmayan ürünlerin de yaygınlaştığı görülmektedir. Bu durum hem gerçek üreticinin emeğini gölgelemekte hem de coğrafi işaretli ürünlerin marka değerine zarar vermektedir. Bugün internette 5 kilo sucuk alana 1 kilo bedava, yanında tava hediye ya da 10 kilo dana kavurma 6000 TL kargo ücretsiz gibi ilanlara sıkça rastlanmaktadır.
Peki bu gerçekten mümkün müdür? Kayseri sucuğu, Erzurum kavurması, Aydın zeytinyağı, Diyarbakır örük peyniri ve yayladan sofraya tereyağı adıyla satılan ürünler arasında, gerçek üreticiler ile güvenilir olmayan satıcılar arasında ciddi fiyat farklılıkları dikkat çekmektedir. Sucuk, kavurma, peynir, tereyağı ve zeytinyağı gibi ürünlerin sofraya gelene kadar geçtiği üretim süreçleri dikkate alındığında; çiğ et, süt ve zeytin gibi hammaddelerin yanı sıra işçilik, fire, işleme, olgunlaştırma ve lojistik gibi maliyet kalemleri ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle internet üzerinden tüketiciye sunulan aşırı düşük fiyatlar gerçeği yansıtmamaktadır.
Basit bir gerçek vardır: Bir ürün hammaddesinden daha ucuza satılamaz. Eğer satılıyorsa bu tür ürünlerden uzak durulmalıdır. Bu ürünlerin sofraya gelene kadar geçtiği tüm süreçler göz önüne alındığında, toplam maliyet bellidir. Satış fiyatı bunun çok altındaysa ortada gerçek bir yöresel ürün değil; çoğu zaman hileli üretim, güvenilir olmayan içerikler ve haram kazanç söz konusudur. Aynı durum bal ve diğer doğal ürünler için de geçerlidir. Gerçek ürünlerin belirli bir üretim maliyeti vardır. Sütün fiyatı ortadayken ondan daha ucuza tereyağı satılması mümkün değildir.
Bu tür durumlar çoğu zaman bir aldatmacaya işaret eder. Ucuz diye tercih edilen ürünler soframıza ne olduğu belirsiz katkı maddeleri, düşük kaliteli yağlar ve sağlığa zararlı karışımlar getirebilir. İnternetten gıda alışverişinde yapılan en büyük hata yalnızca fiyata odaklanmaktır. İşlenmiş gıda ürünlerindeki hileler çoğu zaman ne tatla ne de görünüşle anlaşılabilir.
Peki ne yapılmalı? Öncelikle alışveriş yapılan sitenin güvenilirliği sorgulanmalıdır.
Ürünün üreticisi açıkça belirtilmiş mi, Tarım ve Orman Bakanlığı kayıtları var mı, ürün izlenebilir mi? Bu sorular büyük önem taşır. Mümkün olduğunca doğrudan üreticiden ya da güvenilir kooperatifler ile bilindik markalardan alışveriş yapmak en doğru yaklaşımdır.
Tüm bu dikkat ve seçiciliğe rağmen, şüpheli bir durumla karşılaşıldığında ya da gıda güvenliğini tehdit eden bir hile fark edildiğinde, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hayata geçirilen ALO 174 Gıda Hattı’nı kullanmak sağlığımız için hayati öneme haizdir. Bu denetim mekanizması, tabağımıza gelen her lokmanın takipçisi olmamızı sağlar; zira bilinçli bir toplumun en güçlü kalkanı, denetim sürecine aktif katılım göstermektir. Unutulmamalıdır ki gıda doğrudan sağlığımızdır.
Ucuz aldım diye sevindiğimiz bir ürün, uzun vadede çok daha ağır bedeller ödetebilir. Bu nedenle bilinçli tüketici olmak zorundayız. Tabağımıza gelen her ürünün kaynağını sorgulamak sağlığımızı korumanın en temel yoludur. Çünkü kaliteli gıda bir lüks değil, temel bir haktır. Ancak bu hakka ulaşmanın yolu seçici ve bilinçli olmaktan geçer.