Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Belediye başkanları, idari sınırları içinde yaşayan ve oy kullanma hakkına sahip vatandaşlar tarafından doğrudan seçimle belirlenir.
Genel olarak beş yılda bir yapılan mahallî idareler seçimlerinde en fazla oyu alan aday belediye başkanı seçilerek göreve gelir.
Peki, seçimle iş başına gelen bu yöneticiler seçildikten sonra hangi hizmetleri yapmakla yükümlüdür? Hukuki tanıma göre belediye başkanı, belediye tüzel kişiliğinin başı ve temsilcisidir. Ancak toplumsal algıda çoğu zaman ona asıl görevi olan hizmet üretme sorumluluğu unutturulmakta, adeta farklı bir misyon yüklenmektedir.
Burada sorulması gereken temel soru şudur: Biz belediye başkanlarını neden seçiyoruz? Şehrimize hizmet üretsinler, yerel sorunlara çözüm bulsunlar ve vatandaşların yaşam kalitesini artıracak projeleri hayata geçirsinler diye mi? Bu sorunun cevabını anlayabilmek için önce belediye başkanlarının görevlerine, ardından da bu görevlerin günlük hayattaki karşılığına bakmak gerekir.
Bir belediye başkanının görevi, doğrudan vatandaşın yaşam kalitesini artırmaya yönelik yerel hizmetleri planlamak ve yürütmektir.
Temizlik, su ve kanalizasyon hizmetlerinin düzenli şekilde sürdürülmesini sağlamak, yol, park ve kaldırım gibi altyapı çalışmalarını gerçekleştirmek, toplu taşıma, itfaiye ve zabıta hizmetlerini organize etmek, belediye bütçesini hazırlayıp kamu kaynaklarını verimli kullanmak, kültürel ve sosyal faaliyetleri desteklemek bu görevlerin başında gelir.
Bunun yanında belediye meclisinin aldığı kararları uygulamak ve vatandaşların ihtiyaç, talep ve şikâyetleriyle ilgilenmek de belediye başkanının sorumluluk alanındadır.
Görüldüğü üzere belediye başkanlarının temel görevi; şehri temiz tutmak, yolları işler durumda bulundurmak ve vatandaşların günlük yaşamını kolaylaştıracak hizmetleri kesintisiz şekilde sunmaktır.
Eğer toplu taşıma hizmetlerinde aksaklıklar yaşanıyor, altyapı sorunları çözülemiyor veya çevre ve sağlıkla ilgili problemler vatandaşların yaşamını olumsuz etkiliyorsa, bunlar yerel yönetimlerin çözüm üretmesi gereken konulardır.
Çünkü belediye başkanı, yürütülen hizmetlerin sonucundan hem halka hem de devlete karşı sorumlu olan bir kamu görevlisidir.
Bugün yerel yönetimlerde birbirinden farklı yönetim anlayışlarıyla karşılaşılmaktadır. Bir tarafta kendisini halkın hizmetkârı olarak gören ve görevinin gereklerini yerine getirmeye çalışan yöneticiler, diğer tarafta ise makamı daha çok bir statü unsuru olarak değerlendirenler bulunmaktadır. Toplum olarak hangi anlayışı destekleyeceğimiz, yerel yönetimlerin kalitesini ve şehirlerimizin geleceğini doğrudan etkilemektedir.
Oysa belediye başkanlığı bir üstünlük makamı değil, bir hizmet görevidir.
Vatandaşlar belediye başkanlarını şehirlerinin sorunlarına çözüm üretmeleri, kamu kaynaklarını etkin kullanmaları ve yaşam kalitesini yükseltmeleri için seçmektedir.
Bu nedenle belediyeciliğin başarısı; yapılan açıklamalarla ya da oluşturulan algılarla değil, vatandaşın günlük hayatında hissettiği somut hizmetlerle ölçülmelidir.
Temiz sokaklar, düzenli ulaşım, sağlıklı altyapı, bakımlı parklar ve yaşanabilir şehirler belediyeciliğin en temel göstergeleridir.
Bir belediye başkanının başarısı, kullandığı makamın büyüklüğüyle değil; yönettiği şehrin ne kadar yaşanabilir hale geldiğiyle değerlendirilmelidir.
Demokratik toplumlarda seçilmiş yöneticilerin en önemli sorumluluğu, kendilerine emanet edilen kaynakları halkın yararına kullanmak ve vatandaşların ihtiyaçlarına duyarlı olmaktır. Belediye başkanları da görev süreleri boyunca şehirlerine kalıcı değerler kazandırmak, kaynakları verimli kullanmak ve halka karşı hesap verebilir bir yönetim anlayışı sergilemekle yükümlüdür.
Sonuç olarak belediye başkanları şehirlerin sahibi değil, şehirleri yönetmek üzere vatandaşlar tarafından görevlendirilmiş kamu yöneticileridir.
Onları başarılı kılacak olan; makamları, söylemleri ya da kişisel tanıtımları değil, görev süreleri boyunca ortaya koydukları hizmetler ve vatandaşların hayatına kattıkları değerdir.
Çünkü yerel yönetimlerin varlık nedeni halka hizmet etmektir.