Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Batman ile Midyat arasındaki dağların ve vadilerin arasında, çoğu insanın adını bile bilmediği köyler vardır. Bu köylerden biri de yüzyıllar önce Haçtarak adıyla bilinen küçük bir yerleşimdir.
Bugün birkaç taş parçası gibi görünen kalıntılar, aslında bin yılı aşkın bir geçmişin sessiz tanıklarıdır.
Yakın zamanda ortaya çıkarılan taş yapı ilk bakışta sıradan bir harabe gibi görünebilir. Kıymetli hemşehrim Avukat Haluk Kurnaz’ın tarafıma gönderdiği 19. yüzyılda bölgeyi gezen Fransız araştırmacı Henri Pognon’un ait kayıtlar bize bambaşka bir hikâye anlatıyor.
Pognon, bu bölgede Aziz Addai’ye adanmış küçük bir kilisenin kalıntılarını gördüğünü yazar. Duvarlarına kazınmış Süryanice yazılar, burada yaşayan insanların isimlerini, dualarını ve hatıralarını günümüze taşımıştır.
Düşünün…
Bugün rüzgârın estiği bu tepelerde, bundan bin yıl önce çan sesleri yankılanıyordu.
Bugün sessiz duran taşların arasında, bir zamanlar Süryanice dualar okunuyor, çocuklar vaftiz ediliyor, ölüler son yolculuklarına uğurlanıyordu.
Belki de en dikkat çekici ayrıntı, kilisenin altında bulunduğu düşünülen yeraltı odasıdır. Pognon’un aktardığına göre köylüler burada gizli bir bölüm bulunduğuna inanıyordu. Aradan geçen yüzyıllar boyunca defineciler, araştırmacılar ve tarih meraklıları bu söylentinin peşinden gitti.
Fakat bu yapıların gerçek değeri altında saklı olabilecek hazinelerde değil; bize anlattıkları hikâyededir.

Çünkü Tur Abdin coğrafyası yalnızca taşlardan ibaret değildir. Bu topraklar Süryanilerin, Kürtlerin, Arapların, Ermenilerin ve daha birçok halkın yüzyıllar boyunca iç içe yaşadığı büyük bir medeniyet sahnesidir.
Bugün ortaya çıkarılan her taş, sadece bir arkeolojik bulgu değil; aynı zamanda bu toprakların çok katmanlı hafızasının yeniden görünür hale gelmesidir.
Belki de asıl soru şudur:
Taşların altında ne var?
Bundan daha önemli olan ise şu olabilir:
Bu taşların bize anlattığı hikâyeleri dinlemeye hazır mıyız?
