Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Bazı doğal kaynak sularının, halk arasında yıllardır çeşitli hastalıklara iyi geldiğine inanılıyor. Kimi böbrek taşına, kimi başka rahatsızlıklara iyi gelir düşüncesiyle bu sular tüketiliyor.
Bu nedenle farklı bölgelerden insanlar, şifa bulma umuduyla bu kaynakların başına gidiyor. Ancak burada dikkat etmemiz gereken önemli bir konu var.
Bir suyun doğal kaynaktan çıkması ya da halk arasında şifalı olarak bilinmesi, onun mutlaka içilebilir ve sağlıklı olduğu anlamına gelmez.
Van’ın İpekyolu ilçesi Köşebaşı Mahallesi’nde, Erek Dağı eteklerinde bulunan ve halk arasında Faruk Suyu olarak bilinen kaynak suyu da uzun yıllardır çeşitli hastalıklara iyi geldiğine inanılan sulardan biri. Özellikle böbrek taşı ve böbrek kumunun düşürülmesine yardımcı olduğuna inanıldığı için yalnızca Van’dan değil, farklı il ve ilçelerden insanların da buraya geldiği biliniyor.
Ben de bu sudan, herhangi bir araştırma yapmadan içtim. Fakat suyu içtiğimde tadının oldukça kötü olduğunu fark ettim. Bana mazot tadını andıran bir tat geldi. Daha sonra suyun aktığı bazı bölgelerde pası andıran renklenmeler ve tortular da gördüm. Bunun üzerine konuyu araştırmaya ve ilgili kişilerden bilgi almaya çalıştım.
Edindiğim bilgilere göre Faruk Suyu hakkında birden fazla analiz raporu bulunuyor. Bu raporlarda suyla ilgili mikrobiyolojik ve kimyasal açıdan bazı uygunsuzlukların tespit edildiği ifade ediliyor.
Burada özellikle şunu belirtmek isterim: Amacım Faruk Suyu hakkında kendi başıma kesin bir hüküm vermek değil. Ancak bir suyla ilgili analiz raporları varsa, bu sonuçların vatandaş tarafından bilinmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü yıllardır şifalı olarak bilinen bir suyun gerçekten içilebilir olup olmadığını halk arasındaki inanışlar değil, bilimsel analizler ortaya koymalıdır. Yetkililer tarafından da suyun içilmemesi gerektiğine yönelik uyarı levhalarının korunması ve vatandaşların bilgilendirilmesi konusunda çalışmaların sürdüğü ifade edildi. Faruk Suyu konusunda yaşadığım bu deneyim, ister istemez bölgemizde bulunan diğer doğal kaynak sularını da düşünmeme neden oldu.
Bu nedenle, Sason’daki Grup Köyü yolu üzerinde, Yol Üstü Köyü ile Kınalı Köyü arasında bulunan doğal kaynak sularıyla ilgili yetkili kurumların gerekli çalışmaları yapmasını ve sonuçlarını vatandaşlarla açıkça paylaşmasını önemli buluyorum. İnsanlar bu kaynaklara gidiyor, suyunu kaynağından içiyor ve çevresine tavsiye ediyor.
Peki, bu suların gerçekten içilebilir olup olmadığını biliyor muyuz?
Burada kimsenin yıllardır oluşmuş inanışını küçümsemek ya da insanların şifa arayışını sorgulamak gibi bir niyetim yok. Tam tersine, eğer bu sular gerçekten temiz ve içilebilir durumdaysa, bunun bilimsel olarak ortaya konulması hem vatandaşları rahatlatır hem de bu kaynaklara duyulan güveni artırır. Bu nedenle yetkili kurumlar tarafından söz konusu kaynaklardan numune alınmalı ve gerekli mikrobiyolojik ve kimyasal analizler yapılmalıdır.
Analiz sonucunda suyun içilebilir olduğu tespit edilirse, kaynağın başına vatandaşın kolayca anlayabileceği bir bilgilendirme tabelası konulabilir. Analizin hangi tarihte yapıldığı ve suyun içilebilir olup olmadığı açıkça belirtilmelidir. Eğer suyun içilmesinin uygun olmadığı tespit edilirse, bunun da aynı şekilde açıkça yazılması gerekir. Gerekli uyarılar yapılmalı ve vatandaşların sağlığı için önlem alınmalıdır.
Bence öncelikle şu sorunun cevabı vatandaşla paylaşılmalı: Bu suyun analizi yapılmış mı, yapılmamış mı?
Çünkü vatandaş bir su kaynağının başına gittiğinde, suyun güvenli olup olmadığını yalnızca görünüşüne veya tadına bakarak anlayamaz. Suyun berrak olması, doğal bir kaynaktan çıkması ya da yıllardır insanlar tarafından kullanılması tek başına yeterli değildir. Gözle göremediğimiz mikroorganizmaları veya suyun kimyasal yapısındaki olası sorunları ancak bilimsel analizler ortaya çıkarabilir. Bu nedenle Sason’daki doğal kaynak suları konusunda yetkili kurumların gerekli çalışmaları yapmasını ve sonuçları vatandaşlarla açıkça paylaşmasını önemli buluyorum.
Sonuç olumluysa halk bilsin.
Olumsuzsa yine halk bilsin.
Çünkü burada mesele bir inanışı tartışmak değil.
Mesele insan sağlığı.
Van’daki Faruk Suyu deneyimi bana şunu gösterdi:
Bir suyun şifalı olduğuna inanabiliriz. Ancak o suyu içmeden önce gerçekten güvenli olup olmadığını da bilmemiz gerekir. Şifa aramak elbette insanın en doğal hakkı. Ama şifa ararken sağlığımızdan olmayalım. Doğal olan her su içilebilir değildir. Şifalı olduğuna inanılan hiçbir su da gerekli analizler yapılmadan güvenli kabul edilmemelidir. Sason’daki doğal kaynak suları için gerekli analizlerin yapılması ve sonuçların kaynağın başına konulacak bilgilendirme tabelalarıyla vatandaşlara duyurulması büyük önem taşıyor. Çünkü bazen en basit görünen soru, en önemli sorudur:
Bu su gerçekten güvenli mi?