Ezeli ve ebedi varlık aleminde tek Allah vardı.
Allah, ezeli ve ebedi hikmeti gereği varlığının farklı izdüşümlerini birbirinden farklı programlara sahip hayat, ruh, akıl ve şuur sahibi fıtrat aynalarında ve perdelerinde insani akıl ve nazarla görüp yegane varlığının en mükemmel, en muhteşem, en güzel eserlerini ortaya koymak için farklı özelliklere, yeteneklere, duygulara sahip varlıkları yaratmayı murad etti. Böylece insan, yokluk karanlığından varlık sahnesine ilahi hikmetin çağrısıyla çıkarıldı. Melekler saf itaatin nurundan yaratılmıştı; iradeleri yoktu, yanılmazlardı. Cinler ise özgürlüğün ateşiyle donatılmıştı. İnsan ise hem toprak hem de sırlı bir muammaydı.
Allah saf ve berrak nurdan yaratılmış olan meleklere, “Yeryüzünde bir halife yaratacağım” dediğinde sema hayrete büründü. Çünkü insan, iyiliğin de kötülüğün de taşıyıcısıydı. Melekler, yeryüzünde insan yaratılmadan önce kan döken varlıkları hatırlayarak hemen sordular: “Orada fesat çıkaracak, kan dökecek birini mi yaratacaksın?” Bu bir itiraz değil, hikmeti arayan bir soruydu. Allah “Adem’e eşyanın bütün isimlerini öğrettik.. Ey Adem eşyanın isimlerini onlara söyle” ve “ben sizin bilmediğinizi biliyorum” diyerek ademin yani insan denen varlığın meleklere olan üstünlüğünü gösterdi ve hala da bu gösterim devam etmektedir.
Meleklerin insanın yaratılması noktasındaki sorularının sebebi insanoğlunun yeryüzünde yaşasın cehennem dedirteceği zulümlere, kötü icraatlara, fitne ve fesat çıkartarak kıyametin kopmasına neden olacak olan bozgunculuğuna karşı bir serzeniştir aslında. Çünkü yeryüzüne gönderilen Adem’in oğullarından ilk ikisinden biri, aynen şeytanın “ben insandan üstünüm” diyerek kibirlenmesi gibi kardeşini kıskanıp onu öldürmek suretiyle yeryüzündeki ilk insan kanını akıtmıştır. Kuran’da anlatılan bu olay aslında insanlığın yeryüzüne gelmesinden kıyamete kadar dökeceği ve akıtacağı kanları ve kanlı olayları sembolize etmektedir. Özellikle son yüzyılda yaşanan savaşlar, yapılan zulümler ve akıtılan ve şimdilerde daha da çirkefleşerek emilen kanlar meleklerin sorgusunun temel sebebidir.
Ancak insanın yaratılmasında birçoğunu bizim bile bilemediğimiz öyle hikmetler var ki Allah meleklere “Ben sizin bilmediğinizi biliyorum” ve “Ademe eşyanın bütün isimlerini öğrettik” buyurarak insan denen varlığın yaratılışındaki hayırlı, güzel ve iyi özelliklerin meleklerin hayretine neden olan insanın olumsuz özelliklerinden daha fazla olduğuna ve olacağına işaret etmiştir. Evet Adem olarak isimlendirilen varlık yani insan tek bir kişiyi değil kıyamete kadar gelecek olan bütün insan evladını, insanlığı ve insaniyeti karakterize etmektedir. Ve Adem’e eşyanın bütün isimlerini öğretmek sadece ilk insana verilen bir özellik ve üstünlük değil; eşyanın öğretilmesi ilk insan olan Adem ‘den kıyamete kadar gelmiş ve gelecek olan bütün toplumları, milletleri ve insanlığı nazara alarak insan evladının geçmişten bugüne kadar ortaya koyduğu ve koyacağı medeniyeti, sanatı, farklı kültürleri, bilim ve teknolojiyi, bütün ilim ve fenleri ifade etmektedir. Kuran’da anlatılan meleklerin Adem’e secde etmesi ve şeytanın etmemesi aslında bizim algıladığımız gibi bir namaz kılma ibadeti değildir. Bu olay insanın akıl, düşünce, ruh ve kapasite olarak meleklere, cinlere ve tüm yaratılmışlara olan üstünlüğünün gösterimi olup tüm iyi, güzel ve hayırlı şeyşerin sembolü olan meleklerin kıyamete kadar insanlığa itaat edeceğini; tüm kötülüklerin, zulüm ve kan akıtmayı netice veren fitne, fesat ve bozgunculuğun sembolü olan şeytanların da sürekli insanı asli fıtratından uzaklaştırarak gurura, kibre, kıskançlığa, büyüklenmeye, zulüm etmeye, birbirini yok etmeye çalışacaklarının bir ifadesidir. Şu anda da iyi-kötü, hayır-şer, güzel-çirkin ikileminde müthiş bir mücadele verilmek suretiyle bu secde olayı devam etmektedir. Meleklerin ürkmesine sebep olup ve bir tür doğum sancısı hükmünde olan yeryüzündeki fitne, fesat ve bozgunculuğun yerini yakın bir gelecekte insanlığın iyiyi, hayrı ve güzelliği, adaleti, bilim ve teknolojiyi en üst seviyede yeryüzünde hakim kılacağı ve gerçek medeniyeti halife olarak tayin edildiği yeryüzünde tesis edeceği anlaşılmaktadır.
Evet insan kan döktü, zulmetti, yeryüzünü kararttı. Ama aynı insan merhamet etti, adalet kurdu, anlam üretti. Bilim ve teknolojiyi geliştirdi..iman ve ibadetle de gerçek insaniyeti gösterdi. İşte bu yüzden insan yaratıldı. Çünkü ilahi hikmet, yalnız kusursuzu değil; mücadele eden, düşen ve yeniden yükselebilen varlığı tercih edip murad etti.
Evet, hiç şüphesiz her daim iyilik galiptir.