Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Benim de şeyhim olarak kabul ettiğim Sinan Ergin’in geçen gün tokat gibi söylediği ; “Değerli olan insandır, siz o kişi değilseniz eğer dünyanın en pahalı kıyafetlerini giyip, en pahalı yerlerine gidin olmayacaktır” sözü üzerine bir şeyler karalamak istedim. Buyurun üzerimize giydiğimiz etiketlerin toplamı kadar olduğumuza inandırıldık.
Oysa çıplak gerçeği söyleyelim: Değerli olan insandır. Siz o kişi değilseniz, dünyanın en pahalı kıyafetlerini giyin, en pahalı mekânlarına gidin; yine de olmayacaktır.
Bugün bir restorana girerken kapıdaki görevli üzerinizdeki markaya bakıyor olabilir. Ama masaya oturduğunuzda yanınızdaki insan, sizin kalitenizi ses tonunuzdan, bakışınızdan, neye güldüğünüzden, kime nasıl davrandığınızdan anlar. Kıyafetiniz pahalı olabilir; karakteriniz ucuzsa, üzerinizdeki kumaş da ucuzlar.
Bir düşünün: Bir insanı gerçekten değerli kılan nedir? Cüzdanındaki rakam mı, yoksa sözünün ağırlığı mı? Sosyal medyada gittiği yerleri paylaşması mı, yoksa kimse görmezken yaptığı iyilik mi? İnsanı pahalı yapan şey marka değil; merhametidir, adaletidir, vefasıdır, çalışkanlığıdır.
Tarih bunun sayısız örneğiyle dolu. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî bir saray zengini değildi; ama asırlardır gönüllerin sultanı. Yunus Emre gösterişli bir hayat sürmedi; ama dili bugün hâlâ kalplere dokunuyor. Onları değerli kılan giydikleri değil, söyledikleriydi; gittikleri yerler değil, bıraktıkları izdi.
Şimdi dönüp kendimize soralım: Biz neyin peşindeyiz? İnsanı büyüten şey sahip oldukları mı, yoksa vazgeçebildikleri mi? Bir ceketin fiyatı yükseldikçe insanın değeri artmıyor. Aksine, insan kendi içini boş bıraktıkça dışını doldurma telaşına düşüyor.
Modern çağın en büyük yanılgısı şu: Görünür olursan var olursun. Oysa görünür olmakla değerli olmak aynı şey değil. Işık altında olmak başka, ışık olmak başka. Işık olmak için pahalı bir elbiseye değil; sağlam bir omurgaya ihtiyaç var.
Kendini pahalı mekânlarda kanıtlama ihtiyacı hisseden insan, aslında içindeki boşluğu susturmaya çalışır. Çünkü bilir: Kıyafet alkış alabilir ama karakter saygı toplar. Alkış geçicidir; saygı kalıcı.
Bu yüzden gençlere özellikle söylemek isterim: Marka kovalamayın, mizaç inşa edin. Mekân peşinde koşmayın, meziyet biriktirin. Çünkü gün gelir, üzerinizdeki her şey çıkar; geriye sadece siz kalırsınız. İşte o gün, pahalı olan ceketin değil, pahalı olan insanın değeri anlaşılır.
Ve unutmayın:
Dünyanın en lüks salonunda da olsanız, insanlığınız küçükse küçüksünüz.
Dünyanın en mütevazı köşesinde de olsanız, yüreğiniz büyükse büyüksünüz.
Değer, vitrinde değil; vicdandadır.