Bilim konuşuyor, biz alkışlıyoruz, sonra unutuyoruz

Batman’da birkaç gündür bir hareketlilik vardı. Konferans salonları doldu, kürsüler kuruldu, cümleler kuruldu. Bilim konuştu.

Yayınlama: 25.03.2026 13:46:18
44
A+
A-

Gelecek konuştu. Gençlik konuşuldu. Batman’ın bağrından Beşiri’den kopmuş Prof. Dr. Yusuf Baran, bilimin ne olduğunu değil; bilimin neden bir toplumun kaderini değiştirdiğini anlattı. Ama asıl soru şu: Biz dinledik mi, yoksa sadece izledik mi?

Çünkü bu toplumun bir alışkanlığı var. Kitaplarla fotoğraf çekilmeyi seviyoruz, ama kitapların söylediği hiçbir şey hayatımıza girmiyor. Kütüphaneler fon oluyor, düşünce dekor. Okumak prestij, anlamak yük. Bilim konuşulduğunda alkışlıyoruz; ama bilim disiplin ister, emek ister, sorgulama ister – işte orada dağılıyoruz.

Bir toplum düşünün; Başarı hikayelerini sever ama başarı için gereken yalnızlığı sevmez.

Bilimi över ama bilimsel düşünceyi tehdit olarak görür.

Gençlerin vizyonundan söz eder ama gençlerin soru sormasından rahatsız olur.

Sonra da “neden gelişemiyoruz?” diye sorar.

Prof. Dr. Yusuf Baran’ın söyledikleri aslında yeni değildi. Ama bizde yeni gibi algılandı. Çünkü bizde bilimin sesi nadiren duyulur. Gürültü çok, düşünce az. Tartışma çok, analiz yok. Herkes konuşuyor ama kimse kendini sorgulamıyor.

Gerçek şu:

Bu toplumun sorunu bilgi eksikliği değil.

Bilgiye saygı eksikliği.

Bir konferans salonunu doldurmak kolaydır. Zor olan, o salondan çıktıktan sonra hayatını değiştirmektir. Zor olan, “Ben ne yapıyorum?” diye kendine sormaktır. Zor olan, bilimi alkışlamak değil, bilimin gerektirdiği disiplini yaşamaktır.

Bugün Batman’da bilim konuşuldu.

Yarın yine gündem değişecek.

Sorulması gereken soru şu:

Biz değişecek miyiz?

Eğer değişmeyeceksek, bu konferanslar sadece entelektüel birer etkinlik olarak kalacak. Fotoğraflar paylaşılacak, cümleler alıntılanacak, birkaç gün sonra unutulacak. Yani bilim yine konuşacak, biz yine alkışlayacağız… Ve yine hiçbir şey olmayacak.

Ama eğer bir tek genç bile o salondan çıkıp “Ben farklı düşüneceğim” derse, işte o zaman bu konuşmalar anlam kazanacak. Çünkü toplumlar büyük kalabalıklarla değil, küçük farkındalıklarla değişir.

Asıl mesele şu:

Biz bilimi dinlemeye hazırız…

Ama bilimin bizi değiştirmesine hazır mıyız?

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.