Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Bir şehrin kaderini yalnızca yönetenler değil, yönetilenlerin beklenti düzeyi belirler. Eğer vatandaşın beklenti çıtası düşükse, yönetenlerin performansı da doğal olarak düşük kalır.
Çünkü talep yoksa, hesap sorma yoktur; hesap sorma yoksa kalite arayışı da olmaz. Batman’ın uzun yıllardır yaşadığı temel sorunlardan biri tam da budur: düşük beklenti, yüksek memnuniyet görüntüsü ve sonuçta amatörce yönetilen bir şehir algısı.
Batman, potansiyeli yüksek bir şehir. Genç nüfus, enerji, coğrafi konum, ekonomik hareketlilik… Hepsi var. Ancak bu potansiyelin hayata geçmesi için vizyon gerekir. Vizyonun oluşması için de toplumsal baskı gerekir. Vatandaş “yol yapılsın yeter” dediği sürece, şehir planlaması konuşulmaz. “Bir park olsun” dediği sürece, kültür merkezleri gündeme gelmez. “Bir yatırım gelsin” dediği sürece, sürdürülebilir kalkınma tartışılmaz.
Beklenti düşük olunca siyaset de küçük hedeflere sıkışır. Bu durumda siyasetçilerin en büyük refleksi, hizmet üretmek yerine konsolidasyon olur. Yani; kitleyi memnun edecek küçük dokunuşlar, sembolik açılışlar, günü kurtaran projeler… Oysa modern şehirler, küçük değil büyük düşünceyle kurulur. Uzun vadeli planlama, altyapı vizyonu, ulaşım master planı, sanayi dönüşümü, turizm markalaşması… Bunlar ancak talep edilirse yapılır.
Bir başka sorun da şu: Beklentinin düşük olduğu yerde eleştiri de zayıf olur. Eleştiri olmayınca rekabet olmaz. Rekabet olmayınca da siyaset profesyonelleşmez. Sonuçta şehir yönetimi, kurumsal akıl yerine kişisel ilişkilerle yürür. Bu da Batman’ın modernleşme sürecini sürekli geciktirir.
Oysa Batman artık küçük düşünmeyi bırakmak zorunda. Vatandaşın beklentisi şu olmalı:
Nitelikli şehir planlaması,
Trafik ve ulaşımda kalıcı çözümler,
Gençlere yönelik teknoloji ve girişim merkezleri,
Turizm markası haline gelmiş bir şehir kimliği,
Yaşanabilir kamusal alanlar,
Kurumsal ve şeffaf belediyecilik.
Bu talepler yükseldiğinde siyaset de yükselir. Çünkü siyaset boşluk sevmez; talep varsa karşılık üretmek zorunda kalır. Vatandaş “yeter ki bir şey yapılsın” anlayışından çıkıp “en iyisi yapılsın” demeye başladığında Batman da amatörlükten profesyonelliğe geçer.
Bugün Batman’ın en büyük ihtiyacı yeni bir proje değil, yeni bir bilinçtir. Bu bilinç; sorgulayan, karşılaştıran, hesap soran ve vizyon talep eden bir vatandaş profili oluşturur. Aksi halde şehir, küçük memnuniyetlerle oyalanmaya devam eder. Her seçimde umut yenilenir ama şehir aynı kalır.
Unutulmamalı ki şehirler, yöneticiler kadar vatandaşların beklentisi kadar büyür. Beklentinin düşük olduğu yerde vasat kalıcı olur. Beklentinin yükseldiği yerde ise gelişim kaçınılmazdır. Batman’ın geleceği de tam olarak bu tercihte gizli: Ya düşük beklentiyle amatör yönetimlere razı olacağız ya da yüksek beklentiyle modern bir şehri birlikte kuracağız.