İKİLEMDE KALANLAR

İnsan, düşünen bir varlıktır; ancak her düşündüğünü ifade edebilen ya da hayata geçirebilen bir varlık değildir.

Yayınlama: 20.04.2026 13:20:52
39
A+
A-

Çoğu zaman zihin ile eylem arasında görünmeyen bir mesafe oluşur. İşte bu mesafe, insanı en çok yoran durumlardan biri olan “ikilem”i doğurur.

İkilem, yalnızca iki seçenek arasında kalmak değildir. Aslında insanın kendi içinde yaşadığı bir çatışmadır. Bir yanda aklın söyledikleri, diğer yanda duyguların fısıldadıkları… Bazen doğru olduğunu bildiğimiz şey ile yapmak istediğimiz şey aynı değildir. İşte bu çelişki, insanı kararsızlığa sürükler.

Düşüncelerini ifade etmekte zorlanan bireyler, çoğu zaman bu iç çatışmayı daha yoğun yaşar. Çünkü ifade edilemeyen her düşünce, zihinde büyür, dallanır ve yeni soru işaretleri doğurur. Bu da kişinin kendine olan güvenini zedeler. Sürekli kararsız kalmak, zamanla “yanlış yaparım” korkusunu besler ve insanı hareketsizliğe iter.

Mantıkta ikilem; koşullu ve seçmeli önermelerin birleşmesinden oluşan bir kıyas türü olarak tanımlanır. Ancak hayatın içindeki karşılığı çok daha karmaşıktır. Çünkü hayat, matematik kadar net değildir. Çoğu zaman seçeneklerin hiçbiri tam anlamıyla “doğru” ya da “yanlış” değildir. İnsan, çoğu kez iyi ile daha az iyi arasında seçim yapmak zorunda kalır.

Bu durumu en net şekilde seçim dönemlerinde görürüz. İnsanlar, destekledikleri görüşün hatalarını bilseler bile, alışkanlıklarından ya da aidiyet duygularından vazgeçmekte zorlanır. Oysa sağlıklı bir tercih, duygular kadar aklın da devrede olduğu bir değerlendirme gerektirir. Bir düşünceyi ya da tercihi savunmak için geçmişine, ortaya koyduğu değerlere ve toplum üzerindeki etkisine bakmak gerekir.

Geçmiş ile bugünü kıyaslamak, doğru karar vermenin en etkili yollarından biridir. Bir şeyin gerçekten iyi olup olmadığını anlamak için değişime bakmak gerekir. İnsanların yaşam koşulları iyileşmiş mi, sorunlara çözüm üretilmiş mi, verilen sözler tutulmuş mu? Bu soruların cevabı, kararsızlığı azaltır ve zihni netleştirir.

Ancak ikilem yalnızca büyük kararların konusu değildir. Günlük hayatın en sıradan anlarında bile karşımıza çıkar. Bir kıyafet seçerken, bir işi kabul ederken, birine güvenip güvenmemeye karar verirken… Küçük gibi görünen bu seçimler, aslında insanın düşünme biçimini yansıtır.

İkilemde kalan insanın zihni bulanıktır. Bu bulanıklık, kişiyi sürekli bir kıyas yapma ihtiyacına iter. Aslında bu kötü bir durum değildir. Aksine, doğru yapıldığında kıyaslama, sağlıklı kararın ilk adımıdır. Önemli olan, bu sürecin içinde kaybolmamak ve bir noktada karar verebilmektir.

Çünkü karar vermemek de bir karardır. Ve çoğu zaman en riskli olanı budur. Sürekli ertelemek, insanı bulunduğu yerde tutar. Oysa hayat, hareket edenleri ödüllendirir.

İkilemler, çoğu zaman bilgi eksikliğinden değil, cesaret eksikliğinden doğar. İnsan bazen gerçeği bilir ama onun gereğini yapmaktan çekinir. Bu noktada devreye irade girer. Doğruyu bilmek kadar, onu uygulayabilmek de önemlidir.

Sonuç olarak, ikilem hayatın kaçınılmaz bir parçasıdır. Ancak önemli olan, bu ikilemlerin içinde kaybolmak değil; onları bir rehber olarak kullanabilmektir. Sağlıklı bir kıyaslama, net bir düşünce ve biraz da cesaret… İşte tüm mesele bundan ibarettir.

 

Karar vermek ise bu sürecin son durağıdır. Kıyaslamalar biter, zihin netleşir ve insan kendi yolunu seçer. Çünkü bazen en doğru karar, en çok düşündüğümüz değil; en çok yüzleşebildiğimiz karardır.

Yazarın Son Yazıları
11.03.2026 13:31:54
25.02.2026 10:46:54
12.01.2026 12:32:16
05.01.2026 13:05:33
25.12.2024 11:16:43
11.11.2024 13:13:28
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.