Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Son zamanlarda Batman sokaklarında gezen herkesin dikkatini çeken ortak bir manzara var.
Neredeyse her mahallede “Satılık” ve “Kiralık” ilanları çoğalmış durumda. Üstelik bu ilanların önemli bir kısmı haftalardır, hatta aylardır aynı yerlerde duruyor. Ama işin ilginç tarafı şu: Ne satılıyorlar, ne kiralanıyorlar, ne de fiyatları düşüyor.
Normal şartlarda bir ürün piyasada alıcı bulmuyorsa fiyatının aşağı gelmesi beklenir. Bu ticaretin en temel kurallarından biridir. Pazarda satılmayan domatesin fiyatı düşer, ikinci el araç satılmıyorsa ilana indirim gelir. Ama konu emlak olunca sanki farklı bir evrene giriyoruz.
Bugün Batman’da birçok dairenin ilan fiyatı ile gerçek piyasa değeri arasında ciddi bir fark oluşmuş durumda. İnsanlar ilan sitelerinde gördükleri rakamları gerçek satış fiyatı sanıyor. Oysa birçok ev o fiyatlardan el değiştirmiyor. Hatta bazı evler aylarca boş kalmasına rağmen sahipleri bir lira bile geri adım atmıyor.
Peki neden?
Bunun birkaç sebebi var.
Birincisi, insanların artık evi sadece barınma ihtiyacı olarak görmemesi. Ev, Türkiye’de uzun zamandır bir yatırım ve “değer saklama aracı” haline geldi. Yani bazı ev sahipleri için evin boş kalması bile fiyat düşürmekten daha kabul edilebilir bir durum.
İkincisi, piyasanın psikolojik hale gelmesi. Aynı apartmanda biri yüksek fiyat yazınca diğerleri de o rakamı referans alıyor. Böylece gerçek satışlardan çok, ilanlar birbirini beslemeye başlıyor. Ortaya adeta şişirilmiş bir algı çıkıyor.
Üçüncüsü ise beklenti ekonomisi. İnsanlar “Bugün düşürürsem yarın daha pahalı olur” korkusuyla hareket ediyor. Bu yüzden satış olmasa bile fiyatları sabit tutuyorlar.
Fakat burada asıl dikkat çekici mesele şu: Bir şehirde çok sayıda boş ev varsa ama insanlar hâlâ kiralık ev bulmakta zorlanıyorsa, orada piyasa doğal akışından uzaklaşmış demektir. Çünkü gerçek ekonomi ile ilan ekonomisi aynı şey değildir.
Bugün Batman’da birçok genç evlenmekte zorlanıyor. Memur, işçi, öğrenci ya da dar gelirli vatandaş kira fiyatları karşısında zorlanıyor. Buna rağmen boş duran evlerin sayısı artıyor. Bu tablo doğal olarak toplumda şu soruyu oluşturuyor:
“Bu evler gerçekten satılmak ve kiralanmak için mi ilana konuluyor, yoksa sadece fiyat çıtası yüksek kalsın diye mi bekletiliyor?”
Belki ortada organize bir “gizli el” yok. Ama psikolojik olarak birbirini yukarı çeken bir piyasa davranışı olduğu açık. Çünkü kimse ilk indirimi yapan olmak istemiyor.
Oysa sağlıklı piyasa; gerçek alıcıyla, gerçek fiyatın buluştuğu yerdir.
Aksi halde şehirde tabelalar çoğalır, ama kapılar açılmaz.