ÖZLEDİM

Sessizliği, kalabalık insan yığınlarının ötesindeki durgunluğu özledim.

Yayınlama: 13.07.2026 13:38:29
15
A+
A-

Toprağı, yağmur sonrası yüzeyden yükselen buğuyu, apartmanların gündüz güneşinde depolayıp insanın üstüne boca etmediği, ne kışın donup ne de yazın tava gibi pişmeyen kerpiç evlerin masumluğunu özledim.

Elektronik aletlerin bunca olmadığı, büyüklerin Erivan radyosunda dengbejleri dinlediği, bizlerin ise akşam 18’de Arkası Yarınlar ve Temsilleri dinlediğimiz zamanları özledim

Akşam yine 18’de başlayan tek TV yayınının gece 12’de Asker selamıyla bitişini özledim.

Koyu renkli mercimek çorbasının tek öğün olduğu, tavuğun ziraat değil de organik olduğu akşam yemeklerini özledim.

Aslında ben en çok kendimi özledim. Çocukluğumu, çocukluğun o masumiyet yüklü hallerini belki de.

Babamı, Pazar sabahlarını, kubbeyi, çizgi romanlarımı özledim.

Babam artık yok. Pazar sabahlarının keyfi de eskisi gibi değil. Kubbe halen var ama ne bilim işte. Çizgi romanlarımdan keşke bir tanesi kalsaymış. Dijital ortamda birkaç yıl önce indirdiklerim de aynı keyfi vermiyor ki.

Doğal gaz yoktu ve kışın her odada soba kurulamazdı haliyle. Soba olmadığı için ders çalıştığımız misafir odası her daim rutubet nem kokardı. O rutubet kokan odamı özledim ben.

Bayramı heyecanla bekleyen çocukluğumu özledim. Günler öncesinden büyüklerimizin küçülen veya eskiyen pantolonları annemin mahir ellerinde benim bayramlığım olurdu. Şeker torbalarımızı hazırlar, toplayacağımız bayram harçlıklarının hayaliyle uykuya dalardık. Bazen de bayramlık elbise alınırdı ya, heyecandan ve sevinçten havalara uçardık. Ben o bayram heyecanını özledim.

Parlament sinema kulübü jenerik müziğini, Pazar sabahlarının kovboy filmlerini, Arı Mayayı, Jet gilleri, Küçük Evi, hiç kavuşamayan Şeker Kız ve Antony’in aşkını, Lorel Hardy’i, yıl başlarına mahsus Orhan Gencebay şarkılarını, kazanalım diye dualar ettiğimiz Eurovision şarkı yarışmalarını izlediğimiz yılları özledim. Sabah okul hazırlığı yaptığımız 06’da türkülerin çalındığı Yurttan Sesleri, maşa üstüne dizilen ekmeklerin sobanın ısısıyla nar gibi olduğu ve sürülen sanayağının eridiği kahvaltıyı özledim

Artık hepten bırakılan okul dönemi başlangıcındaki defter ve kitapların renkli ve desenli kağıt veya naylonlarla kaplandığı ve üzerine etiketlerin yapıştırıldığı okul hazırlıklarını özledim.

Uçakla değil de trenlerle yapılan uzun mesafe yolculukları, bu yolculukların olmazsa olmazı dolmayı, çelik tekerlerden gelen ritmik sesler eşliğinde uyumayı özledim.

Arkadaş görüşmelerinde çıkarsız, makamsız en az 8-10 kişilik gruplarla muhabbetin dibine vurduğumuz zamanları özledim. Büyüklerimin tarikat ihvanlarıyla yaptıkları ki genelde Kürtçe olurdu dini sohbetleri, duman altı olmamıza rağmen cezbeye düşenleri hayret ve biraz da korkuyla izlediğim geceleri özledim.

Biliyorum, o günler bir daha geri gelmeyecek. Çıkarsız, menfaatsiz o yıllar çok gerilerde kaldı. Bugünkü yazım biraz nostaljik ve duygu yoğun bir yazı oldu. Kalanlara sağlık, göçüp gidenlere rahmetler diliyorum.

Yazarın Son Yazıları
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.