Bir el fenerinin bana düşündürdükleri

Geçenlerde 3 harfli marketlerin birinde sadece 79 liraya satılan bir el fenerinin fiyatı beni gerçekten maziye ve ister istemez bir karşılaştırmaya götürdü.

Yayınlama: 23.04.2026 12:18:19
23
A+
A-

Bir zamanlar bir dürüm yemek, küçük bir elektronik üründen çok daha ucuzdu. Bugün ise bir markette satılan basit bir el fenerinin en az iki üç katı. Bu sadece bir fiyat karşılaştırması değil; bu, Türkiye ekonomisinde derin bir yapısal dönüşümün kısa ve çarpıcı özeti.

Eskiden elektronik ürünler “lüks”, gıda ise “temel ve erişilebilir” kabul edilirdi. Bugün bu algı tersine dönüyor. Peki ne değişti?

Aslında mesele tek bir nedene indirgenemez. Bu değişimin arkasında üç temel dinamik var:

İlki, gıda fiyatlarındaki kontrolsüz artış. Tarımda üretim maliyetleri son yıllarda ciddi şekilde yükseldi. Mazot, gübre, yem ve lojistik giderleri arttıkça üretici fiyatları yukarı çekildi. Buna iklim dalgalanmaları ve plansız tarım politikaları da eklenince arz daraldı, fiyatlar hızla tırmandı. Yani dürümün içindeki her malzeme et, sebze, ekmek zincirleme şekilde pahalandı.

İkincisi, hizmet maliyetlerinin sıçraması. Bir dürüm sadece malzemeden ibaret değil; kira, elektrik, çalışan maaşı, vergi gibi kalemler fiyatın büyük kısmını oluşturuyor. Özellikle son yıllarda kira ve enerji maliyetlerindeki artış, küçük esnafı fiyat yükseltmeye zorladı. Bu yüzden artık yediğimiz şeyin maliyeti kadar, onu bize sunmanın maliyeti de ağır.

Üçüncü ve belki de en kritik unsur ise küresel üretim avantajı ve teknolojik ucuzlama. Elektronik ürünler, özellikle basit cihazlar, büyük ölçekli üretim sayesinde giderek ucuzladı. Çin gibi üretim merkezlerinde seri üretim, maliyetleri dramatik şekilde düşürdü. Üstelik teknoloji geliştikçe birim başına maliyet azalıyor. Yani el feneri gibi ürünler, lojistik ve kur etkisine rağmen görece erişilebilir kalabiliyor.

Burada önemli bir kırılma noktası var:

Gıda yerel, elektronik küresel bir ürün.

Yerel olan, ülkenin ekonomik koşullarından doğrudan etkilenir.

Küresel olan ise dünya ölçeğindeki rekabetten beslenir.

Türkiye’de son yıllarda yaşanan yüksek enflasyon, özellikle yerel üretim ve hizmet sektörünü daha sert vurdu. Bu yüzden bir dürümün fiyatı, küresel üretim zincirinden çıkan bir el fenerinden daha hızlı arttı.

Ama bu tablo sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyolojik bir dönüşümü de anlatıyor.

Eskiden insanlar teknolojiyi almakta zorlanır, yemeği daha rahat erişebilirdi. Bugün ise durum tersine dönüyor: İnsanlar elektronik ürüne ulaşabiliyor ama kaliteli ve doyurucu gıdaya ulaşmak giderek zorlaşıyor. Bu, refah algısının da değiştiğini gösteriyor. Çünkü gerçek refah, teknolojik ürünlere erişimden çok, temel ihtiyaçların karşılanabilmesiyle ölçülür.

Sonuç olarak, bir dürüm ile bir el feneri arasındaki fiyat karşılaştırması bize şunu söylüyor:

Sorun sadece fiyatların artması değil, fiyatların hangi yönde ve neden arttığıdır.

Eğer bir ülkede gıda, teknolojiden daha hızlı pahalanıyorsa, bu durum üretimden dağıtıma kadar sistemin yeniden düşünülmesi gerektiğini gösterir. Aksi halde yarın bir gün sadece dürüm değil, en temel besinlere ulaşmak bile daha büyük bir mesele haline gelebilir.

Ve belki de asıl soru şudur:

Biz gerçekten pahalı olan şeyin ne olduğunu doğru yerden mi tartışıyoruz?

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.