Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Ana haber bültenlerinde niçin bu kadar kan revan görüntü var?
Bazı dünya devletlerinde halkın moral değerlerine zarar verdiği, yaşam enerjisini negatif etkilediği için yayın durdurma kararları varken bizde niye bunlar yok?
Sabah programlarından Müge Anlı ve benzerleri niçin devletin ilgili birimlerinin dikkatini çekmez? Bu ülkenin hakimi, savcısı, polisi yok mu ki bir sahne kuruyorlar ve başlıyorlar dedektif gibi iz sürmeye. Bu arada ne kadar gayri ahlaki, toplu…, sado mazoşist ilişkiler yumağı varsa bini bir para. Duygu yüklü abartılı barışma sahnelerinden tutun da, gayri meşru ilişkilerin kurbanı olanların, TV izleyicilerinin reytingini pik ettirdiği sahnelerin yurdum insanına ne gibi bir faydası var, anlayabilmiş değilim.
Gelinlerin birbirlerini kıyasıya eleştirdikleri, düğün merasim videolarının gırgır konusu yapıldığı, yemek programı adı altında bencilliğin hoyratça sergilendiği ve alkış tuttuğu programlara ne demeli?
Zaten millet olarak ekonomi ile yeterince cebelleşirken ana haber bültenlerinde kadın cinayetleri, bıçaklanmalar, dükkan taranmaları ve yasaklı madde kullanan ünlülerin haberleri halkı daha da demoralize etmektedir.
Bu tür programların bir tüketici kitlesi olduğundan yayını devam etmektedir diyebilirsiniz. Her müşterisi olanın meşru sayıldığı bir dünyada mı yaşıyoruz? O zaman yasaklı madde ve bahis sitelerinin de bir tüketici kitlesi vardır. O zaman onlara da meşrutiyet mi verilmeli? Kesinlikle hayır.
Milli manevi duyguları harekete geçiren programların olması en azından pozitif enerji vermez mi?
Nerdeeeeeeee???
ÇOCUK YAPANLAR, YAPMAYANLAR
*Adam okumuş, karısı okumuş. Türkiye ortalamasının çok üstünde bir hane gelirine sahip ama ya 1 çocuk yapıyor, yada o da yok. Halbuki bu kişi değil Cumhurbaşkanımızın dediği gibi 4 çocuk 14 çocuk yapsa, bu çocuklara bakabilecek kapasiteye sahip. Ama ne diyor? Türümüzün çoğalması gibi bir görevim mi var? Bunu diyen Hemşo 10 küsur kardeşe sahip. Bunlara sorsan esasen maddi gelirlerinin iyi olması veya olmaması ile ilgili değil çocuk sahibi olmak istememeleri. Bu çocuklara hak ettikleri geleceği kurup kuramamalarındaki endişeleriymiş, YERSEN. Demiyorlar ki kardeşim biz benciliz, rahatımızdan ödün vermek istemiyoruz. Toplumun iyi eğitimli insanlarının olup olmaması bu okumuş bencillerin umurlarında bile değil. Ama biz biliyoruz ki bu kişilerin çocukları bu güzel imkanlarla gerçekten de ülkenin ihtiyacı olan nitelikli insanları oluşturabilirdi. Ama eğitimliler aynı zamanda korkaklarda. O yüzden nerede eğitimli, aydın ve vicdanlı bireyler varsa yapıyorlar bir en fazla iki velet. Ama hiçbir vasfı olmayan, din iman nedir bilmeyen, her türlü pisliğe bulaşan vurdumduymazlar ise oldukça çok çocuk yapıp sokağa salmaktalar. Artık bu eğitimsiz güruh senin çocuğunun başına mı bela olur, madde bağımlısı olup devletin polisini mi vurur, bilinmez.
Böyle bir kişiyi tanımıştım. Adamın 20’e yakın çocuğu var. Tek anne. Çocukların bir kısmı katil, bir kısmı madde bağımlısı. Hırsızı, arsızı saymıyorum bile. Dinini, diyanetini bilmeyen, sırtlarında “satır ve emanet” ile dolaşan bu pimi çekilmiş el bombalarının ülkenin bırakın kaynaklarını tüketmeye, tükettikleri oksijeni bile zayi etmeye hakları yok. Erkeksen yanlarında yanlış bir kelime kullan.
İçerideki hayatları (mapus damı), dışarıdaki hayatlarından uzun olan bu Homo arkaikler, cesur ama sorumsuz bir ana babanın ürünleri.
Eğitim hayatları, eğitim harici hayatlarından uzun olan diğer Homo sapiensler ise korkak ve de bencil oldukları için maalesef ülkenin ihtiyacı olan kaliteli insan popülasyonunu üretememektedirler.
Bu arada her zaman birileri çıkar ve eleştiri yapar ya, hemen belirtelim ki: Her kalabalık aile çocuğu kriminal işlerle uğraşır ve her eğitimli ailenin çocuğu “on numara beş yıldız” diye bir iddiamız yok. Nice kalabalık aile çocuklarının parmakla gösterilip gıpta edildiğini de biliyoruz. Aynı zaman da varlıklı aile çocuklarının da çizgiden saptıklarını da görüyor, okuyoruz. Benim belirtmek istediğim sorumsuzlar, hiçbir şeyi kafaya takmazların cesur olup durmaksızın üreyip sokağa saldıkları çocuklarının yanında iyi eğitimlilerin bazı mantıklı gerekçelerle ürkek davranıp, dahası konfor alanından çıkmak istememeleri sonucu kaliteli insan kitlesine katkıda bulunamamalarıdır. Zaten ülke nüfusu hızla yaşlanmakta, boşanma oranları artmakta. Önceki nesle göre sahip olunan çocuk sayısı birlere, ikileri düşmekte. Bunun üstüne kaliteli insanların nüfusa katkı oranları da maalesef içler acısı durumda. Varın ülkenin yarınını siz düşünün.
Kitap zamanı: Yazar Oktay Akbal. Eserin adı Zaman Sensin. Varlık yayınlarından 1992 yılında ikinci basımı yapılan kitap günümüzden yarım yüzyıl öncesine ait konuları irdeliyor. Sanırsam günlük bir gazetede yayınlanan yazılardan oluşmuş, nostalji yüklü bir eser. Cumhuriyet, Atatürk ve CHP tandanslı bir görünüm veren bu kitap geçmişin tozlu raflarındaki olguları günümüzde incelemek ve irdelemek isteyenler için ilginç gelebilir. Şahsen benim çok ilgimi çeken konular değildi ama yine de başladığım bir kitabı (165 sayfa gibi oldukça ince bir kitap) ve beğenmesem de izlemeye başladığım bir filmi bitirme gibi hoş olmayan bir özelliğimden ötürü okudum. Geçmişin izini sürmek isteyen nostalji tutkunlarına iyi gelebilir.