Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
ABD’nin büyük bir saldırı ile İran medeniyetini yok edeceğini ifade etmesinden sonra dünya nefesini tuttu. Neyse ki saldırıya ramak kala taraflar uzlaşı sağladı. Şimdilik
ABD ile İran tam “ortalık karışacak” derken son anda frene bastı.
Donald Trump, “vururuz, yıkarız” tonundan “iki hafta bekleyelim” moduna geçti; İran da “tamam ama Hürmüz Boğazı açık kalacak” diyerek şartını koydu.
Böylece iki taraf, son saniyede 2 haftalık şartlı ateşkeste el sıkıştı.
Yani kısaca: Büyük kavga ertelendi, taraflar “biraz sakinleşip konuşalım” dedi.
Cuma günü İslamabad’da masaya oturacaklar.
Şimdilik durum: Silahlar sustu ama herkes hâlâ birbirine yan gözle bakıyor
İran için “5.000 yıllık geçmiş” deyince olay şu aslında:
Dünya yeni şeyler denerken İran, “onu biz MÖ 500’de denedik”modunda
Kültürel süreklilik desen, adamlar adeta medeniyet aboneliğini hiç iptal etmemiş. İçinde hâlâ Pers İmparatorluğu’ndan kalma “eski ama sağlam” ayarlar var
Kısacası:
Bazı ülkeler tarih yazar… İran ise direkt “tarihin ilk sezonlarından beri yayında”
Amerika Birleşik Devletleri için durum biraz farklı:Tarih genç ama özgüven full paket
Dün kurulmuş sayılabilecek bir ülke olmasına rağmen iddiaları şu:“Dünya tarihi mi? Onu da biz yönetiyoruz zaten”. 250 yıllık geçmişle “global başrol benim”moduna hızlı giriş
Eski medeniyetler “binlerce yıl” derken, ABD: “Ben fragmandan girdim ama filmi ben yönlendiriyorum”
Kısacası: ABD’nin Tarihi kısa, etkisi büyük… Ama bazen senaryo fazla iddialı yazılıyor
Gelelim bizdekilerin durumuna.
Allah aşkına bu ne büyük kin ve öfkedir İran’a karşı. Hıristiyan ülkelerin liderlerini sırf İsrail ve Amerikan saldırılarını kınıyor diye yerlere göklere çıkaran bazı aklı evveller, bu iki ülkeyi kınamakla kalmayıp kuduz köpeği itlaf eder gibi cehenneme postalayan, düşürülemez denilen uçaklarını hurdaya çevirip delinemez denilen demir kubbelerini kevgire çeviren İran’a karşı mezhepçi ve ırkçı yaklaşımlarını anlamak mümkün değil. Dinimizde ırkçılık yoktur. Mezhepçilik hiç yoktur. İran saldırıya uğruyor ama bizimkiler ümmet bilincinden yoksun bir şekilde ifadelerde bulunuyorlar ve bu günah onlara yeter.
Saldıran gavurolsaydı onun yanında olurduk. Derler ya, mazlumun dini sorulmaz, sen mezhebini soruyorsun, çüşşş. İslam ümmetini bölmek için mi tamda bugün yardıma muhtaçlarken, Abd ve İsrail saldırırken başladın kara propagandaya. Zamanlaman harika. Kime yarıyor acaba bu iddiaların. Yok kafirmiş, yok münafıkmış, yok beşinci mezhepmiş.
İran’ın yanlışlarını bu köşede defalarca dile getirdim. Haştişabi’nin Sünnilere zulmü, Suriye’de Esad yönetimine verdikleri destek ve ümmet bilinci yerine Şia yayılmacılığı utancı onlara bir ömür yeter. Saçı açık diye kamusal alanda uyguladıkları zulüm bir zamanların “ülkem sahnelerine” benziyor. Yönetilemeyen ülke ekonomisine ambargolarda eklenince orta kesimin bile isyan ettiği ve kepenk kapama eylemleri sonrası olayların patlak verdiği ülkede göstericilere uygulanan insanlık dışı muameleyi de unutmuş değiliz.
İşte tam da bu noktada ilahi bir program adeta devreye girer ve bedel ödeme zamanı gelir. İran’da bu bedeli ödedi sanırım. İnşallah geçici ateşkes kalıcı hale gelir.
Ama bizim duruşumuz bu konuda saldırıya uğrayan İran’ın yanında durmak olmalı. İran Şii değil de Yahudi veya Hıristiyan da olsaydı bu duruşumuz değişmeyecekti. Çünkü komşu İran saldırgan değil saldırıya uğrayandı. Kendileri mezhepçiymiş, Şiiymiş, varsın olsun. Bu onların ayıbı. Saddam Hüseyin’de Sünniydi. Türkiye’de az da olsa var olan Arap milletindendi. Ülke olarak Saddam’ı seven var mı? Zalimdi ve hak ettiği sonu yaşadı.
Mezhepçilik taassubu, ırkçılık hastalığı maalesef şeklen dindar ama zihnen dinden uzak insanları ne hale getiriyor ki yazık, çok yazık.