Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Geçtiğimiz hafta Batmanlılar Vakfı’nın düzenlediği geceye katılmak üzere Ankara’daydım.
Başkent, yalnızca Türkiye’nin yönetim merkezi değil, aynı zamanda ülkenin nabzının attığı, geleceğe dair önemli kararların ve fikirlerin şekillendiği bir merkezdir. Bu ziyaret vesilesiyle uzun zamandır görmediğimiz bürokratlarımızla, iş insanlarımızla ve hemşehrilerimizle bir araya gelme fırsatı bulduk.
Ankara’da yapılan her sohbetin dönüp dolaşıp memlekete çıkması kaçınılmazdır. Batman konuşulur, bölge konuşulur, gençlerin geleceği konuşulur. Geçmiş hatırlanır, bugün değerlendirilir ve yarınlara dair umutlar paylaşılır. Batmanlılar Vakfı’nın gecesinde de yıllardır farklı görevlerde ülkeye hizmet eden birçok değerli isimle bir araya geldik. Herkesin ortak gündemi yine memleket ve bölgenin geleceğiydi.
Ankara temaslarımız kapsamında Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli ile de bir görüşme gerçekleştirdik. MHP Genel Merkezi’nde yapılan görüşmede Türkiye’nin içinden geçtiği süreç, bölgesel gelişmeler ve “Terörsüz Türkiye” hedefi üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulunuldu.
Siyasette uzun yıllar geçirmiş birçok isim vardır. Ancak bazı insanlar vardır ki onları yakından tanıdığınızda farklı yönlerine de şahit olursunuz. Sayın Devlet Bahçeli ile yaptığımız görüşmede beni en çok etkileyen hususlardan biri, son derece mütevazi, sakin ve dikkatle dinleyen bir yaklaşım sergilemesiydi. Türkiye’nin önemli meselelerini konuşurken sergilediği samimiyet ve devlet tecrübesi görüşmenin her anında hissediliyordu.
Görüşme sırasında yalnızca Sayın Bahçeli’nin değerlendirmelerini dinlemekle kalmadık, aynı zamanda bölge halkının sürece ilişkin bakış açısını, beklentilerini ve hassasiyetlerini de kendilerine aktardık. Özellikle vatandaşların artık çatışma ve gerginlik ortamından uzak, huzurun ve istikrarın kalıcı hale geldiği bir Türkiye özlemi içerisinde olduğunu ifade ettik. Gençlerin iş ve gelecek kaygılarının azaltılmasını, bölgenin ekonomik olarak daha fazla kalkınmasını ve kardeşlik hukukunun güçlendirilmesini beklediğini dile getirdik.
Bugün Türkiye’nin önündeki en önemli meselelerden biri, yıllardır ülkeye büyük bedeller ödeten Kürt meselesinin kalıcı şekilde çözüme kavuşturulmasıdır. Bu mesele yalnızca güvenlik boyutuyla değil, toplumsal huzur, ekonomik kalkınma ve demokratikleşme açısından da büyük önem taşımaktadır. Bölge insanı artık annelerin gözyaşının dinmesini, gençlerin hayatlarını umutla kurmasını ve enerjinin çatışmaya değil kalkınmaya harcanmasını istemektedir.
Bu noktada Sayın Bahçeli’nin son dönemde ortaya koyduğu yaklaşım dikkat çekmektedir. Çünkü siyasette bazen alışılmış kalıpların dışına çıkmak ve ülkenin geleceği adına sorumluluk almak gerekir. Bahçeli’nin “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda ortaya koyduğu irade, yıllardır çözülemeyen sorunların çözümü adına önemli bir siyasi sorumluluk örneği olarak değerlendirilmektedir. Elbette farklı görüşler olacaktır, farklı değerlendirmeler yapılacaktır. Ancak meseleye Türkiye’nin huzuru ve geleceği açısından bakıldığında, herkesin elini taşın altına koyması gereken bir dönemden geçtiğimiz açıktır.
Yaklaşık kırk yıldır süren çatışmalı süreç sadece can kayıplarına yol açmadı, aynı zamanda bölgede ekonomik ve sosyal gelişimin de önünde önemli engeller oluşturdu. Bugün Batman’dan Diyarbakır’a, Mardin’den Şırnak’a kadar geniş bir coğrafyada insanlar artık huzur, yatırım, istihdam ve gelecek konuşmak istiyor. Gençler iş bulmak, aileler çocuklarını güven içerisinde büyütmek istiyor. İnsanların beklentisi çok net daha fazla kardeşlik, daha fazla demokrasi ve daha fazla kalkınma.
Ankara’daki temaslarımız boyunca gördüğümüz bir diğer gerçek de bölge insanının süreci dikkatle takip ettiğidir. İnsanlar verilen mesajları önemsiyor, atılan adımları izliyor ve bu kez sonuç alınmasını istiyor. Çünkü geçmişte birçok umutlu başlangıç yaşandı ancak istenilen noktaya ulaşılamadı. Bu nedenle bugün toplumun en büyük beklentisi, sürecin günlük siyasi tartışmaların ötesine geçerek kalıcı sonuçlar üretmesidir.
Biz de görüşmemizde Batman’ın ve bölgenin sesini Ankara’ya taşımaya çalıştık. Vatandaşlarımızın beklentilerini, kaygılarını ve umutlarını muhataplarına aktardık. Çünkü bu ülkenin her ferdinin huzur içerisinde yaşayacağı bir geleceğin inşası, ancak toplumun bütün kesimlerinin görüşlerinin dikkate alınmasıyla mümkündür.
Ankara’dan ayrılırken aklımda kalan en önemli düşünce şuydu, Türkiye’nin huzuru, kardeşliği ve birlikteliği için atılacak her samimi adım toplumda karşılık bulacaktır. Bölgenin beklentisi büyük, umudu diri. İnsanlar artık sorunların değil çözümlerin konuşulduğu bir Türkiye görmek istiyor.
Temennimiz odur ki, yıllardır özlemini çektiğimiz huzur ve kardeşlik ortamı kalıcı hale gelsin. Kazanan siyasi partiler değil, Türkiye olsun. Kazanan belli çevreler değil, bu ülkenin gençleri olsun. Ve kazanan, yıllardır barışa, huzura ve kardeşliğe hasret kalan milletimiz olsun.
