İLAHİ ADALETİN RÜZGARI NE ZAMAN ESECEK?

Yayınlama: 30.09.2026 13:27:39
Düzenleme: 30.09.2026 14:07
19
A+
A-
Zihin Haritası

Geçen günlerde bir haber kanalında gördüğüm bir hırsızlık olayı uzun süre zihnimden çıkmadı.

Neden mi? 152 suç kaydı olan ve 160 yıl hapis cezası bulunan bir kadındı… Kapıyı, pencereyi zorlamadan değil, adeta günlük rutinini yerine getirir gibi elini kolunu sallayarak bir eve giriyor. Evdeki birikimi, ziynet eşyalarını çalıp kayıplara karışıyor. Polisimiz sağ olsun, kameralardan çarşaflı ve yüzü kapalı bu kişinin izini sürüyor, kısa sürede açık-saçık kıyafetiyle kıskıvrak yakalayıp adalete teslim ediyor.

Asıl düşündürücü ve toplumsal vicdanı yaralayan husus; 152 suç kaydı ve 160 yıl hapis cezası bulunan birinin sokakta elini kolunu sallayarak gezip dolaşabilmesidir. Bu durum sadece bireysel bir vaka değil, sistemin bütününe ayna tutan derin bir meseledir.

Bu çarpıcı olay üzerinden; şu temel soruları soralım:

1- Suç makinesine dönüşen bir profil: Bu kadını böylesine yoğun bir suç sarmalına iten sebepler nelerdir?

2- Ceza ve hüküm: Toplam 160 yıl hapis cezası bulunan biri, elini kolunu sallayarak aramızda nasıl dolaşabiliyor?

3- Caydırıcılık: 152 suç kaydı olan bir fail, suç işlemeye devam etme cesaretini hangi boşluktan alıyor?

4- Yargı ve emniyet: Polis faili yakalayıp adalete teslim ederken, mahkemeler neden yeterince caydırıcı cezalar veremiyor?

5- Toplumsal güven: Tekrar suç işleme potansiyeli yüksek bu profiller neden yeniden toplumun içine salıveriliyor?

6- Mevzuat yeterlimi: Hakimler dosya ve kanunlara bakarak karar verirken “yasalar böyle” diyerek yerine, bu eksikleri giderecek bir inisiyatif neden almıyor?

7- Islah: Suç işlemek bu kadar kolay, bedel ödemek bu kadar hafif olmamalı. Bugün cezaevlerinde dört duvar arasında mahkûmiyet koşulları, suç makineleri için yeterince caydırıcı olmaktan çok uzakta. Bu caydırıcı cezalandırma modeli artık bir seçenek değil, yerine taş veya kömür ocakları gibi alanlarda çalıştırılmaları, suç işlemenin önüne geçecek en güçlü caydırıcı bir ceza yöntemi olacaktır.

Ezcümle: “Şeriatın kestiği parmak acımaz” verilen ceza (parmağın kesilmesi) kişiye acı vermez veya bu acı, adaletin sağladığı huzurun yanında hükümsüz kalır.

Dolayısıyla caddelerimizin, sokaklarımızın huzurunu bozan, insanların emeğine el uzatan, hırsızlıkla, gaspçılıkla veya haraç çeteleriyle halkı sindiren bu suçlular için kalıcı tedbirler alıp “İlahi adalet’i” tesis edecek düzenlemelerin zamanı gelmedi mi?…

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.