HAYASIZLIKTA BİR KUDURMUŞLUK VAR!

Modern çağ dediğimiz bu zaman diliminde her şeyi görünür kılmak ve dikkat çekmek arzusu, özel alanın ihlali ve mahremiyetin ifşası ailedeki edep ve hayâ kavramlarını ciddi bir şekilde zedelerken sosyal çürümeyide hızlandırmaktadır.

Yayınlama: 20.10.2026 13:00:09
8
A+
A-
Zihin Haritası

Edep, haddini bilmek ve sınırı aşmamaktır. Ailede, iş yerinde ve toplumda herkesin bir yeri ve sınırı vardır. Bütün sıkıntı ve geçimsizlikler hep haddi aşmaktan kaynaklanmaktadır. Özellikle aile mahremiyeti ihlal ve ifşa edildiğinde, toplumda büyük kötülükler ve bozulmalar ortaya çıkar.

“Büyüklerimiz çok önceden ne güzel özetlemişler: ‘Komşunla ne kadar samimi olursan ol, aradaki duvarları yıkma’ demişler.”

Eski kuşak aile bireyleri mahremiyet perdesini duvarların arkasında büyük bir hassasiyetle gizlerken… Yaşadığımız bu zaman diliminde ise; yeni kuşaklar ellerindeki ekranların parıltısı altında; gizlisi/saklısını dijital gözetim çağı olan sosyal medyada mecralarında mahrem duvarlarını yıkarak gizlenen mahremiyet perdesini bir hayranlıkla mahremi olmayanlara izletirirken; amiyane tabirle evin içinde giyilmeyecek renkli, pullu, incecik, dar ve kısa giysilerle; sosyal medya mecralarında, çarşı ve pazarlarda; öküzün trene baktığı gibi sapıkların bakışlarına bedenlerini sergilemektedirler.

Ezcümle mahremiyet perdelerini yırtıp resimlerini ve videolarını sansürsüzce sosyal medya mecralarında paylaşarak ahlaksızlığı ve edepsizliği yayanlara bir türlü anlam veremiyorum?

Dolayısıyla, edepsizlikte ve hayâsızlıkta bir kudurmuşluk ve bir debelenenme var!

Demem o ki; iletişim araç ve gereçleri, hayatımızı bir yönüyle kolaylaştırırken diğer yönüyle menfi şekilde etkilemektedir. Kitle iletişim araçlarının ve sosyal medya mecralarında sınır tanımaksızın ve ölçüsüzce, mahremiyeti zedelerken; ebeveynler çocuklarını karakterli, ahlaklı ve çağın gereksinimlerine uygun biçimde yetiştirmek yerine, sınırsız, belirsiz ölçülere sahip, ahlak edep ve terbiyeden yoksun, İslami değerlerden uzak bir şekilde yetiştirmekte…

Sonra da “neden ayakta duramıyoruz?” diye serzenişte bulunuyorlar!

Aklıma gelmişken; Kur’an-ı Kerimin Tahrim Sûresinin 6. Ayetinin mealini dikkatlere sunmadan geçemeyeceğim.

“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. O ateşin başında gayet katı, çetin, Allah’ın kendilerine verdiği emirlere karşı gelmeyen ve kendilerine emredilen şeyi yapan melekler vardır.”

Kıymetli okurlarım,

Âyet-i Kerimenin ikazıyla İslam inancında hayâ (utanma duygusu), sadece insanlardan çekinmek değil, aynı zamanda Allah Teâlâ’ya karşı haddini ve sorumluluklarını bilmektir ve her türlü çirkinlikten ve kötülükten uzak kalmaktır.

Yukarda arz ettiğim olumsuzluklara ilişkin; hayâsızlık yalnız çıplaklık değildir. Kalbin örtüsünü yırtmak, göz kapaklarının utanmasını kaldırmakta hayâsızlıktır. Bediüzzaman Hazretleri bu tehlikeyi şöyle dile getirir: “Bu zamanda zındıka dalaleti, İslâmiyete karşı muharebesinde, nefs-i emmarenin plânıyla, Şeytan kumandasına verilen fırkalardan en dehşetlisi; yarım çıplak hanımlardır.”

Sözün özü; Kim neye hizmet eder ve neyi paylaşırsa, ondan bir pay alır: Hayırsa hayır,  Şerse şer…

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.