Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Yine bir bayram geldi.
Eskiden bayramlar yaklaşırken içimizi tatlı bir telaş kaplardı. Ramazan ayının yorgunluğu, bayram sabahının sevinciyle unutulur, evlerde ayrı bir hareketlilik başlardı. Çocukların heyecanı, büyüklerin hazırlığı, günler öncesinden başlayan alışveriş telaşı… Bayram, sadece bir gün değil bir coşku, bir umut, bir bereket demekti.
Şimdi ise tablo farklı. Ekonomik darboğazın gölgesinde, vatandaş bayramın gelmesini bile temkinli karşılar hale geldi. Çünkü bayram artık sevinç kadar hesap kitap demek.
Şeker fiyatının 3000 lirayı bulduğu bir ortamda, vatandaş evine nasıl şeker alacak?
Çocuklarına nasıl bayramlık kıyafet giydirecek?
Liste uzun… İhtiyaç çok… Ama bütçe dar.
Garibanın gücü neye yetecek?
Geçmişe dönüp baktığımızda, her geçen günü arar olduk. Dün bugünümüzden daha kolaydı sanki. Bugün ise yarını düşünmek bile kaygı veriyor.
Et fiyatının 1000 liraya yaklaştığı bu günlerde, bayram sofralarında et pişecek mi? Bayramın bereketi sofralara yansıyacak mı? Yoksa birçok evde sadece hatıralar mı konuşacak?
Bayram, dayanışma demektir. Paylaşmak demektir. Ancak paylaşacak imkân kalmadığında, bayramın ruhu da zedeleniyor. Yine de umut etmek istiyoruz. Çünkü bayram, sadece maddi hazırlık değil; gönül hazırlığıdır. Belki sofralar eskisi gibi zengin olmayacak ama gönüller bir araya gelirse, bayram yine bayram olur.
Yeter ki insanlar bayramı kaybetmesin…
* * *
SOFRALAR KURULDU, GÖNÜLLER BULUŞTU
Bu yıl Ramazan ayı kentte, belediyenin düzenlediği iftar programları ve kültürel etkinliklerle daha da anlam kazandı. İftar sofraları yalnızca belirli bir noktaya sıkışmadı geçmiş yıllara kıyasla daha geniş bir alana yayıldı. Özellikle sadece tek bir merkezle sınırlı kalınmaması, Ramazan’ın ruhuna uygun güzel bir adım oldu.
Her gün farklı bir mahallede kurulan iftar sofraları, yöneticiler ile vatandaşları aynı sofrada buluşturdu. Bu buluşmalar sadece yemek paylaşımı değil, aynı zamanda dertleşme ve sorunları yerinde dinleme fırsatı da sundu. Halkın talep ve beklentilerini doğrudan dinlemek, yöneten ile yönetilen arasındaki mesafeyi azaltan önemli bir adımdır. Bu tür etkinliklerin artarak devam etmesi, toplumsal dayanışma açısından büyük önem taşımaktadır.
Öte yandan vakıflar ve sivil toplum kuruluşlarının yaptığı yardımlar sayesinde dargelirli vatandaşların yüzü bu ay biraz olsun güldü. Gösterişten uzak, “Bir elin verdiğini öbür el görmesin” anlayışıyla yapılan destekler, Ramazan’ın en güzel yönlerinden biri oldu. Sessizce yapılan iyilikler, en kıymetli olanlardır.
Ancak ne yazık ki bunun tam tersini yapan görüntülere de şahit olduk. Yardım paketini verirken adeta poz veren, yardım ettiği kişiyi kameraya alarak bunu sosyal medyada paylaşan görüntüler hepimizin önüne düştü. İyilik, gösteri malzemesi değildir. Yardım, reklam aracı hiç değildir.
Artık bu alışkanlıklardan vazgeçilmesi gerekiyor. Yapılan yardımın hayrını bile zedeleyen bu tür davranışlar yerine, gerçek anlamda sessiz ve onurlu destekler tercih edilmelidir.
Ramazan’ın mesajı nettir: Paylaşmak, dayanışmak ve gönül kazanmak. Sofralar kuruldu, gönüller buluştu; önemli olan bu ruhun yılın her dönemine yayılmasıdır.
İYİ BAYRAMLAR…