Gece herkes uyurken…

Gündüz güçlü duran birçok insanın geceleri kırıldığı bir yer vardır: mutfak.

Yayınlama: 07.06.2026 12:49:05
8
A+
A-

Kimileri buna “canım çekti” der, kimileri “alışkanlık”… Ama bazen gece yemek yeme atakları yalnızca açlık değildir. Çünkü bedenin değil, zihnin doymaya çalıştığı geceler vardır.

İnsan gün içinde çoğu zaman duygularını erteler. Üzülür ama çalışmaya devam eder. Yorulur ama güçlü görünür. Kırılır ama susar. Akşam olduğunda ise dünya sessizleşir; bastırılan duygular konuşmaya başlar. İşte tam o saatlerde birçok kişi kendini buzdolabının kapağını açarken bulur.

Gece yenilen şey bazen tatlı değildir; huzur arayışıdır.

Özellikle duygusal yükü fazla olan kişilerde gece yemek yeme davranışı bir tür rahatlama mekanizmasına dönüşebilir. Beyin kısa süreli dopamin ve sakinlik hissi ister. Birkaç lokma ile gelen geçici rahatlama, kişiyi kısa süreliğine sakinleştirir. Ancak ardından suçluluk, pişmanlık ve kendine öfke gelir.

Asıl mesele burada başlar: “Ben neden kendimi durduramıyorum?”

Çünkü insan yalnızca iradesiyle yaşayan bir varlık değildir. Duygular, geçmiş deneyimler, stres düzeyi, yalnızlık hissi ve hatta çocuklukta kurulan ilişki biçimleri bile yeme davranışını etkileyebilir.

Bazı insanlar çocukken yemekle teselli edildi.

Bazıları sevgiyi sofrada gördü.

Bazıları ise ilk kez gece sessizliğinde kendini hissedebildi.

Bu yüzden çözüm yalnızca “kendini tutmak” değildir.

Önce kendine şu soruyu sormak gerekir:

“Ben gerçekten neye açım?”

Belki anlaşılmaya…

Belki dinlenmeye…

Belki şefkate…

Belki de uzun zamandır susturduğunuz kendinize…

Gece ataklarını azaltmanın ilk yolu, kendinizi suçlamayı bırakmaktır. Çünkü insan kendine ne kadar sert davranırsa, zihni o kadar kaçış arar.

Bazen iyileşme, diyetten önce duyguları fark etmekle başlar.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.