BATMAN İL OLDUĞUNDA HAYAL ETTİĞİMİZ BATMAN BU MUYDU?

Batman’ın il olduğu günden bugüne yıllar geçti. Nüfusumuz büyüdü, binalar yükseldi, araç sayımız arttı, yeni mahalleler oluştu.

Yayınlama: 10.09.2026 12:23:25
11
A+
A-

Şehir kâğıt üzerinde büyüdü ama bugün hepimizin kendisine sorması gereken çok daha önemli bir soru var:

Batman il olduğunda hayal ettiğimiz şehir gerçekten bu muydu?

Açık konuşalım; benim açımdan cevap hayır.

Çünkü yıllardır aynı sorunları konuşuyoruz. Trafik diyoruz, otopark diyoruz. Sosyal alanların yetersizliğinden şikâyet ediyoruz. Çocuklarımız için daha fazla spor alanı, yüzme havuzu, kültür ve sanat merkezi istiyoruz. Gençlerimizin şehirde kendisini geliştirebileceği imkânların artmasını bekliyoruz. Yazın dayanılmaz sıcaklarında insanların nefes alabileceği alanların çoğalmasını istiyoruz.

Sonra birkaç yıl geçiyor ve dönüp bakıyoruz: Biz hâlâ aynı şeyleri konuşuyoruz.

Peki sorun nerede?

Sadece belediyelerde mi? Sadece milletvekillerinde mi? Sadece bürokratlarda mı? Sadece siyasi partilerde mi?

Hayır.

Asıl zor soru burada başlıyor.

Yaşadığımız ve sürekli şikâyet ettiğimiz şehrin ortaya çıkmasında hepimizin bir payı var.

Çünkü şehirler yalnızca yöneticilerin yaptığı binalardan, açtığı yollardan veya hazırladığı projelerden ibaret değildir. Şehir dediğimiz şey aynı zamanda toplumun talebidir, ısrarıdır, eleştirisidir, tercihidir ve siyasi hafızasıdır.

Eğer biz yıllarca kötü bir uygulamayı eleştirmek yerine kabulleniyorsak, yanlış gördüğümüz bir konuda sesimizi çıkarmıyorsak, seçimden seçime hatırlayıp sonra unutuyorsak, şehir adına daha büyük bir vizyon istemiyorsak, o zaman ortaya çıkan tablonun sorumluluğundan tamamen kaçamayız.

Batman’ın artık “idare eder” anlayışından kurtulması gerekiyor.

“Buna da şükür” diyerek şehir yönetilemez.

Bir şehir sadece yeni binalarla gelişmiş olmaz. Modern şehir; insanına nefes alacak alan bırakan, çocuklarına güvenli ve nitelikli sosyal imkânlar sunan, gençlerini başka şehirlere mecbur bırakmayan, ulaşımı planlı, çevresi temiz, kültür ve sanat hayatı canlı, ekonomisi çeşitlenmiş şehirdir.

Biz Batman’da çoğu zaman yeni bir proje duyduğumuzda projenin kendisinden çok, “Nerede yapılacak, kimin döneminde yapılacak?” diye konuşuyoruz.

Oysa sormamız gereken daha büyük bir soru var:

“Bu proje Batman’ı 10 yıl sonra nereye taşıyacak?”

İşte bizim eksikliğimiz biraz da burada.

Batman’ın artık günü kurtaran değil, geleceği planlayan bir şehir aklına ihtiyacı var.

Bugün 7 yaşındaki çocuklarımız büyüdüğünde nasıl bir Batman’da yaşayacak?

Gençlerimiz üniversiteden döndüğünde burada kalmak için nedenler bulabilecek mi?

Bir aile hafta sonunu geçirmek istediğinde şehrinde yeterli sosyal ve kültürel seçenek bulabilecek mi?

Spor yapmak isteyen bir genç, yüzmek isteyen bir çocuk, müzikle ilgilenen bir öğrenci, yeni bir fikir geliştirmek isteyen bir girişimci, sanatla uğraşmak isteyen bir genç bu şehirde kendisine alan bulabilecek mi?

Bunları sormak zorundayız.

Çünkü Batman’ın kaderi yalnızca yöneticilerin elinde değil. Batman’ın kaderi biraz da Batmanlıların ne istediğine bağlı.

Artık daha yüksek sesle istemeliyiz.

Daha iyi ulaşım istemeliyiz.

Daha fazla yeşil alan istemeliyiz.

Daha fazla spor tesisi istemeliyiz.

Yüzme havuzları, kültür merkezleri, bilim ve teknoloji alanları, gençlik merkezleri, sanat mekânları istemeliyiz.

Ama sadece istemek de yetmez.

Takip etmeliyiz.

Verilen sözlerin peşine düşmeliyiz.

Projenin ne zaman başlayacağını sormalıyız.

Ne kadar bütçe ayrıldığını sormalıyız.

Neden geciktiğini sormalıyız.

Kim yaparsa yapsın, doğruyu desteklemeli; yanlışı da kim yaparsa yapsın eleştirebilmeliyiz.

Batman’ın ihtiyacı olan şey tam olarak budur:

Kişilere değil, şehre bağlı bir vatandaşlık bilinci.

Çünkü bugün iktidarda olan değişebilir, belediye başkanı değişebilir, bürokrat değişebilir, siyasi dengeler değişebilir.

Ama Batman burada kalacak.

Biz burada kalacağız.

Çocuklarımız burada büyüyecek.

O halde artık “Kim yaptı?” sorusundan önce “Batman’a ne kazandırdı?” sorusunu sormalıyız.

Belki de bugün hepimizin biraz durup aynaya bakma zamanı.

Batman’ın bugünkü halinden memnun değilsek, sadece başkalarını suçlamak kolay.

Asıl zor olan, “Ben bu şehrin daha iyi olması için bugüne kadar ne yaptım?” diye kendimize sormak.

Bir vatandaş olarak ne kadar takip ettim?

Ne kadar eleştirdim?

Ne kadar önerdim?

Ne kadar destek verdim?

Ne kadar hesap sordum?

Ve en önemlisi, şehrin geleceği için ne kadar sorumluluk aldım?

Batman’ın artık yeni bir hikâyeye ihtiyacı var.

Bu hikâyeyi yalnızca yöneticiler yazamaz.

Siyasetçisiyle, bürokratıyla, esnafıyla, gazetecisiyle, akademisyeniyle, sivil toplumuyla, genciyle, kadınıyla ve vatandaşıyla hep birlikte yazmak zorundayız.

Çünkü mesele sadece Batman’ın bugününü konuşmak değil.

Mesele, çocuklarımıza nasıl bir Batman bırakacağımız.

İl olduğumuzda hayal ettiğimiz Batman bu muydu?

Ben kendi adıma bu sorunun cevabını verirken hayal kırıklığı yaşıyorum.

Ama hayal kırıklığı, umutsuzluk anlamına gelmemeli.

Tam tersine, belki de değişimin ilk adımıdır.

Önce kabul edeceğiz.

Eksiklerimizi göreceğiz.

Sonra konuşacağız.

Eleştireceğiz.

Talep edeceğiz.

Takip edeceğiz.

Ve gerektiğinde hep birlikte değiştireceğiz.

Çünkü unutmayalım:

Şikâyet ettiğimiz şehir biraz da bizim eserimizdir.

O halde artık sadece Batman’dan şikâyet etmeyelim.

Batman için sorumluluk alalım.

Ve belki de bugün hep birlikte şu soruyu yeniden soralım:

“Çocuklarımıza bırakmak istediğimiz Batman gerçekten bugün yaşadığımız Batman mı?”

Eğer cevabımız hayırsa, artık beklemek yerine değişimin nasıl gerçekleşeceğini konuşmanın zamanı gelmiştir.

Yazarın Son Yazıları
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.

o sohbet org