Cüneyt Özdemir giller, Sinan Çetin giller…

Toplumsal ve siyasal iklimin yön değiştirdiği dönemlerde, entelektüel ve figüratif duruşların nasıl şekillendiğini izlemek Türk medyasının en eski seyirliklerinden biridir. Bu durumun en tipik tezahürü ise yaşam tarzı itibarıyla tamamen Batılı, seküler ve metropol hayatının tüm konforlarına eklemlenmiş isimlerin, ekranlarda ve dijital mecralarda düzenli olarak “Kemalist, seküler ve elit” kesime eleştiri okları fırlatmasıdır.

Yayınlama: 01.09.2026 13:30:44
24
A+
A-

Bu durum basit bir fikirsel dönüşüm ya da muhafazakâr dünyanın değerlerini aniden keşfetme meselesi değildir; sosyolojik ve pragmatik bir illüzyondur.

Konfor Alanı Seküler, Retorik Muhafazakâr

​Söz konusu isimlerin günlük yaşam pratiklerine bakıldığında, eleştirdikleri o “seküler ve elit” kesimden en ufak bir farkları yoktur. Sanatsal tercihlerinden tatil rotalarına, tüketim alışkanlıklarından sosyal çevrelerine kadar her detay tamamen modern ve küresel dünyanın kodlarına dayanır. Ancak iş mikrofon karşısına ya da kamera önüne geçmeye geldiğinde, bu yaşam tarzıyla tamamen çelişen bir söylem üretilir:

* ​Cumhuriyet reformlarını ve Kemalist mirası köksüzlükle suçlamak,

* Osmanlı nostaljisini ve muhafazakâr değerleri araçsallaştırarak yüceltmek,

* Seküler kesimin kaygılarını “üstenci ve kopuk” olarak yaftalamak.

Buradaki temel çelişki, eleştirilen yaşam tarzının bilfiil bizzat yaşanmaya devam etmesidir. Muhafazakâr dünyanın ahlaki ve fikri derinliğini tahlil etmek yerine, o dünyayı idare eden iktidar erki ve kitlelerle stratejik bir ünsiyet kurma çabası öne çıkar.

Sermaye, İhale ve “Kabul Görme” Arayışı

​Bu tutumun arkasındaki temel motivasyon iki ana eksende toplanır:

* Sermaye ve İhale Eksenı: Kültür-sanat, medya ve yapım sektörünün kamu kaynaklarıyla doğrudan ilişkili olduğu bir ekosistemde, iktidar alanlarına şirin görünmek ekonomik sürdürülebilirliğin en kestirme yoludur.

* Sosyolojik Dokunulmazlık: Yaşam tarzı nedeniyle hegemonik söylemin hedefi olma riskini, “bakın ben de sizden biriyim, sizin gibi düşünüyor ve geçmişinizi yüceltiyorum” mesajı vererek bertaraf etme arayışıdır.

Güvenilirlik Krizinin Özü

​Sonuç olarak ortaya ne tam anlamıyla muhafazakâr bir entelektüel ne de samimi bir liberal/seküler profil çıkar. İki tarafa da tam yaranamayan, her devrin konjonktürüne göre konum alan ve neticesinde ciddi bir inandırıcılık krizi yaşayan bir kimlik kalır. Eleştirdiği dünyanın tüm imkânlarından faydalanıp, övdüğü dünyanın imkanlarını ise bir ikbal kapısı olarak görmek, fikir adamlığı değil, olsa olsa profesyonel bir iklim uyumculuğudur.

Yazarın Son Yazıları
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.

o sohbet org