Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Kıymetli okurlarım! Bugün sizlerle, insanlığın var olduğu günden beri aradığı ve uğruna asırları devirdiği “adalet” konusuna geçmeden önce, dikkat çekici bir hadis-i şerifle başlamak istiyorum: “Bir saat adaletle hükmetmek, bir sene ibadet etmekten daha hayırlıdır.”
Neden bir saatlik adalet? Koca bir yılın secdesinden daha ağır gelir mizanı ilahide? Çünkü bir ülkenin gerçek aydınlanması sokaklarının parlaklığıyla değil, vicdanların adaletiyle ölçülür.
Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya’nın “Adaletin zayıfladığı yerde devletten bahsedilmez” değerlendirmesi, tam yerinde bir ifade…
Özellikle adalet denilince ilk akla gelen Hz. Ömer olur… Peki, Ömer’i “Ömer” yapan neydi? Sarayları, orduları mı?
Tabiki hayır…
Ömer’in adaleti, devletin zirvesindeyken bile kendisini “sıradan bir insanla” aynı çizgiye çekebilme cesaretiydi. Çünkü Müslüman olsun ya da olmasın, adalet kapısında herkes rahatlıkla hakkını arayabilir, şikâyetini dile getirebiliyordu. Bunun en güzel bir örneği de Hz. Ömer ile bir sahabe arasında yaşanan ve tarafları davalık eden bir hadisedir. Davacı olan sahabe, “Davamızı Zeyd bin Sâbit görsün,” der. Hz. Ömer de kabul eder.
Hz. Ömer, çok uzun zaman önce, Zeyd bin Sâbit’i (r.a.), bizzat kendisi vali olarak tayin etmiştir.
Hâsılıkelam…
Halife Ömer; Vali (kadı hâkim) Zeyd bin Sâbit’in huzuruna bir “davalı” olarak çıktığında, hâkimin kendisine devlet başkanı muamelesi yapmasına hiddetlenip parmağını sallayarak şöyle haykırmıştı.
“Huzurunda halife ile halktan sıradan bir insan eşit olmadığı müddetçe, sen bu makama layık olamazsın! Hâkim, vazife başında iken halifenin değil, yalnızca Allah’ın emrini ve hükmünü yerine getirmelidir…” diye ikazda bulunur.
Demem o ki; yaşadığımız bu zaman diliminde dünyayı kasıp kavuran en büyük hastalık, makamların hukukun üstünde konumlandırılmasıdır. Oysa adalet, gücün karşısında eğilmeyen, aksine gücü hizaya getiren bir terazidir. Hz. Ömer, vali-yargıç (kadılarına)…”Sizi halka zulmedin diye değil, adaleti inşa edin diye atadım” derken, aslında modern dünyanın hâlâ çözemediği bir dersi ortaya koymuştur…
Özetle, Hz. Ömer’in bu can alıcı muazzam tespitlerini taçlandırmak adına; içinde eşitlik barındırmayan bir sistem ayakta durmaz. Bu düsturla Bediüzzaman Hazretlerinin o meşhur “adalet” ifadesini dikkatlere sunmak istiyorum.
“Düstur-u nübüvvet “Kuvvet haktadır, hak kuvvette değildir” der, zulmü keser, adaleti temin eder.”
Kıymetli okurlarım,
Mevki-makam ve unvan sahipleri ile halktan sıradan bir insan eşit olmadığı; eşitlikten kasıt, herkese aynı kalıbı giydirmek değil, kanun karşısında herkesi aynı çıplaklıkla eşitlemektir. Asr-ı Saadet’i
“Saadet” yapan sır… Köle ile efendinin, siyah ile beyazın, zengin ile fakirin mahkeme kapısından içeri girerken unvanlarını dışarıda bıraktığı bir dönemdi o dönem…
Rabbim bizleri, Hz.Ömer gibi adaleti kuşanmış, gücünü hukuktan alan, hak yemeyen ve hakkı yedirmeyen idarecilerimizle hemhâl eylesin… Amin.